Mükremin Kızılca

Dörtlükler de söyler!

Mükremin Kızılca

Coşunca kanındaki alyuvarlar
Tependen üzerine laf yuvarlar
Laf ile yürümez ise gemisi
Dam gibi üstünde yuvak yuvarlar!

Yedin memleketin kaymağını yağını
Bırak şimdi dürüstlük ayağını
Yersin elbet sen baba dayağını
Hayra yorma yurttaşın kıyağını!

Bağsız alakasız, ipsiz
Haktan, imandan nasipsiz
Adeta zehirli yılan
Zehirlenir geç ayılan!

Bir işimiz olsaydı eme yarar
Eme yaramayan iş neme yarar?
İnsanı gam, yapıyı nem öldürür
İmkansız, sağlamaz, deneme, yarar!

Kimileri der doğanın gazabı
Kimileri der Allah'ın azabı!

Kıblem değil asla hiçbir eğilim
Haktan başkasının kulu değilim.

Ağırlaş, yavaş, ayarla hızını
Geriden gelen yutmasın tozunu
Aman kaçırma hayatın dozunu
İki düşün, öyle söyle sözünü!

Müslümana yoktur dünyada rahat 
Beka alemindedir istirahat!
Yakışmaz Mümine kalmak geride
Çalışkandır hatunu da eri de!

Müslüman habersiz günlük namazdan
Bir çıkarı yoksa uzak niyazdan!
Ümidi (!?) Nebevi bir imtiyazdan!

İnsaf arama solunda, sağında
Karlar erimez adalet dağında
Beyin takılmış örümcek ağında
Tüm eller diğerinin gırtlağında!
Nedir bunlar iletişim çağında?

Gözler başkasının bal ve yağında
Üzüm sayar başkasının bağında
Şamarlar hep dostların şakağında!

Kin, nefret ve düşmanlık neme lazım
Hararet, rutubet ve neme lazım
Vatan, millet, dil ve din harcımızdır
Yurt herkese hatta iğneme lazım!

Ben bir şehit anasıyım
Genç evladımın yasıyım
Kevser havuzu tasıyım
Sabır taşı ortasıyım. 

Bir müptedi çıkmış atar da atar
Küfürlere batar, çamura yatar
Hareketi “cahil cesur” gereği 
Müslüman içinde salyangoz satar.

Sanma sen ağzımdaki azım sızlar
Yazdığım dörtlüklerde nazım sızlar
Cirit atar karnındaki kırk tilki 
Gece uykusu görmez, hazımsızlar! 

Biz onu bir adam sandık
Taşı taşı, çok usandık
Gördük ki bir ağaç sandık 
Aman alınmasın, sandık! 

Sen tohumu at da Allaha bırak
Yine bitirmeyen toprak utansın
Mani değil ne kayalar ne kurak
Açıp yeşermeyen yaprak utansın! 

İnsafı bıraktı tezvire girdi 
Nefsine makûs bir talihi gördü
Aynı şeyi söyler üçü ve dördü
Gene çıktı bir felaket tellalı.

Medet umar tencereden tavadan
Atar durur bol keseden havadan
Habersizdir inşattan sıvadan
Konuşuyor bir felaket tellalı.

Ne bir ilkesi var ne de davası
Ben olmazsam, olmasınlar havası
Farkındadır dağı, düzü, ovası
Habersizdir bir felaket tellalı.

Yazarın Diğer Yazıları