
Lala, lala çeşm-i cihan (dünyanın göz bebeği) bu mu ola?'
Mustafa Özyurt
Fatih sultan Mehmet ki kendisine hayranlığımızın hududu yokdur. İstanbulun fethinden sonra Anadolunun iç kesimlerinde kendisine proplem çıkaran bir takım ufak tefek devletlerin üzerine yürümeğe karar verir. Karamanın meydana getirdiği baş ağrısını gidermeden önce Anadoludan gelecek diger tehditleri ortadan kaldırması gerekmektedir. Çünki Karaman la meşgulken ayağına dolanacak sıkıntı istememektedir. Bu sebeble 1460 yılında Bartın, kastamonu, Sinop ve devamında Trabzonu içeren bir sefere girişir. Bu seferden asıl gaye Bizansın mirascısı olduğunu iddia eden ve bir süre Bizansın da yönetimini üstlenmiş Komnenos ailesince idare edilen Trabzon Pontus Rum Devletini ortadan kaldırmakdır.
Bartın ve Çevresi Osmanlı hakimiyeti altındadır. Ama Amasra bir Ceneviz Kolonisi olarak bağımsız bir yönetimdir. Amasra Karadeniz ticareti için çok kritik bir noktadadır. Ve doğal limanı sayesinde pekçok denizci için uğrak yeridir. Dillere destan güzelliğini fatih öteden beri bilir 1460 sonbaharında ordusuyla birlikde Bartına karargahını kurar. 1460’a kadar ceneviz himayesinde olan beldeye Fatih Sultan Mehmet fethetmek için gittiğinde; hocası Akşemseddin ile Bakacak Mevkiinde duraklayıp bu güzel beldeye tepeden bakmıştır.
Ve çok müteessirdir. Amasra’ya ilk görüşte vurulan Fatih Sultan Mehmet, Lala’sına “Lala Lala! Çeşm-i Cihan didikleri (dünyanın göz bebeği) bu mu ola?” diye sorar hayranlığını dile getirir. Şehrin güzelliğinden oldukça etkilenen Fatih Sultan Mehmet “Bu kadar güzel bir yere zarar vererek almak istemem, kalenin anahtarını bana getirin” mesajını da kale komutanına göndererek şehri kolayca alır.
Büyük sultan Osmanlı donanmasıda denizden Amasra açıklarına varmışdır. Savaşmanın akıl karı olmadığını düşünen ceneviz Sanyörü kan dökülmeden şehrin anahtarlarını Bartında bulunan Padişaha yollar. Fatih vezirleri ile birlikde yaklaşık 15 km. lik yolu atıyla kısa sürede alıb şimdi Bakacak adıyla anılan yere gelir. Amasranın enfes manzarasına işte tam bu noktada şahid olur. Zamanın Osmanlı tarihçilerinin anlattıklarının yanısıra Fatih tarafından Fetih sonrası şehirdeki iki kilise camiye çevrilir, bunlardan biri Fatih Camidir. Camiye çevrilen Kilise Fatihin Amasraya geldiğinin isbatıdır. (kent tarihi)
Karadeniz Amasra’nın görmeye değer yerleri. Kendilerine has pişirme tekniği kullanan ve insana “ben böyle balık yemedim” dedirten balıkçıları.
Amasra’da Çekiciler çarşısından hala devam eden solmayan zanaat tel kırma örtüler el yapımı Şimşir tahta kaşıklar olabilir.
M.Ö. 3. yüzyılda kente o dönem Amasra’yı yöneten kadın lider Amastris’in adı verilmiş. Osmanlı zamanında ise adı Amasra olarak anılmaya başlanmış. Şehrin sembollerinden biri haline gelen Ağlayan Ağaç da kalenin sağ tarafında, yokuşun bitiminde yer alıyor. Ağacın özelliği nemli havalarda ağacın damla damla su akıtması.
BARTIN
Sonsuz hamdüsenalar olsun cennet vatanımızın her köşesi, sayamayacak kadar manevi paha biçilmez manevi cevherlerle doludur. Bastıkları yer onların makamı ve bereketidir. Bu bereketlerden biriside, Ebu Derda Hazretlerinin Bartın’daki makamıdır.
Makam Türbe, Hz. Peygamberimizin Sancaktarı Ebu Derda Hazretleri adına manevi makam olarak inşa edilmiştir. Tarihi kaynaklara göre, Ebu Derda Hazretleri Hicretin 50. yılında İstanbul’un kuşatılması sırasında Bartın’da bir süre kalmıştır. Türbenin yanında küçük bir cami ile kavşak suyu çeşmesi ve bir kuyu bulunmaktadır. Her mıntıka bu manevi değerlerimizi sahiplenmelidir ki bereket hasıl olsun ve o beldelere o zatlar sahiplenmiş olsunlar.
(Devam edecek)