
Faziletli Mekânlar Ve Mescidler
Mustafa Özyurt
Allâh Teâlâ şöyle buyurur: "Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidâyet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbed), Mekke'deki (Kâbe)dir." (Âl-i İmrân, 96)
Rasûlullâh s.a.v. de Ebû Zer r. anh'ın bir suâline cevap olarak yeryüzünde ilk inşâ edilen mescidin "Mescid-i Harâm", ikinci inşâ edilenin ise "Mescid-i Aksâ" olduğunu beyan buyurmuştur. (Bkz. Buhârî, Enbiyâ, 10.)
KIBLENİN MESCİD'İ HARAM'A ÇEVRİLMESİ
Hicretten sonra müslümanlar Mescid-i Aksâ'ya doğru namaz kılıyorlardı. Bu hâl, hicretin on altı veya on yedinci ayına kadar böyle devâm etti. Ancak yahûdîler, bu durumdan kendilerine bir pay çıkararak üstünlük iddiâ ediyorlar, bu da Allâh Rasûlü s.a.v.'in mübârek gönlünü mahzûn ediyordu. Zîrâ O'nun gönlündeki kıble, Kâbe idi. Bu gerçekleştiği takdirde, aynı zamanda Mekke'nin fethi için ilk adım atılmış olacaktı. Bunun için ilâhî müsâadenin gelmesini hasretle bekliyorlardı. Henüz bu müsâade gelmediği için Allâh Rasûlü s.a.v.'in arzusu da düşünceden ileri gitmiyor, sabredip bekliyordu.
Nihâyet Receb ayı ortalarında bir pazartesi günü Rasûlullâh s.a.v, Selimeoğulları'nın mescidinde öğle namazını kıldırırken Cenâbı Hak vahyini gönderdi:
"Ey Rasûlüm! Biz Sen'in yüzünün (yücelerden haber bekleyerek) göğe doğru çevrilmekte olduğunu görüyoruz. İşte şimdi Sen'i, memnûn olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescidi Harâm tarafına çevir! Ey müslümanlar! Siz de nerede olursanız olun, namazda yüzlerinizi o tarafa çevirin! Şüphe yok ki ehl-i kitâb, onun Rablerinden gelen bir hakîkat olduğunu çok iyi bilirler. Allâh onların yapmakta olduklarından habersiz değildir." (el-Bakara, 144)
Bu esnâda ikinci rekâtın sonuna gelmiş olan Rasûl-i Ekrem Efendimiz, derhâl yönünü Kâbe'ye doğru çevirdi. Cemaat de saflarıyla berâber döndüler. Hep birlikte yeni kıbleye yöneldiler. Böylece namazın diğer iki rekâtı, Kâbe'ye doğru kılındı. Bu sebeple o mescide, iki kıbleli mescid mânâsına gelen "Mescidü'l-Kıbleteyn" denildi. ( İbn-i Sa'd, I, 241-242.)
Yeryüzünün en faziletli mekânları camiler, Mescidlerin de en faziletlileri Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa’dır. Bu üç Mescid de kılınan namazların diğer camilerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğu hadisi şeriflerde bildirilmiştir. Hatta İbnu Mace'nin nakletmiş olduğu bir hadiste: Bunu te'yid eden daha birçok hadisi şerif rivayet edilmiştir.
Mescidi Aksa, aynı zamanda Yüce Allah'ın yeryüzündeki ilâhi âyetlerinden bir âyettir. Yukarıda verdiğimiz Mirac olayıyla ilgili ayette, Resulullah s.a.v.iın Mescidi Aksa'ya getirilmesiyle bağlantılı olarak: "Kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için..." denmesi buna delalet eder. Allah dileseydi Resulullah s.a.v.i Mescidi Haram'dan da Mirac'a yükseltebilirdi. Ancak kendisine birtakım ilâhi âyetlerin gösterilmesi amacıyla önce Mescidi Aksa'ya getirilmiş ve oradan Miraca yükseltilmiştir. Demek ki, burası da Allah'ın yeryüzündeki ilâhi âyetlerinden bir âyettir. Dolayısıyla buraya asıl sahip çıkmaları gerekenler Müslümanlardır.
Mescidi Aksa'nın Tarihi: Tarihi kaynaklardan anlaşıldığına göre Mescid-i Aksa'yı ilk inşa eden kişi Hz. Süleyman 'dır. Kur'an-ı Kerim'in Sebe suresinin 14. ayeti kerimesinin tefsiriyle ilgili olarak verilen bilgiler de buna delalet etmektedir. Bu ayeti kerime de şöyle buyurulur:
"Hz. Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimizde, onun ölümünü, bastonunu yiyen ağaç kurdundan başka onlara gösteren olmadı. Böylece o yere yıkılınca, anlaşıldı ki cinler eğer gaybı biliyor olsalardı aşağılayıcı azabın içinde kalmazlardı."
Bu ayetin tefsirinde şu bilgiler verilir: Süleyman (a.s.) Mescidi Aksa'nın inşasında cinlerden de yararlandı. Bu inşaat işinde insanların yapmaya güç yetiremeyecekleri zor işleri cinler yapıyorlardı. Ancak Süleyman a.s. bir gün mihrabında asasına dayanmış halde ibadet ederken öldü. Cinler onun ibadet ettiğini sanarak işlerini yapmaya devam ettiler. Sonuçta Süleyman a.s.'ın asasını içten güve yedi ve asa kırılınca onun cesedi de yere düştü. Böylece öldüğü anlaşıldı.
Şu an Yahudilerin "Ağlama Duvarı" Müslümanların ise "Burak Duvarı" olarak adlandırdıkları duvar, eski mabedin bir kalıntısıdır. M.S. 638 yılında Hz. Ömer (r.a.) döneminde Kudüs fethedildikten sonra Beyti Makdis'in yerinde Mescidi Aksa inşa edildi. Hz. Ömer (r.a.)'ın burayı mabed ittihaz etmesi de o mekanın kudsiyet ve ehemmiyetinden ileri geliyordu. (Devam edecek)