
İdealist Öğretmenlerim
Lütfi Şahin
“İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir,
Sen kendin bilmezsen
İlim nice okumaktır.”
Yukarıdaki dizelerin sahibi olan Yunus Emre, bu sözleri kimler için sarfetmiştir? Bunu etraflıca düşündüğümüz zaman tüm insanlığa, ama özellikle de ilim sahibi olan insanlara söylediğini buluruz.
İlim sahibi bireyler gerek günlük yaşantısında hammadde olarak cansız nesneleri kullanan bireyler olsun, gerekse de canlı bir varlık olan insanı hammadde olarak ele alan bireyler olsun; ilmin ast olan ölçütü “Bireyin Kendisini Bilmesidir.”
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” atasözü aslında bir gün o yılan bana da dokunur mu? Sorusunu da sormamızı gerektirir. Bize bugün dokunmayan yılan, gün gelir zehirini bize akıtır.
Hammaddesi cansız nesneler olan ilim sahipleri, ürettikleri gerek somut materyalin, gerekse de soyut kavramların bir gün kendilerine dönebileceğini unutmamalıdır.
Atom bombasını üreten bilgin belki de yukarıdaki atasözünü düşünmüştür ve demiştir ki: Bana dokunmayan yılan bin yaşasın… ama bugün o yılanın binlerce kat daha zehirlisi olan nötron bombaları ve daha çeşitli tipte bombalar üretilmektedir.
Ve ifade tam burada soyut bir kavrama dayanıyor; Empati.
Bu atom bombasını icat etmiş olan bilgin nasıl ki kendi çocuklarının yok olmasını istemezdi, eğer empati denilen duyguları besleyebilseydi, o bombanın başka ülkelerin çocuklarını da katledeceğini düşünürdü.
Bireyler okuyabilir ve çok ileri düzeyde teknik bilgiye sahip bir fizik mühendisi, uçak mühendisi, doktor vb şeyler olabilir, peki ya ilim sahibi olabilir mi? Yunus’un ifade ettiği gibi kendini bilebilir mi? Ya da şimdilerde eğitim uzmanlarının ifade ettiği gibi, empati kurabilir mi?
“Ağaç yaşken eğilir” atasözü bunların olabileceğini, ama emek gerektirdiğini ortaya koymaktadır. Peki bu emeği kimler ortaya koyacak? İlk önce bu görev ebeveynlere düşmekte, daha büyük oranda da eli öpülesi öğretmenlere düşmektedir.
Empatinin temelleri ilk önce ailede verilecektir. Kardeşi ile eşyalarını paylaşmayan evlatlara paylaşmanın önemi anlatılmalı, ama anlatmadan daha çok somut hale getirilmelidir.
Benzer şekilde saygılı olma, duyarlı olma, diğer canlıları sevme gibi hasletler evlatlarımıza hissettirilerek önemleri kavratılmalıdır. Çocukların ilk öğretmenleri ebeveynleridir ve unutulmamalıdır ki; zincirleme başlayan bir reaksiyonu durdurmak neredeyse imkansızdır. Ebeveynlerinde iyi hasletleri hisseden bir bireyde iyi davranışlar zincirleme olarak gelişecek, tam tersi olarak da ebeveynlerinde kötü hasletleri hisseden bireylerde de kötü davranışlar zincirleme olarak devam edecektir.
“Bir ülkenin kaderi öğretmenlerinin nitelikleri ölçüsünde değişecektir.” (1)
Yukarıdaki söz aslında zincirleme süren bir ifadeler bütününü oluşturmaktadır. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum…Bir zat diyor ki; “benim çocuğumu yeterli niteliğe sahip olmayan bir öğretmen yetiştiriyor.” Bu ifadenin doğru olup olmadığını ve nedenlerini araştırırsanız, o öğretmenin de yetişirken kötü niteliklere sahip öğretmenlerin elinde yetiştiği sonucuna ulaşırsınız. Tam tersi olarak da başka bir zatta diyor ki; “benim çocuğumu çok üstün niteliklere sahip bir öğretmen yetiştiriyor.” Bu ifadenin doğru olup olmadığını ve nedenlerini araştırırsanız, o öğretmeninde süper niteliklere sahip öğretmenlerin elinde yetiştiği sonucuna ulaşırsınız.
Öğretmenler, öğrencilerinin hem duygu yönünden hem de düşünce yönünden hayata hazır olmalarını sağlamak için devamlı kendilerini geliştirmelidir. Hiçbir eğitimci kötü bireyler yetiştirmek istemeyecektir, önemli olan neler yapabileceğini kendine sormasıdır…
Hem öğretmen için hem de aile için çocuğun yetişmesi önemlidir. Çocuğun yetişmesinde bir önemli etkende medyadır. Çocukların yanlış davranışlar göstermesinin en önemli nedenlerinden birisi televizyonda gördüğü davranışı taklit etmesidir. Bu nedenden dolayı ebeveynler çocuklarının seyrettikleri programlara dikkat etmelidirler.
Evet, sadece veli ile değil, sadece öğretmen ile değil, sadece medya ile değil; bu üç ayağın ortaklaşa çalışması sonucu nitelikli bireyler yetiştirilebilinir.
Empati duyan nesiller için önce kendimiz empati duymalı ve çocuklarımızla yeterince ilgilenmeliyiz. Unutmamalıyız ki hepimiz aslında hem birer öğrenci hem de birer öğretmeniz…