
Musa As'ın Kabri
Mustafa Özyurt
Mûsâ aleyhisselâm, 120 yaşında vefât etmiş ve Kudüs civârında defnedilmiştir. Her köşesinde bir peygamberin izine rastlamanın mümkün olduğu Kudüs ve çevresi her yıl dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca yabancıya ev sahipliği yapıyor. Doğu Kudüs'te bulunan Hz. Musa'nın kabri de, farklı dinlerden pek çok ziyaretçiyi ağırlıyor.
Dipnotlar: Firavun, İsrâîloğullarını köle olarak kullandığı ve ağır işlerde onlardan istifâde ettiği için yeni doğan erkek çocuklarını bir sene keser, bir sene kesmezdi. Hârûn aleyhisselâm da işte bu kesilmeyen senede dünyâya gelmişti.
Fahr-i Râzî’nin beyânına göre, Mûsâ aleyhisselâm Kıptîyi öldürmeye kasdetmemişti. Diğer taraftan Kıptî bir müşrikti. Bu sebeple kısas lâzım gelmezdi. Aynı zamanda bu hâdise sehven meydana geldiği için de kısâs söz konusu olamazdı.
İşârî tefsîr, âyetlerin zâhir mânâlarının ötesinde ifâde ettikleri ince mânâları ortaya çıkarmak demektir. İşârî tefsirde üç vasfın bulunması şarttır: 1. Zâhirî mânâyı muhâfaza, 2. İşâret edilen mânâya delil teşkil edecek mazmunların bir takım sembollerin olması, 3. Yapılan açıklamanın, Kitâb ve Sünnet muhtevâsı içinde olması.
Cenâb-ı Hakk’ın kalben ve muhabbetle bilinmesi.
Daha önce de ifâde edildiği gibi, Mûsâ aleyhisselâm Kıptîye öldürmek kastıyla değil, tâzir maksadıyla vurmuştu. Fakat murâd-ı ilâhî olarak Kıptî ölüverdi.
Telvîn: Temkîne ulaşma yolunda geçirilen değişik hâller, bir hâlden diğer bir hâle geçiş.
Temkîn: İstikâmette derinleşmek, sâbitleşmek; Hakk’a erme hâlinin gönülde karar kılarak makâma dönüşmesi.
Hızır aleyhisselâm bu üç hâdisenin hikmetini anlatırken “Onu kusurlu hâle getirmek istedim”, “Böylece istedik ki”, “Rabbin istedi ki” diye üç farklı fâilden bahsetmiştir. Mutasavvıflar bu ifâdelerin, evliyânın üç değişik tasarruf şekline işâret ettiğini söylerler.
Birincisi, Cenâb-ı Hakk’ın velîsini tasarrufta serbest bırakması, onun istediği şeyi yaratmasıdır. Buna şu hadîsi şerîf de delil getirilmiştir:
“Allâh Teâlâ’nın nice saçı-başı dağınık, kapılardan kovulan, îtibar görmeyen kulu vardır ki, bir şeyin olması için yemin etse, Allâh o şeyi tahakkuk ettirir.” (Müslim, Birr, 138/2622)
İkincisi, kulun irâdesinin Allâh’ın irâdesine uygun düşerek bir tasarrufun gerçekleştirilmesidir.
Üçüncüsü de Allâh’ın irâde buyurması ile tahakkuk eden tasarruflardır. (Devam edecek)