Ramazan Sayar

Sağım Yalan Solum Yalan

Ramazan Sayar

Sessiz, şirin bir ülkenin, sessiz şirin bir diyarında bir padişah... Bu padişahı diğerlerinden ayıran tek şey babadan oğula geçen bir miras değil de halkın istekleri ile padişah koltuğuna oturması.

Onun için, onca yardımcısı olmasına rağmen yine de zaman zaman halkı ile buluşup konuşmayı, varsa dertlerini tasalarını makamında dinlemeyi adet edinmiştir. Zaman zaman tebdili kıyafet gezip halkın içinde dolaştığı olur. Ama kimseler bilmez.

Toplantılar yapacağı zaman halka duyurur. Gazetecileri çağırır ve bir müddet sonra gazetecileri geri çıkarır. Katiplerine metinler hazırlatıp basına yayına gönderir.

Gazeteciler durumdan memnun. Ancak bir gazeteci toplantı da neler olup bittiğini merak eder. Öğrenmek için tebdili kıyafet giyip içeride kalır.

Ancak onlar gittikten sonra bazı baba gazeteciler gelip, baş köşeye oturup diğer gazetecilere yasak olan toplantıları baştan sona izlerler.

Padişah zaman zaman bu işin içinde bir bit yeniği var dese de buna bir çare bulamaz.

Şimdi nasıl yapıp nasıl edip de bunu halka anlatmalı diyerek, günlerce gecelerce düşünür. Fakat görünen köyün klavuz istemediği fotoğrafı bunu imkansız kılar.

Kendi kendine meğer her şey bir illizyondan yani göz yanılmasından ibaret olduğunun farkına varır.

Sahne yalan.  Padişah yalan. Halk yalan. Orada bulunan herkesin bu yalana çanak tutan figüranlar olduğunu görür.

Körler ve sağırlar birbirlerini ağırlarlamaya, halk padişahı alkışlamaya, devran bildiği gibi dönmeye devam eder.
Ne onlar erer muradına, ne de diğerleri çıkar kerevitine. Tas aynı. Hamam aynı.

Gazeteci, Şair Zülfü BEYHAN'a ait bir Artvin türküsü ile...
Tüm olanları düşünerek söyleye söyleye yürür gider.

Bakalım gazetecinin söylediği Şair Zülfü BEYHAN'ın gönlünden, elinden, dilinden, sözünden, kaleminden ve sesinden hangi nameler dökülmüş şimdi dinleyelim.

SAĞIM YALAN SOLUM YALAN

Saçlarıma rüzgar değdi.
Elin gibi, elin gibi.
Ben o rüzgarı tanırım.
Gül kokulu tenin gibi.

Sağım yalan solum yalan.
Giden yalan dönen yalan.
Döndüm baktım dünya yalan.
Senin gibi, senin gibi.

Bu yol gidip dönülmezmiş.
Bu iz tarif edilmezmiş.
Var mı yok mu sezilmezmiş.
Benim gibi, benim gibi.

Sağım yalan solum yalan.
Giden yalan, dönen yalan.
Döndüm baktım dünya yalan.
Senin gibi, senin gibi.

Geldin öldün güldün öldün.
El attın uykumu böldün 
Ben bülbüldüm sen de güldün.
Bakma bana bir el gibi.

Sağım yalan, solum yalan.
Giden yalan dönen yalan.
Döndüm baktım dünya yalan.
Senin gibi, senin gibi.

Yazarın Diğer Yazıları