Mustafa Özyurt

Meskenin Orası Olsun

Mustafa Özyurt

Hârun Velî sonra talebelerini çağırdı. Onun çok zayıflamış olduğunu gören talebeleri; "Efendimiz! Hâliniz nasıldır!" diye sorunca, "Çok şükür iyiyim. Allahü teâlâya hamdolsun. Yalnız bir zayıflığım var. Sizin ile âhir ömrümde son bir defâ istişâre etmek üzere çağırdım. Benim hâlimi biliyorsunuz. Bu âlemde fazla kalmayıp, yüce Mevlâya kavuşsam gerek. Sizin her birinizi bir memlekete göndereceğim. Gittiğiniz yerlerdeki kâfirler, Allahü teâlânın izni ile îmâna gelsin." dedi.

Bunları konuşurken talebeleri arasında Seyyid Mahmûd'u aradı. Göremeyince; "Seyyid Mahmûd nerededir?" diye sordu. Seyyid Mahmûd ise sonradan geldiğinden; "Buyur efendim!" diye cevap verince, Hârun Velî; "Oğlum! Sen Alâiyye'ye (Alanya) git. Meskenin orası olsun." buyurdu. Seyyid Mahmûd; "Sultânım! Siz bu durumda iken ben sizi nasıl bırakıp gidebilirim?" dedi. Hârun Velî; "İşte asâmı atıyorum. Bu asâ nerede karar kılar ise, sen de orada mesken tutasın." diye emredince, Seyyid Mahmûd hemen yola çıktı.

Hârun Velî daha sonra; "Oğlum Zekeriyyâ! Seni de Manavgat'a gönderiyorum. Hemen oraya git." emrini verdi. Zekeriyyâ Baba da hocasından ayrılmasının üzüntüsü içinde hemen yola çıktı. Ali Baba, Gök Seyyid Kilimpuş ve Siyah Derviş'e dönerek; "Evlatlarım! Siz de Antalya'ya gideceksiniz. Sâhil olup, güzel yerdir." dedi. Onlar da üzüntü içinde yola çıktılar. Akça Baba'yı Germiyan iline, Nasipli Baba'yı Aydın iline uğurladı.

Seyyid Hârun Velî'nin hastalığı günden güne ziyâdeleşince, talebelerine; "Ey yârenlerim! Artık biz âhirete gidiyoruz. Öldüğümüz zaman beni ibâdet yerim olan buraya defnediniz. Üzerime bir türbe yapınız. Hepiniz haklarınızı helâl ediniz." deyince, herkes gözyaşı dökmeye başladı. Hârun Velî onları îkâz etmek için; "Siz bana niçin ağlıyorsunuz. Ben hayâtım boyunca, sevdiğim ve rızâsını almaya uğraştığım mukaddes dostuma gidiyorum. Sizleri de O'na emânet ediyorum." dedikten sonra Kelime-i şehâdet getirerek 1320 (H.720) senesinde rûhunu teslim etti.

Hârun Velî'nin vefâtını kimse fark edemedi. Görenler ölmemiş zannediyordu. Yüzünde hiç vefât nişânesi yoktu. Sanki tatlı bir tebessümle etrâfını seyir ve temâşâ ediyordu. Kimse ne olduğunu anlayamadı. Sonra Haydar Baba ile Gök Tîmûr Baba gelip, Hârun Velî'nin mübârek nâşı yanında gece sabaha kadar beklediler. Öldüğüne kanâat getirdiler. Sabah gasil işleri tamamlandı ve kalabalık bir cemâat tarafından kılınan namazdan sonra husûsî ibâdethânesine defnedildi. Üzerine kısa zamanda bir türbe yaptırıldı. Yerine kızı Halîfe Sultan geçti. Halîfe Sultan'ın vefâtından sonra ise, Hârun Velî'nin yetişmesine ve terbiyesine çok önem verdiği kardeşinin oğlu Şeyh Mûsâ geçti. Harun Veli Hazretleri, Kelime-i Şahadet getirerek hicrî 720 (m.1320) yı¬lında ruhunu teslim etti. Vefatını kimse fark edemedi. Onu hâlâ yaşıyor sandı¬lar. Sonra Haydar Baba ile Göktimur Baba gelip, sabaha kadar naaşının yanın¬da kaldılar. Sabahleyin de gerekenler yapıldıktan sonra vasiyet ettiği yere defnettiler. Daha sonra da kardeşinin oğlu Musa yetişip, amcası Seyyid Harun Veli Hazretleri'nin yerine postnişin olarak kaldı. KAYR:1) Makâlât-ı S. Hârun Velî.2) Seydişehir Evliyâları

Seyyid Harun’un seydişehir’e geldiği sırada bölgede Eşrefoğlu Mehmet Bey (1302-1320) hüküm sürmekteydi. Eşrefoğlu Mehmet Bey, başlangıçta Seyyid Harun’dan çekinip düşmanca bir tavır takınmış, sonradan onun iktidar hırsı içinde olmadığını, dervişlikten başka gayesi bulunmadığını görünce onun en büyük destekçisi olmuş, hatta Seydişehir’de kurulan külliye için Seydişehir ve Beyşehir ‘de vakıflar tahsis etmiştir. Bu tarihten sonra eski adı Süleymaniye olan Beyşehir ” Beğ Şehri” Seydişehir ise ” Seyyid Şehri ” adlarıyla anılmaya başlanmıştır.

Kaynaklar:

Mehmet Önder, Seydişehir Tarihi, Ankara 1986, s.96-101-Bir beldeye mührünü vuran tarihi eserlerdir. Ruhunu veren ise manevi mimarlardır.(Konya Yeni Gün)

TINAZTEPE MAGARASI

Alanya’ya seyahatinizde gezeceğiniz yerlerden biriside bu magaradır. Konya-Antalya Karayolu'nun Toros Dağları üzerindeki geçişinde yer alan ve 1968 yılında Fransız bilim insanı Michel Bakalowichz tarafından bulunan mağara, önemli bir tabiat harikası olma özelliğine sahip. görenleri kendisine hayran bırakıyor.

Konya Seydişehir'de bulunan, 22 kilometre uzunluğa sahip dünyanın en uzun mağaralarından olan Tınaztepe Mağarası'na yerli ve yabancı turistler ilgi gösteriyor.Tınaztepe Mağarası, sarkık ve dikine taşların yanı sıra ziyarete açık bölümünde yaz kış değişmeyen ısısıyla misafirlerine farklı bir ortam sunuyor.

Mağaranın 2004 yılında 49 yıllığına turizme açıldığını belirten Çelmeli, "Mağarayı kiraladıktan sonra 1580 metresini ışıklandırarak, gezilir hale getirdik. Mağara dışına da sosyal tesisler kurduk. Güney Kore, Japonya, Polonya, Çin gibi birçok ülkeden gelen ziyaretçiler var dedi. Mağaranın işletmeciliğini yapan Hasan Çelmeli, Tınaztepe Mağarası'na her yıl binlerce turistin geldiğini söyledi.Sarkıt ve dikitleri, içinde gölü olan bir mağara. Ulaşımın kolaylığı nedeniyle günübirlik turların düzenlendiği mağara, görenleri kendisine hayran bırakıyor. Gerçek uzunluğu 22 kilometre olan Tınaztepe, Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri. Dünyanın da sayılı üç mağarasından biri" diye konuştu.

"Burası yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı bir yer. Mağaranın içinde yüzde 75 nem var. Astım hastaları için ideal bir mağara"(Devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları