
İhlas Ve Sadaka Ölçüsü
Mustafa Özyurt
Osman gazi oğlu Orhan gaziye nasihat ederken” Her işten önce din işlerine dikkat et; Din ve devletin güçlenmesine sebeptir”der…ve itikadı bozuk günahlardan kaçmayan, helal ve harama dikkat etmeyenlere..devlet işlerinde bu gibi kimselere iş verme. Zira yaradandan korkmayan yaratılandan hiç korkmaz…sadakat olmaz..zulme bid’ate teşvik edenleri devletden uzaklaştır. Bid’atten sakın!..çünkü böyleleri zevale uğratmış olur. ..israftan kaçın, beytülmalı koru…Allah c.c. ve kullarının hakkını koru..diye devam ederek sonunda”Bilki bizim maksadımız onun dinini yaymaktır! Davamız Kuru bir cihangirlik davası değil, ilayı kelimetüllahı yayma davasıdır. Yani Allahın dinini yüceltmektir! Cihadı terk etmeyerek ruhumu şadet” diyerek nasihatini bitiriyor.
Torunlarıda öyle yapmış ve Sultan II. Murat Han bir Ferman göndermiş. Fermanda, Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin talebelerinin, yalnız ilim ile meşgûl olmaları için, onların vergi ve askerlikten muâf tutulduğu bildiriliyordu. Bunu duyan pekçok kişi, vergi ve askerlikten kurtulmak için Hacı Bayram-ı Velî’nin talebesi olduğunu söylemeye başladı. Bunlar o kadar çoğaldı ki, Ankara’nın mâlî ve askerî düzeni bozuldu. Sonunda Sultan, Hacı Bayram-ı Velî’den talebelerinin bir listesini istemek zorunda kaldı.
Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri Edirne’den Sultan II.Murad’ın büyük iltifatlarıyla ve fermanıyla geri döner. Sonunda devletin Ankara civarından topladığı vergilerde düşüş oldu.Gelir azalınca Ankara’yı yönetmede bir takım mali problemler ortaya çıktı ve askeri düzen bozuldu. Hacı Bayram-ı Veli ‘de öğrencilerinden bugünkü Etnoğrafya Müzesinin bulunduğu Kanlıgöl’de toplanmaları istedi.Kanlıgöl’de büyük bir kalabalık toplandı.Herkes nasıl bir imtihan olacağını merakla bekliyordu.
Bütün talebeleri bir korku aldı. Bir uğultu yükseldi. Vergiden kaçmaki çin talebe görünenler; “Bu ne biçim mürşit; bu nasıl müritlik.” diye söylenip duruyorlardı. Meydana büyük bir çadır kurulmuştu.Öğrencilerine;
- ‘Dervişlerim, müridlerim..Bana; beni seven öğrencilerimi bugün burada kurban etmem emrolundu.Canını,malını, bana feda eden, çadıra girsin dedi. ’
Ve elinde bıçakla çadırın önünde beklemeye başladı.Bu sırada topluluktan bir erkek kalabalığı yararak içeri girdi.Arkasından Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri de girdi.Herkes ne olacağını merakla bekliyordu.Çadırdan dışarı oluk gibi kan aktığı görüldü.Ardından bir kadın girdi.Yine dışarı kanlar aktı.Bunu gören halk dehşete kapılarak oradan kaçtı.
Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri içeri girenleri kesmiş değildi.Gece çadırın içine kimseden habersiz birkaç koyun bırakılmıştı ve kesilen koyunlardı. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri dışarı çıkarak Sultana bir mektup yazdı ve gerçek ihlaslı samimi sadakatli müritlerini sayısının birbuçuk olduğunu bildirdi. Tabiidir ki o anki müritlerinin sayısıdır. Sair zamandaki talebelerini ayrı düşünmek lazımdır.
DİNLEMEZ KÜRSÜYE ÇIKAR
Edirne Eski Camii’deki Kürsü de: Hacı Bayram-ı Veli Hz. Edirne’de kaldığı süre içinde sık sık Sultan II. Murad ve vezirleriyle sohbet etmiş ayrıca halka da Eski Camii’den va’z etmişti. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerine hürmeten va’z ettiği kürsü bugün bile kapalıdır ve kimse çıkıp va’z edememiştir.Üzerinde ‘Burası Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin makamıdır ’ yazılı Arapça yazı bulunmaktadır.
Rivayete göre Sultan Ahmet Han (1.Ahmet) Edirne’ye gelir, camiyi gezer.Kürsünün neden kapalı olduğunu sorar, durumu anlatırlar.Cuma günü kürsüde va’z edeceğini söyler kürsünün açılmasını emreder.Kendisine bu geleneği bozmaması hatırlatılır.Ancak dinlemez kürsüye çıkar, Besmele çekip va’za başlamak ister ancak bir türlü dilini kıpırdatamaz.Cemaat bekler bekler... Bir süre sonra Sultan Ahmet bu işe hem şaşırır hem de pişman olup kürsüden iner.O günden sonra kürsüye va’z için kimse çıkmaz.
BUNU BİZ İÇELİM ZARARI SAHİBİNE OLSUN
Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin Edirne’ye davetinin ihbar neticesinde olduğu belirtilmişti.Sultan II. Murad’la ilk görüşmesi sırasında ihbarı yapan vezir bir şerbet kasesinin içerisine kuvvetli bir zehir koyar. Daha sonra bu kaseyi içmesi için Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerine ikram eder. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri de kaseyi alır, Besmele çeker ve
-“Bunu biz içelim zararı sahibine olsun” der ve üç yudumda şerbeti içer.Vezir sanki kendi koyduğu zehiri içmiş gibi birden zehirlenme belirtileri gösterir ve şiddetli bir karın ağrısıyla yere yıkılır ve ruhunu teslim eder.
Siz siz olun Yüce Allahın gayretine dokunacak hallerden kaçının. Zira ehlüllah, varisi nebi olanlar yeryüzünde Allahın halifeleridir. Onlara çatmaya gelmez. Sahıbinin hatırına köpeğine taş atılmaz. Gücendirilirlerse sonları o vezirin sonu gibi olur maazallah!! (Devam edecek)