
Zekatı Verilmezse
Mustafa Özyurt
Ama cahil adam ne dediğinden, ne yaptığından haberi yok. Öküz Sahibi Mahkemeye koştu Ala öküzün derisi ortada. En sonunda öküz sahibi Ali Semerkandîyi mahkemeye vermek üzere harekete geçti. O zamanın yargıcı bulunan kadıya kadar gidip şikâyet etti. Kadı bindi atına geldi köye ve ifadeleri aldı.
Yalancı şahitler: “Öküzü kurt böyle yemez, parçalar. Bakın bu deri parça parça edilmemiş. Bu deriyi adam yüzmüş” dediler. Deri hakikaten usta bir kasap tarafından yüzülmüş gibi idi, Kadı Şeyh Ali'ye: “Sen ne diyorsun?” diye sordu. Hattâ “şahidin var mı?” dedi. Şeyh Ali: “Benim şahidim kim olsun? Dağlar taşlar olsun” dedi. Şeyh Ali'ye ters ters bakan Kadı: “Behey adam, dağlar taşlar şahit mi olur?” dedi.
Şeyh Ali, Kadı'nın niyetini hissediyordu. Cenabı Allah'ın izni ile mânevi yetkisini kullanacaktı. Nitekim kullandı. Kerametini harekete geçirdi. Dağlara: “Ey dağlar öküzü kim yedi. Allah Rızası için şahit olun” dedi. Cenabı Allah'ın hikmeti bu ya. Dağlar bir gürültü ile birden üzerlerine doğru yürüyüver “Durdağı”.
Bu hali görenler “Aman bu dağları durdur, yoksa mahvolacağız” diye yalvarmaya başladılar. Şeyh Ali de “Ey dağlar durun, benim Allah'ım büyüktür. Kötülük yapanın cezasını o verir” dedi. Dağlar bir anda durdu. Orada bulunanlar bu hali de pek yakından açık bir şekilde gördüler.
Tecelli eden harikayı gören köylüler hep iman ettiler. Suçsuz olduğu anlaşılan Şeyh Ali Semerkandî Hak ve halk nazarında iltifat ve yakınlık gördü. Karardan sonra kadı dağdan geçerken at ile birlikte öldü. Dağın adı “Durdağı” oldu. Elan bu dağda bu konu ile ilgili rivayetler tekellüm edilmektedir.
ÇEKİRGE SUYU
Bu suyun adı “Çekirge Suyu” veya “Sığırcık Suyu”dur. Bu mübârek suyun meydana gelişi şöyledir : Şeyh Ali Semerkandî bir abdest almak için gelmişti. Köyün kadınları çeşmenin önünde buğday yıkayıp oralara sermişlerdi. Vakitte iyice daralmıştı. Bu mecburiyet karşısında çeşme başında bulunan kadınlardan su istedi.
Kadınlar, kendilerinden ihtiyacı için özellikle abdest alması için su istemesini itibara almadılar. Halbuki abdest için su vermeleri gerekirdi. Abdest almak bir ibâdettir, abdestle kılman namaz da bir ibâdettir. Bu muhterem zata: “Biz ekin yıkıyoruz, tasamız senin abdestin mi?” diye sert çıkışta bulundular.
Şeyh Ali vaktin çıkmak üzere olduğunun farkına vardı. Bu bakımdan o vaktin namazını kılamayacağı korkusu içini sardı. O anda orada asasında gizli bulunan suyu çıkarmak gönlüne düştü. Kadınlar suyun başında Ekin yıkarken: “Sen yıkayacaksın, ben yıkayacağım” diye de döğüş ettikleri de oluyordu.
Ş. Ali Semerkandî asasını yere üç defa kakdı veya vurdu : “Ya mübarek patla” dedi. Bir değirmenlik su patlayıp çıkmıştır. Hakaret yağdırıp su vermeyen kadın suyu görünce feryadı basmıştır. Çünkü su ırmak olurcasına gözüktü, sanki oraları alıp götürecek gibiydi. Çeşmenin başında bulunan kadınlar Ş. Ali Semerkandî'nin çıkardığı suyu gördüler. “Vay Ekinlerimizi de, kendilerimizi de sel götürecek” diye velveleyi kopardılar. Niyeti halisti ve hiç kimseye kötülük etmek değildi.
Suyun olduğu yerlerde hayat olur, canlılık olur ve nebatat verimli bir şekilde mahsûl verir. Şeyh Ali Semerkandî kadınlara nasihat etti. Onlara: “Serkeşlik yapmayın, su darlığınız gidecek, buraya bereket yağacak, bereketli mahsulat zuhur edecek, bütün dünya buraya gelecek ve bolluk içinde yaşayacaksınız” dedi. Kadınlar Şeyh Ali'nin sözünü hiç dinlemiyorlardı. “Biz su falan istemeyiz. Suyun senin olsun” dediler. Hattâ gösterdiği kerametleri başına kaktılar. “İnekleri ekinlerin içinde güdüyor ekinlere zarar verdirmiyorsun, inekleri buzağılarla güdüyorsun buzağıları emzirtmiyorsun. Bir öküzün daha önceden kurt yiyeceğini haber veriyorsun. Sen sihirbaz mısın nesin” diye alay ettiler. “Şimdi üzerimize su çıkarıp gönderiyorsun, biz senden su istemiyoruz, faydasını da istemiyoruz” deyip kestiler.
Şeyh Ali'nin yapacak başka bir hareketi ve iyilik takdim edecek bir muhatabı kalmamıştı. Ve hemen çıkarıp akıttığı suyu durdurdu, suya: “Dur yâ mübarek! Bunlara iyilik yaramaz, çıktığın yerden geri bat, kuruyup gitme, çık yine bat, olduğun yerde sakin ol” dedi. Mübarek su, bu büyük velinin kerameti olarak onun niyet ve arzusuna göre tecelli etmiştir.
Dünyanın Acibelerinden ve Harikalarından Biri Bütün peygamberler birtakım ters insanlarla ve aksi adamlarla karşılaşmışlar, bu yüzden sıkıntı çekmişlerdir. Veliler de aynı şekilde çeşitli adamlarla karşılaşıyorlar, kendi İtikatlarından habersizlerin taşlamalarına maruz kalıyorlar. Şeyh Ali Semerkandî mübarek suya: “Kaybol git ve görünme” demedi. “Olduğun yerden çık, bir çay, bir ırmak, bir çeşme gibi akma. Ancak bir kuyu, bir pınar gibi ol, kaynadığın yerden geri bat, görüntüne ve tesirine devam et. Haşerelerin imhasına vesile ol” dedi.
Bugün mübârek su bir kuyu halindedir, akıntısı yedi adımdan fazla gitmiyor. (Devam edecek)