
Dünya'nın maddi zevkinden başka gayeleri olmayan insanlar, mûsiki yolu ile insanlar inkâra götürüler!
Mehmet Kaçar
Lokman Suresi 6. ayeti kerimesinde geçen “lehve’l-hadis” ifadesi ne anlama gelmektedir?
Değerli kardeşlerim, “İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik, asılsız ve faydasız sözleri satın alır. Besteler düzer, şiirler yazarlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. O halde “lehve’l-hadis” ne anlama gelir?
Dünyada maddi haz ve mutluluktan başka bir gayesi olmayan insanlar, başkalarını da bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak, alıkoymak, boş şeylerle uğraşmak maksadıyla akıl ve bilgi temeline dayanmayan anlamsız, içi boş sözlere (veya bir yoruma) çalgılı, çengili, alkollü, dansözlü eğlencelere kendilerini kaptırırlar, hayatlarının gayesini bunlardan ibaret görürler ve akşam olunca meyhanenin yolunu tutarlar. Bu yolda para harcarlar; dillerinde bunlarla ilgili hikâyeler vardır. Bunları anlatırlar ve dinlerler. Kendilerine bir nimet olarak verilen aklı da bu yolla öldürürler.
Allah(C.C)’ın hikmetli, anlam yüklü ve dolayısıyla kurtarıcı âyetleri, Resûlullah Efenidmizin (S.A.V) hadisi şerifleri kendilerine okunup anlatıldığında ise büyüklenerek bunlara kulak tıkayıp sırt çevirirler, duymazdan gelirler. Böylece inançlı ve inkârcı kesimler arasındaki temel bir mantık ve zihniyet farkı bu şekilde ortaya konmuş olmaktadır.
“Eğlendirici söz” diye çevrilen “lehve’l-hadis” deyimi klasik tefsirlerin çoğunda mûsiki olarak açıklanmış ve bazı tefsirlerde “lehve’l-hadis” deyimine dayanılarak şarkı söylemenin, çalgı çalmanın, dinlemenin, bu işin ticaretini yapmanın haram olduğu ileri sürülmüştür. Zira buralarda haram işler işlenir hale gelmektedir.
Ancak bu deyimin şirk inancı içeren sözler veya daha genel olarak insanlar için herhangi bir fayda getirmeyen boş ve lüzumsuz konuşmalar olduğu yolunda görüşler de ileri sürülmektedir (bk. Taberî, XXI, 6063).
İmam-ı Mâlik bir soru üzerine lehve’l-hadis deyimi hakkındaki “Allah yolundan saptırmak için” ifadesine dayanarak “Eğer (müzik) insanı Allah(C.C)’a karşı görevlerinden alıkoyuyorsa bu haramdır” demiştir (Kurtubî, XIV, 54).
Kurtubî mûsiki’nin haram olduğu yolunda aktarılan bazı rivayetleri sıraladıktan sonra ünlü fıkıh bilgini Ebû Bekir İbnü’l Arabi’ye (bk. Ahkâmü’l- Kur’ân, III, 1494) dayanarak kendi görüşünü özetle şöyle belirtir: “İnsanların kötü duygularını tahrik eden, haramları öven, fuhşa teşvik eden, alkol kullanılmasına neden olan şarkıların haram olduğu açıktır; ancak bu tür sakıncalar taşımayan mûsiki bayram, düğün gibi sevinçli ve mutlu zamanlarda veya rahatlamaya ihtiyaç duyulduğu durumlarda câizdir (XIV, 55-56).
Bize göre –Taberî’nin de belirttiği gibi (XXI; 63)- lehve’l-hadis deyiminin özel olarak şarkı ve mûsiki anlamına geldiğine bir işaret bulunmadığına göre bu deyimin anlamına mûsiki olarak sınırlamak doğru değildir.
Âyetlerde özetlenen inkârcı psikoloji ve tavır dikkate alındığında bunun, genel olarak müşriklerin, ilâhi mesajın insanlar üzerindeki etkisini kırmak veya onları alay ve eğlence konusu yapmak için ileri sürdükleri içi boş iddialar, laf cambazlıkları şeklinde yorumlanması uygun olur.
Nitekim “bir gayri ilim/ ilimsiz/ ilimden başka/ bilgisiz olarak” tabiri de bu görüşümüze tam destek vermektedir.
Eğer mûsiki şiir vb. etkinlikler böyle bir kötü amaca alet ediliyorsa bunu yapanlar da ayetlerdeki eleştirilerin kapsamına girer.
Ayrıca burada, sadece o dönemdeki inkârcıların söz konusu tutumları değil, hangi dönemde olursa olsun “Allah(C.C)’ın yolu”nu tıkama amacına yönelik zihniyet ile bunun ürünü olan tavır, tenkit ve faaliyetler de eleştirilmektedir.
“Tür” diye tercüme edilen zevc kelimesi ise sözlükte “eş, bir şeyin zıt yönden dengi, eşiti, birleşik varlığın her bir öğesi” anlamına gelir.
Râgıb el-İsfehâni kelimeyi, “varlıklar topluluğunu oluşturan her bir tür“ anlamında açıklamıştır.