Mehmet Bina

Dünya malı ölü oğlaktan daha değersiz

Mehmet Bina

-Câbir (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) bir gün pazar yerine uğradı. Etrafında ashâbı da vardı. Resûlullah, küçük kulaklı bir oğlak ölüsüne rastladı. Onun kulağından tutarak:
– “Hanginiz bunu bir dirheme satın almak ister?” buyurdu. Ashâb:
– Daha az para ile de olsa biz almayız, onu ne yapalım ki, dediler!. Sonra Resûl-i Ekrem:
– “Size bedava verilse ister misiniz?” diye sordu. Onlar:
– Allah’a yemin ederiz ki, o diri bile olsa, kulaksız olduğu için kusurludur. Ölüsünü ne yapalım? diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah:
– “Allah’a yemin ederim ki, Allah’a göre dünya, önünüzdeki şu ölü oğlaktan daha değersizdir” buyurdu.
(Müslim, Zühd 2)
-Peygamber Efendimiz, çevresindeki her şeyle ilgilenir, ilgiye değer gördüğü şeyleri birer eğitim malzemesi olarak kullanırdı. Bu hadiste, bunun bir örneğini görüyoruz. Ölmüş bir oğlağın kulağından tutup onu insanlara göstermek, gösterilen bu nesnenin değersizliğine delâlet eder. Buna rağmen o, sahâbeye bu değersiz şeyi bir dirheme satın alıp almayacaklarını sordu. Oysa muhatapların bunu almayacağı ve ona bir değer vermeyeceği ortada idi. Nitekim, kimse böyle bir şeyi almaya, yani ona bir değer vermeye yanaşmadı. Hatta hiç para vermeksizin ona sahiplenmeyi de kabul etmediler. Zaten bu, beklenen bir netice idi. 
-Dokuz yüz elli sene yaşayan Hz. Nuh (as)’a vefat hastalığında;
‘Dünyayı nasıl buldun?’ diye sormuşlar. Kendisi de;
'‘Dünyayı iki kapılı bir han gibi dördüm. Bir kapıdan girdim, diğerinden çıktım.’' demiştir.
-Dünyayı seven bir kimse, öldüğü zaman sevdiğinden ayrıldığı için azap çeker. Bu azabın şiddeti de dünya sevgisinin şiddeti ölçüsündedir. 
Allah {cc}ve ahireti seven ise, ölürken sevdiğine kavuştuğu için sevinç duyar. Bu sevincin büyüklüğü de Allah ve ahiret sevgisinin büyüklüğü derecesindedir.
-Hz. Ömer (ra) Allah Rasulü’nün, hasır üzerinde yatmakta olduğu bir sırada, huzuruna girer. Efendimizin (sav) mübarek yanağına hasırın izinin çıkmış olduğunu görür. Bu manzara karşısında Hz. Ömer ağlamaya başlar. Efendimiz (sav) sorar:
 ─Ya Ömer! Niçin ağlıyorsun?
─Ya Rasulullah! Kâinat sizin hürmetinize yaratılmışken, kuru hasır üzerinde yatıyorsunuz ve hasır yanağınızda iz bırakmış. Oysa şu an Kisralar, krallar kuş tüyü yataklarda. Bu Beni duygulandırdı. Deyince
Allah’ın Rasulü cevap verir:
─ Ya Ömer! İstemez misin? Dünya onların, ahiret de bizim olsun…
“Kim, âhiret kazancını istiyorsa onun kazancını artırırız. Kim de dünya kârını istiyorsa ona da dünyadan bir şey veririz. Fakat onun âhirette bir nasibi olmaz.” (Şura /20)
-İbrahim Edhem {k.s} “Bir kalpte iki sevgi olmaz!” diyerek kalbi Allah sevgisinin tamamıyla kaplamasıyla hakiki sevginin meydana geleceğini öğretti. Bizi Allah sevgisinden uzaklaştıran, ahiret özlemimizi eksilten aşırı dünya sevgisine meyletmemeyi en zarif nüktelerle onlar bize anlattı.
-Bir gün Îsâ aleyhisselâm, havarileriyle birlikte giderken bir köye geldiler. Bir de baktılar ki, köyün ortasında bütün köylüler ölmüş. Hiç canlı yok. Îsâ aleyhisselâm demiş ki, bu bir gazabı ilâhîdir. Eğer hastalık olsa, bunlar tek tek ölürlerdi. Mâdem toptan öldüler, buraya bir musibet gelmiş. Dediler ki, yâ Nebiyallah, sen ölüleri bi iznillah dirilten bir nebisin, çağır birini de, sor bakalım ne yapmışlar. Tamam dedi, ey mevta gel buraya. Kalktı adam geldi. Otur bakalım. Dedi bu ne hâl? Dedi ki ya Nebiyallah, bu köy çok takva ehli, çok dindar, çok iyi ahlâk sahibi bir köydü. Sonra bizim kalbimiz dünyaya yöneldi. Namazı terk ettik, orucu terk ettik, aklına ne gelirse hepsini bıraktık, yalnız parayı düşündük. Ve ektik biçtik, seninki daha çok, benimki daha çok, seninki daha fazla, benimki daha fazla, ne Allah kelâmı var, ne Peygamber. Âhıreti unuttuk, Allahı unuttuk, Peygamberi unuttuk, seni de unuttuk. Sonra? Hepimiz eğlenmek için, oynaşmak için buraya toplandık. Bir musibet geldi, hepimiz öldük. İşte Cenâb-ı Peygamber aleyhisselâm buyurdu ki, âhıret nimetini bırakıp da dünyaya tapanların, dünyadaki sonu bu. 
-Rabbim Dünya sevgisinden cümlemizi korusun.

Yazarın Diğer Yazıları