
Hiç Üzülmeyin
Mustafa Özyurt
Kendi adamlarının bile korkudan akılları başlarından gitti. Ve tirtir titriyorlardı. Eğer bu adam üstümüze gelirse bizi perişan eder” dedi. Kral anlatılanları gözlerinin önünden geçirdi. O parmakların hayâli sanki gözlerini çıkaracakmış gibi oldu. Kral: “Demek ki Muhammed'in halifesinin parmağı imiş...İslâmiyet dini bu kadar kuvvetli ve kutsalmış. Hiç şüphem kalmadı” diyerek tekrar bir name yazdı. “Rasül-i Ekrem'in halifesi ve İslâm dininin büyük adamı bizleri düşündüğünüzden dolayı sizlere minnettarız. Şehrin kapıları sizlere açıktır, buyurun” dedi. Ve tekrar bu nameyi Hz. Ömer radiyallâhü anhe gönderdi. Name Hz. Ömer'e ulaştırıldı.
Halife-i Sani nameyi okudu ve müsbet karşıladı. Hemen yola revan oldular. Ve nihayet o zamana göre İsfahan'ın Şiraz şehrine vardılar. Halk istikbale çıktı, herkes dertlerini dile getirdi. Orada bütün insanlar ağlamaya başladılar. Hz. Ömer ağlayan bu dertli insanlara dönerek: “Hiç üzülmeyin, ben sizi Cenabı Allah'ın sayesinde bu dertlerden hemen kurtaracağım” dedi. Hz. Ömer peygamberimiz Hz. Muhammed'in kendisine hediye ettiği ve parmaklarından akan şifalı suyun gizli bulunduğu asayı yere çaktı. Cenabı Allah'ın inayeti ile haşere âfetinden ve salgın hastalıkta bunalan halk refaha kavuşmak üzere bir olay ile karşı karşıya geldi. Asa’yı Şerif Mübarek Su Hz. Ömer radiyallâhü anh yere çaktığı asanın yanında Hazreti Allah'a duada bulundu.
Orada hazır bulunan halk hep “Âmin” dediler. Hz. Ömer Hak Teâlâ Hazretlerine iltica etti. “Allah'ım, yardım ve şifâ senden, herşey sana malumdur” diyerek asayı yerden çıkarması ile mübarek suyun fışkırması bir oldu. Hz. Ömer mübarek suyun çıktığı yere beş oluklu (kurnalı) bir çeşme yaptırdı. Ellerini havaya kaldırarak: “Yarabbi, sen bu mübârek suyu Müslümanlara kâfirlerin kıyasıya vuruştuğu bir savaşta sevgili peygamberin Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellemin mânevi ilâç ve şifâ olarak mübarek parmaklarından akıttın. Her derde şifâ kıldın.
Kıyamete kadar kalacağını murat eyledin. Âlemlerin hayranı Habibin iki cihan serveri başımızın tacı, bütün dertlerin ilâcı, yüce dinimizin mübelliği, bütün Müslümanların şefaatkârı olan sevgili peygamberimizin âhir zaman nebisi Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem hürmeti için, Kur'an-ı Azimüşşanın hürmeti için bu ülkede bulunan kullarını bütün musibetlerden sen emin kıl ve şifâ ver. Hidâyet sendendir. Bu ülkeye İslâmiyeti nasip ve bizleri muzaffer eyle Yarabbibi! “ diye niyazda bulundu.
Ala Sığırcık Kuşları Mustarip insanlar imdat bekliyorlar, ıstırap verici belanın altında inim inim inliyorlardı.
Hz. Ömer radiyallâhü a. mübarek suyun başında müstecab duasını yaptıktan sonra Cenab-ı Allah'ın ıstırap dindirici inayetini bekliyor, ümidini Rabbımız'ın lûtfuna, ihsanına, rahmetine derun-i dilden bağlamış bulunuyordu. Ala sığırcık (Semermer = zürzür) kuşları bir hışıltı, bir gürültü ve bir haykırış ile güneş ışığını tutarcasına hücuma geçtiler. Orada mahsulata musallat olan haşereleri (çekirge ve benzerlerini) helak ettiler, mazarratın tamamını hezimete uğrattılar. İnsanlar da tutuldukları hastalıklardan kurtulmak için çeşmenin başına koşuştular. Ve gelip çeşmeden su içtiler. Suyu içenler hemen şifa buldular. Hem de İslâm dinini kabul edip Müslüman oldular. Artık bütün ülke tamamen Müslüman oldu. Beklenen şifa ve ümit edilen ilâç ülkeyi refaha ulaştırmış oldu. (Devam edecek)