Mustafa Özyurt

İsrâ Ve Miraç

Mustafa Özyurt

İsrâ ve Miraç olayı ile Kudüs’ün son kutlu misafiri Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s) olmuştur. İslam’ın ilk kıblesi Mescidi-i Aksa da Kudüs’tedir.Kudüs, Hz. Ömer’in fethiyle huzura kavuşmuştur. Hz. Ömer ile ilgili bu huzura kavuşma serüvenini birlikte okuyalım.Okuyalım da,Adalet timsali, Cennetle müjdelenen o mübarek Halife’nin yüceliğini bir kez daha hatırlayalım.

Günlerden bir gün Papazlar, Mescidi Aksa’nın anahtarını Müslümanlara verme kararı almışlardır. Anahtarı almaya gelenlere ise Papaz:

“Bu anahtarı her önüne gelene veremeyiz. Sizden bir Halife gelsin ona ancak verebilirim” der.

Bunun üzerine; Peygamberimiz tarafından görevlendirilen Adalet Timsali Hz. Ömer (r.a.) yanında hizmetlisi ile yola koyulur. Dağ, tepe giderler. Tek bir deve olduğundan, Hz. Ömer bir müddet deveye biner, hizmetlisi ise devenin yularını tutarak yürür.

Hz. Ömer: Ben ineyim, sen devenin üzerine bin” dedi. :“Ya Ömer, benim devenin üzerinde olmam doğru değildir.

“Ama efendim, kalabalık bir topluluk bizi bekler. Müslümanların Halifesi sensin. Emaneti sen alacaksın. Ardından, Hz. Ömer yuları tutar, hizmetlisi deveye biner.Böylece günler süren yolculuğun sonunda Hz. Ömer ve hizmetlisi, Mescidi Aksa’ya yakınlaşırlar.Ancak yakınlaştıkları sırada, deveni üzerinde hizmetli durmaktadır., Hz. Ömer, Hizmetliye“Otur otur” der ve ilerlemeye devam ederler.Tam Mescidi Aksa’nın kapısına gelirler.Büyük bir kalabalık, önlerinde papazlar vs.Hemen deve üzerinde bulunan hizmetliye yönelik hürmete başlarlar.“Aman efendim hoş geldiniz. Burası size yakışır. Bu ne büyük şeref” diyerek,El etek öpmeye başlarlar.Bunun üzerine hizmetli: “Durun, durun, Müslümanların Halifesi Hz. Ömer ben değilim. Ben O’nun kölesiyim” diyerek, Devenin yularını tutmakta olan Hz. Ömer’i işaret eder.

Bunun üzerine, Orada bulunanlar ve papazlar gözyaşlarına hâkim olamazlar: “Bu nasıl bir adalet, bu nasıl bir Müslümanlık Ya Ömer?” derler. Bunun üzerine hizmetli araya girerek: “Ne oldu, Mescidi Aksa’yı elinizden alacağız diye, üzüntülüsünüz değil mi? Onun için ağlıyorsunuz” dediğinde,

Orada bulunan papazlar: “Yok, hayır öyle değil. Böylesine adaletli, böylesine merhametli olan Ömer’e verdiğimiz bu anahtarı, gördüğümüz bu hakkaniyetli tutum ve davranış karşısında, bir daha geri alamayacağımızın üzüntüsünden ağlıyorum” diyor.

Günümüzde Müslüman ülkelerdekiler Hz. Ömer adaletinin azametinin nasıl olduğunu varın siz düşünün. Düşünün de, 8 Milyar Dünya nüfusunda,

1.7 milyar Müslüman’ın düştüğü durumu görün.

Hz. Muhammed’in s.a.v. ümmetinin birbiri ile olan kavgaları, Hz. Ömer’in tırnağı kadar olamayacağı ‘adaleti’,

Allah’ın Kuddûs ismi vardır. Kuddûs: Mukaddes, yani her türlü eksiklikten temiz ve beri demektir. Sübbûh, da yine buna yakın anlamdadır. Bu sebeple melekler Allah’a; ‘Biz seni hamd ile tespih ediyoruz ve seni takdis ediyoruz’ (Bakara 30) demişlerdi. Yani takdîs, Kuddûs’le alakalıdır, Allah’ı temizleme ve arındırma değil, O’nu böyle bilme, böyle olduğuna inanma demektir. Kudüs kelimesi de buradandır. Kudüs ve havalisindeki Filistin topraklarına Kuranıkerim ‘Mukaddes topraklar’ anlamında ‘el-Ardu’l-mukaddese’ tabir eder (Mâide 21). Mübarek ve temiz kılınmış belde demektir. (Devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları