Mustafa Özyurt

Davut orucu nedir, nasıl tutulur?

Mustafa Özyurt

Allah yolunda cihad etmişler mücadele vermişler. Elleri kandada olsa bir an bile Allaha kulluğu terk etmemişler. Yani bu mülkün sahıbini unutmamışlar!

Dâvûd aleyhisselâm Allâh Teâlâ’ya ibâdet etmek için en fazîletli vakitleri araştırırdı. Nitekim birgün Cebrâîl aleyhisselâm’a:

“−Ey Cebrâîl! Hangi vakit efdaldir?” diye sordu.

Cebrâîl aleyhisselâm da:

“−Ey Dâvûd! Seher vaktinde arşın titreyişinden başkasını bilmiyorum.” diyerek cevap verdi. (Ahmed bin Hanbel, Zühd, s. 70; Dâvûd a.s. da gecenin ancak üçte birinde uyur, geri kalan saatlerini hep ibâdetle geçirirdi.

DAVUDİ SES NEDİR?

Allâh Teâlâ âyet-i kerîmelerde şöyle buyurur:

“Gerçekten Biz, dağları O’na boyun eğdirdik, akşam-sabah O’nunla beraber tesbîh ederlerdi. Kuşları da toplanmış olarak O’na itaat ettirdik. Hepsi O’nun zikrine katılmak için dönüp gelirlerdi.” (Sâd, 18-19)

“...Kuşları ve tesbîh eden dağları Dâvûd’a boyun eğdirdik. Bunları Biz yapmaktayız.” (el-Enbiyâ, 79)

Cenâb-ı Hak, Dâvûd aleyhisselâm’a gür ve güzel bir ses ihsân etmişti. O, Zebûr’u okurken, bütün vahşî hayvanlar, etrafında toplanır ve O’nu dinlerlerdi. Ayrıca Allâh Teâlâ, Dâvûd aleyhisselâma zırh yapma sanatını da bildirmiş, bu hususta O’nu müstesnâ bir kudretle techîz etmiştir. Âyet-i kerîmelerde buyrulur:

“And olsun, Dâvûd’a tarafımızdan bir üstünlük verdik.

«–Ey dağlar ve kuşlar! O’nunla beraber tesbîh edin!» dedik.

O’na demiri yumuşattık. O’na:

«Geniş zırhlar îmâl et, dokumasında da ölçüyü gözet güzel ve yeteri kadar yap ve ehlinle birlikte sâlih amel işleyin! Çünkü Ben, ne yaparsanız hakkıyla görenim.» diye vahyettik.” (Sebe’, 10-11)

“O’na, savaş sıkıntılarınızdan sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Artık şükredecek misiniz?” (el-Enbiyâ, 80)

Dâvûd a.s. zırh yaparak hem ordularını düşmanlarından muhâfaza etmiş hem de rızkını elinin emeğiyle kazanmıştır. Mülk ve siyâsî otorite sâhibi, iktisâdî imkânları bol bir peygamber olmasına rağmen, elinin emeğiyle geçinme yolunu tercih etmiştir. Nitekim Rasûlullâh s.a.v. Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allâh’ın Peygamberi Dâvûd a.s. da kendi elinin emeğini yerdi.” (Buhârî, Büyû’ 15; Enbiyâ 37)

Dâvûd aleyhisselâm, ilâhî yardıma nâil olmak, kendisine birçok muhâfız verilerek büyük ordulara kumanda etmek ve heybet sâhibi olmak gibi yüksek pâyelerle güçlendirilmişti. Ayrıca peygamberlik, isâbetli görüş, kitap, şerîat, ilim, amel, güzel konuşma ve hikmete sâhip olmuştu.

FASL-I HİTÂB; Müfessir Süddî’ye göre, hâdiseyi tam olarak anlamak ve verdiği hükümde isâbet etmektir. Mücâhid’e göre ise, söz ve hükümde gerçekçi ve iş bitirici olmaktır.

Davut Aleyhisselam Vakti Dörde Ayırırdı

Peygamber ve aynı zamanda hükümdar olan Dâvûd a.s., vaktini dörde ayırırdı: Birinci vakitte; ibâdetle meşgûl olurdu. İkinci vakitte; hukûkî ihtilâfları karara bağlardı.Üçüncü vakitte; halka vaaz ve nasihatte bulunurdu.

Dördüncü vakitte de; şahsî işlerini yapardı. (Devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları