Mustafa Özyurt

Hz.Ömer Ra. Şehrin Anahtarlarını Alıyor

Mustafa Özyurt

Kudüs'ün eski şehir duvarları içerisinde yer alan bir Hristiyan kilisesidir. Hıristiyanların inancına göre, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinden üç gün sonra naşını alıp bugünkü Kıyamet Kilisesi’nin bulunduğu yere getirdiler, buraya defnettiler. Defnettikleri gecenin sabahında mezarın açıldığına ve Hz. İsa’nın göğe yükseldiğine ve kıyamete yakın bir zamanda tekrar buraya geleceğine inanırlar. Bizans imparatoru Konstantin’in annesi Helena, 335 tarihinde bu kiliseyi yaptırdı. İranlılar Kudüs’ü işgal edince diğerleri ile birlikte bu kiliseyi de yakıp yıktılar. Daha sonra Rahip Modistos, 636 yılında Kıyamet Kilise’sini yeniden yaptırdı.

Büyük kubbe, Hz. İsa’nın mezarının üzerinde yapılmıştır, diğeri de ” yarım dünya” olarak bilinen küçük kubbedir. Burada Hz. İsa’nın, doğumundan önce başlayarak hayat safhaları tasvir edilmiştir. Kilisenin içinde ilk girişte kapının karşısındaki büyük mermer taş, Hz. İsa’nın mezarının olduğu yeri simgeler. İçeride solda ise kilisenin ihtişamlı bol süslemeli muazzam absiti (cami mihrabı gibi) vardır. Hıristiyan mezhepleri arasındaki ihtilaflardan dolayı kilisenin anahtarının muhafazası ve her gün açılıp kapanması işlerini iki Müslüman aile yürütür. Bu durum, Hz. Ömer zamanından beri böyle devam etmektedir.

Son Müslüman bekçisi: Vecih Nusaybeh, Kudüs'te Hıristiyanlar için en kutsal mekanlardan birinin, Kıyamet Kilisesi'nin bekçiliğini yapıyor. Ailesi, 7. yüzyılda Hz. Ömer'le birlikte gelmiş Kudüs'e. O günden beridir, kentin haçlıların eline geçtiği 88 yıllık dönem hariç, aynı aile kuşaktan kuşağa bu görevi sürdürmüş. Vecih Nusaybeh, bu görevi bir iş olarak değil, bir aile mirası ve dini vecibe olarak görüyor. Kilise ona ayda sadece 10-15 dolar veriyor. Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği, öldükten sonra bedeninin saklandığı, bedeninin akıl almaz bir şekilde yok olduğuna inanılan Kıyamet Kilisesi'ni bir Müslüman koruyor.

Nusaybeh anlatıyor:‘‘Hz. Ömer, Kudüs'e geldiğinde benim ailem de onun peşinden gelmiş. Hz. Ömer Kudüs'ün ve Kıyamet Kilisesi'nin anahtarını Rum Ortodoks Patriği Sefaroniyas'tan almış. Sonra bir gün Hz. Ömer, Kıyamet Kilisesi'ni ziyarete gitmiş. Namaz vakti gelmiş. Ezanı duyan Patrik Sefaroniyas, buyrun kilisemizde dua edebilirsiniz, demiş. Hz. Ömer, ‘Eğer ben bu kilisede dua edersem daha sonra beni izleyenler, insanlarım peşimden gelir, kilisede hak iddia ederler' diyerek bu teklifi reddetmiş. Avluda duruyorlarmış. Hz. Ömer eline bir taş alıp fırlatmış. Taşın düştüğü yerde bir ağacın önünde namazını kılmış. Burası o günün anısına Hz. Ömer Camii'ne çevrilmiş.

Vecih Nusaybeh, hikayenin bu noktasında duruyor. Ona göre Hz. Ömer’in bu davranışı İslam'ın adaletini anlatıyor: ‘‘Böylece kilisenin Müslümanlar tarafından korunması anlaşıldı ve anahtarlar bizim ailemize verildi.’’Aradan zaman geçer, Haçlı seferleri sırasında Kudüs, 1099'da Avrupa'dan gelen Haçlıların eline geçer. Kudüs'te 88 yıl boyunca bir Haçlı krallığı hüküm sürer. Kudüs'ün Haçlılar tarafından alınışı, kentte yaşayan Müslüman ve Yahudilerin büyük bir katliama kurban gitmesine yol açar. Tabii Vecih Nusaybeh'in ailesi de bundan payını alır: ‘‘Kudüs'te 70 bin Müslüman katledildiği için ailem, Nablus'taki Burin'e kaçmış.

HAÇLILAR: buraya geldiklerinde döktükleri müslüman kanı, atlarının dizkapaklarına kadar çıkmıştı. Girdikleri zaman burayı at ahırına çevirdiler (Mescid-i Mervan) ve işgal altında kaldı. Ne zamana kadar? 1187 yılına kadar. Yani Salahaddini Eyyübinin burayı tekrar fethedene  kadar….Burada üç tane kapu var… oraya sırtımızı dönerek baktığımızda karşı daki direğin alt kısmına doğru bir delik var….

Selahaddin Eyyubi 1187'te Kudüs'ü Haçlılar'dan Hıttin Savaşı ile ele geçirene kadar da orada kalmışlar. Onlara Nablus'ta 40 bin dönümlük toprak verilmiş. 30 Aralık 1516'da Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Kudüs'ü teslim alana kadar bu topraklardan elde edilen gelirle yaşamışlar. Daha sonra da aileme yüzde 10 pay verilmiş.’’Osmanlı döneminde Nusaybeh Ailesi'nin yanına iki aile daha eklenir. Cudi Ailesi'ne kilisenin anahtarlarını saklamak, Nusaybeh Ailesi'ne ise, kiliseyi korumak ve her sabah kilisenin kapısını ibadete açmak, geceleri ise sürgülemek görevi    verilir. Huday Ailesi'nin görevi de kiliseyi ziyarete gelenlerden para almaktır. Doğululara 3, Batılılara 5 kuruşluk tarife uygulanır.

Elde edilen gelir Kudüs'ün fakir fukarasını beslemek için kullanılır. Mısır Hıdivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa Osmanlı'dan Kudüs'ün ve Nablus'un idaresini ele geçirene kadar bu para alınmaya devam edilir. Kuşaktan kuşağa geçen bekçilik görevi uzun süredir Vecih Nusaybeh tarafından yerine getiriliyor. Vecih baba mesleğini gerçekleştiriyor. Ona göre, Bunun farklı nedenleri var. Mesela, Hz. İsa da İslam'ın kabul ettiği bir peygamber, Hz. Meryem, Hıristiyanlar için olduğu kadar Müslümanlar için de gelmiş geçmiş en mübarek kadındır ve annemizdir.

Hem böylesi önemli bir görevi bizim üstlenmemiz Müslümanların adaletli olduğunu da anlatıyor.’’Eve gelir getirmek için bazen tur rehberi olarak çalışıyor. Kendisi de hacı olan Vecih atadan kalma görevini yalnızca bir tek iş için bırakırım diyor: ‘‘Bana Kabe'de bir görev verilse çok çok mutlu olurum. Herkes kendi kutsal mekanını korumak ister. En nihayetinde ben de bir hacıyım, bir Müslüman. Ben de günde 5 defa namaz kılıyorum.’’Ayda 10-15 dolar alıyorNusaybeh ailesi yüzyıllardan bu yana Kıyamet Kilisesi'nin dev ahşap kapılarını her gün saat 04.00'te açıyor, kışları saat 19.00'da, yazları da saat 20.00'de kapatıyor.Vecih Nusaybeh dini hoşgörünün önemini vurguluyor: ‘‘Biz Müslüman olarak İncil'e de, Tevrat'a da ve Kuran'a da inanırız. (Devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları