Lütfi Şahin

Malazgirt Zaferi ve Büyük Kumandan Alpaslan

Lütfi Şahin

 “Büyük kumandanlar zor yetişirler ve yetiştiklerinde dünyayı titretirler. Alpaslan öyle bir kumandandı.” (1)

        Birçok zaferi olan toplumumuza bu savaşları kumanda eden komutanlarda, askerlerde ve tüm toplumumuzda bu zaferlerin kazanılmasında birbirlerine destek olmuştur.

        “Konstantiniye elbet fetih olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” (2)

        Bu sözleri söyleyen Hz Muhammed (sav), aslında zaferlerin komutanlarla ve askerlerin bir bütün olarak hareket etmeleri sonucu kazanılacağını çok güzel belirtmiştir.

        Bu güzel sözlere layık olmak isteyen toplumumuzda Konstantiniye’yi (İstanbul) fethetmek istemektedir. Ama bunu gerçekleştirmek için de Anadolu’nun fethedilmesi gerekmektedir.

        Bunları hesaplayan zeki ve idrak sahibi bir kumandan olan Büyük Selçuklu Hükümdarı Alpaslan, Türk müttefiklerinin Anadolu’da yerleşmelerine izin verir. Anadolu’ya Türk birliklerinin akınlar yapmasına da izin veren bu büyük kumandanın amaçlarından birisi Bizans Devletini zayıflatmaktı.

        1070 tarihinde Alpaslan’ın komutasındaki ordu Muş’un bir ilçesi olan Malazgirt’in Manzikert ve Erciş kalelerini ele geçirir. Daha sonra Türk birlikleri Diyarbakır’ı da alır, Urfa’ya saldırı düzenlenirse de ele geçirilemez. Daha sonra Türk Beylerinden Afşin Bey’i de yanlarına alarak Halep’e sefer yapılır ve Halep de alınır.

        Alpaslan, Halep’te konaklarken Türk Birliklerinin Bizans şehirlerine akınlar düzenlemesine izin verir.

        Türk ordusundan rahatsız olan Bizanslılar, tahta ünlü komutanları Romen Diyojeni çıkardılar. Romen Diyojen büyük bir ordu kurup Konstantipolis’ten ayrıldı. Bu ordunun yaklaşık 200 bin kişi olduğu ifade edilmektedir.

        Bizans ordusu düzenli Rum ve Ermeni birlikleri yanı sıra ücretli Slav, Got,  Alman, Frank, Gürcü, Uz, Peçenek ve Kıpçak askerlerinden oluşuyordu.

        Sivas’ta dinlenen Romen Diyojen burada halkın sıkıntılarını dinledi. Halkın Ermenilerden şikayetçi olması üzerine şehirdeki Ermenileri öldürtüp liderlerini sürgüne gönderdi. 1071 yılının Haziran ayında Erzurum’a ulaşır. Bazı generalleri oldukları yerde konumlarını muhafaza etmeleri gerektiğini söylediyse de Romen Diyojen ordusunun büyüklüğüne güvenip bunu reddetti.

        Malazgirt’i geri alabileceğini düşünen Romen Diyojen Van Gölü’ne doğru hareketini sürdürdü. Bu arada Halep’te bulunan Alpaslan’a elçiler göndererek kaleleri geri ister. Alpaslan bunu reddeder ve düzenlemeyi düşündüğü Mısır seferinden vazgeçerek geriye döner. Ordusunda 20 bin veya 30 bin civarında askeri olduğu tahmin edilmektedir.

        Büyük kumandan Alpaslan, Romen Diyojen’in asıl amacının Selçuklu Devletini yıkmak olduğunu tahmin ediyordu. Komutanları ile görüşen Alpaslan hilal taktiği konusunda karar kılmışlardı.

        Her iki hükümdar da biliyordu ki bu savaşta kaybetmek demek kendilerinin ölümü demekti. Alpaslan bu nedenle beyaz renkte elbiseler giydi ve atının arkasını bağlattı. 26 Ağustos 1071 Cuma günü imamlık yapan bu hükümdar, askerine moral verici konuşma yaptı.

        Komutanlarının ölümü göz önüne aldığını gören askerler motive olmuşlar, komutanlarının “ölenler şehit, kalanlar gazidir” sözleri ve diğer motive edici sözleriyle coşmuşlardı.

        Savaş taktiğine göre ilk saldırıyı Türk askerleri yapacaktı. Okçu birlikler uzun süre Bizans ordusunu ok yağmuruna tuttu. Buna aldırmayan Bizans askerleri saldırmaya başladı. Öncü Türk kuvvetleri geri çekilmeye başladı. Bizans ordusu bizden korkup kaçıyorlar deyip arkalarından kovalamaya başladılar. Türk askerlerinin üzerinde zırh olmadığından hızlı bir şekilde geri çekiliyorlar, ama Bizans askerlerinin üzerinde ağır zırhlar olduğu için yetişemiyorlardı.

        Hilal taktiğini uygulayan Türk askerleri, Bizans ordusunun yan taraflarında belirmeye başlamış ve yan taraflardan da oklamaya başlamıştır. Ordusunun büyüklüğüne güvenen Romen Diyojen geri çekilin dememiştir. Bu arada Türk ordusunun arkadan da kuşatmayı başarıp, önden kaçan Türk askerlerinin geri dönüp oklamaya başlaması üzerine Bizans ordusu paniklemiştir. Bu arada Romen Diyojen’e kızgın olan Ermeni askerleri kaçarlar. Ordu da bulunan Türk kökenli askerler de Alpaslan’ın saflarına katılınca Bizans ordusu büyük bir bozguna uğramış olur.

        Romen Diyojen esir düşmüş ve vergi ödemesi koşuluyla serbest bırakılmıştır. Esirliği sırasında Alpaslan Romen Diyojen’e sorar:

        -Sen beni esir etseydin ne yapardın?

        Romen Diyojen cevaplar:

        -Seni derhal öldürtürdüm.

        Alpaslan şunları söyler:

        -Ben sana daha büyük ceza veriyorum ve seni affediyorum.

        Romen Diyojen Konstantipolis’e vardığında gözlerinden mil geçirilir ve hapsedildiği yerde hastalıktan ölür.

        Bu savaş sonucunda Türklere Anadolu’nun kapıları açılmıştır.

 

        DİPNOTLAR

        (1) Lütfi ŞAHİN’ e ait bir söz.

        (2) Hz Muhammed’in bir hadisi.

 

        KAYNAKLAR

        1-http://tr.wikipedia.org/wiki/Malazgirt_Meydan_Muharebesi

 

LÜTFİ ŞAHİN

www.lutfisahininsitesi.com

 

Yazarın Diğer Yazıları