Mustafa Özyurt

İzzet Mehmet Camii

Mustafa Özyurt

Padişah III. Selim zamanında ve 1794-1798 yılları arasında Sadrazamlığa yükselen aslen Safranbolulu olan İzzet Mehmet Paşa, Çarşı içinde bir cami yaptırmıştır. Anılan cami,i İstanbul’daki Nuruosmaniye Camisinin adeta küçük bir modelini oluşturur. Tamamen kesme taştan yapılmış Fevkani Camiler grubu içinde düşünülebilir. Küçük bir külliyeyi oluşturan, eğimli araziye uyumlu bir şekilde merdivenlerle ulaşılır. Minber ve mihrabı çok zengindir. Mihrabın üzerinde Padişah III. Selim’in tuğrası vardır. İçindeki kalem işleri, bezemeleri, çok köşeli kalem gibi zarif minare gövdesi ile külah ve alemi bu zarafete layık bir şekilde yapılmıştır. Caminin külliyesi içinde kütüphane, abdesthane, iki çeşme ve vakıf dükkanları yer alır. Süleyman Hilmi Tunahan Efendi hazretleri burada vaaz etmiştir diye Safranbolulu  bir arkadaşım bahsetti. Mademki ismi geçti teberüken Süleyman Efendiyi(K.S.)u tanıyalım;

Süleyman Hilmi Tunahan (1888 - 1959) (H.1306) senesinde Silistre'nin Ferhatlar köyünde doğdu. Son devir din âlim ve velîlerinden. Babası zamânın müderrislerinden Hâfız Osman Efendidir. Soyu Fâtih Sultan Mehmed Hanın 'Tuna Hani' olarak tâyin ettiği ve kendi kız kardeşi ile evlendirdiği Idris Beye dayanmaktadır.

Babası Osman Efendi tahsîlini İstanbul'da tamamladıktan sonra Silistre'ye giderek meşhûr Satırlı Medresesinde yıllarca müderrislik yaptı. İlim ehli ve fazîlet sâhibi bir âileden dünyâya gelen Süleymân Hilmi Tunahan, ilk tahsîlini Silistre Rüşdiyesinde ve Silistre Satırlı Medresesinde yaptı. Bilâhare tahsîlini tamamlamak için İstanbul'a gelerek Sahn-i Semân (Fâtih) Medresesine kaydoldu.

Fâtih dersiâmlarından ve o devrin meşhûr âlimlerinden Bafralı Ahmed Hamdi Efendi (Büyük Hamdi Efendi)nin ders halkasına devâm etti. Zamânın usûlüne göre aklî ve naklî ilimleri tahsîl ettikten sonra 1916 senesinde Ahmed Hamdi Efendiden birincilikle icâzet, diploma aldı.

Daha sonra o zamanki tâbiri ile dersiâm (profesör) olarak yetişmek üzere Süleymâniye Câmii medreselerinden Medresetü'l-Mütehassisînin tefsîr ve hadîs kısmına devâm etti. Son derece parlak bir zekâya sâhip olan Süleymân Hilmi Tunahan, 1919 senesinde Medresetü'l-Mütehassisîn'den birincilikle mezûn oldu. Aynı yıllarda Medresetü'l-Kuzâti (Hukuk Fakültesini) da üstün bir derece ile bitirdi.

Böylece bir taraftan dersiâm diğer taraftan da kâdılık rütbelerine ulaşarak devrinin zâhirî ilimlerini tamamladı. Mezûniyetini müteâkip İstanbul'da dersiâm olarak vazîfeye başlayan Süleymân Hilmi Tunahan bir müddet sonra medreselerin kapatılması üzerine vâizliğe tâyin edildi. Uzun müddet İstanbul'un Sultanahmet, Süleymâniye, Yeni Câmi, Şehzâdebaşi ve Piyâle Paşa gibi büyük câmilerinde halka vâaz ederek insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı.

Zâhirî ve bâtinî yönden yüksek derece sâhibi olan Süleymân Hilmi Tunahan, îtikâdda Ehl-i sünnet, amelde Hanefî mezhebine, tasavvufta Nakşibendiyye yoluna mensûb idi. Ehl-i sünnet vel-cemâate son derece bağlıydı. Kendisinden feyz alan talebeleri ile vâaz ve sohbetlerine devâm eden kimselere en büyük tavsiyesi; 'Ehl-i sünnet vel-cemâat' akîdesine ihlâs ve samîmiyetle bağlı olmalarıydı.

72 senelik ömrü boyunca İslâmiyetin emir ve yasaklarını öğrenmek, öğretmek ve insanlara anlatarak onların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmalarina vesîle olan Süleymân Hilmi Tunahan 16 Eylül 1959 senesinde İstanbul'da Kısıklı'daki evinde vefât etti. Karacaahmet Kabristanlığına defnedildi. Rabbim şefaatlerine nail kılsın.

VELÎ ATABEY GÂZİ

Seyahatimiz esnasında manevi zenginliği keşf edilmemiş olan, Batı Karadeniz Bölgesi'nde bulunan Kastamonu’dayız. Bu şehrimizde medfun olan manevi erleritanımayı tanıtmayı sizlerle paylaşacağım.

Gökırmak'ın kollarından biri olan Karaçomak Deresi vadisinde bulunuyor. Anadolu'nun en eski şehirlerinden biri olup, antik çağlara ve Türk- İslam dönemine ait pek çok eser bulunmaktadır.

Kastamonu Fatihi büyük mücahit ve velî Atabey Gâzi Hazretleri’nin türbesi önemli ziyaret mekanlarındandır. Kendisinin, yakın tarihte;30 senelik orada imam olan zâtın anlattığına göre, elektrik kablolarını döşemek üzere çalışan bir işçi gecenin ikisinde camii ye girdiğinde kendisini mihrapta görmüş cami imamı sanmış, biraz daha yaklaştığında daha iri yarı olduğunu, namazı bitirdiğinde siyah sakalından dolayı (o camii deki imamın sakalları beyaz olduğundan) O’nun imam olmadığını anladığını ve sonra mihrabın sol tarafında kalan türbeye doğru girip türbesine geçtiğini bizzat yakın tarihte vefât eden bu işçi İmam’a anlatmıştır. Dolayısı ile bu zâtın tasarrufu devam etmektedir.

MÜFESSİR ALÂUDDİN

Kastamonu’da bulunan bu türbede Müfessir Alâuddin Hazretleri ve civarında diğer bazı âlim ve veliler medfun bulunmaktadır. Kendisi vefatından evvel talebelerine ‘’-bazı derslerimiz kaldı, kabrime gelin bunları devam edip size bitirteceğim.’’ demiş ve hakikaten kabrinin başında toplanan alimler ve veliler vefatından sonrada O’ndan ders almışlardır. Rabb’imiz şefaatlerine nâil eylesin; âmîn

DEVECİ SULTAN YÛSUF EL HORÂSÂNİ

Deveci Sultan diye bilinen Yûsuf el Horâsâni Hazretleri'nin türbesidir. Kendisi Horasan'dan 100 kadar müridi ile Hacc'a giderken Rasulullah (s. a..v) Efendimiz'i 7 gece rüyasında görerek,''Kastamonu'nun fethine katıl,70 Hacc sevabından eftaldir''uyarısı ile Atabey Hazretleri'ne yardıma gelmiş,ve Kastamonu'nun fethinde bulunmuş bir zâttır. Etrafında da Seyyidlerin yönetimini yürüten nakiplerden zâtlar yatmaktadır.Bu mübarek zât Hac yolunda harcayacağı tüm paralar ve kendisinde bulunan diğer emânetler ile katır alarak onlar ile cihada katıldığı için bu lakab ile anılır. (Devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları