
Eğitim Ve Alışkanlık
Lütfi Şahin
“Eğitimli kimse doğru davranışları alışkanlık haline getirmiş kimsedir. Cahil kimse ise yanlış davranışları alışkanlık haline getirmiş kimsedir”
Yukarıdaki tanımlamamı okuyan siz okurlarım, acaba yanlış mı tanım yapıldı? Soru ifadesini sorabilirler… Bu soru ifadelerini bir de yazımın sonuna geldiğinde sorun isterseniz…
Klasik tarz tanımlamalarda eğitim için ifade edilen tanımlama; “informal ve formal ortamda istendik davranış değişikliği meydana getirmektir” denir. Ast ifadesi ile bende buna benzer bir tanımlama yaptım, ancak farklı olarak doğru davranış ve alışkanlık ifadelerini tanımlamalarım içerisinde kullandım. İstendik davranış modeli bana ters geldi, her yöre için istendik davranış farklı olabilir. Örnek ifade ile A yöresini ve B yöresini ele alalım… A yöresinde bir kız yanlış bir iş yaptığında töre cinayetine kurban edilmekte ve bu olay o yöre için istendik bir davranıştır; o yöre için bu olay istendik bir olaydır. B yöresinde ise böyle bir olay istendik bir davranış değildir; töre cinayeti istendik bir davranış değildir. Bu ifadeler çerçevesinde doğru olan bir davranış vardır ve bu da töre cinayetinin yanlış olduğu ifadesidir. Dolayısıyla yörelere göre istendik davranış, aslında doğru olmayan davranış olabilir. Bu nedenden dolayı doğru davranış ifadesini kullanmanın daha doğru olduğunu düşündüm.
Cahil kimse ifadesini ise okumamış insan manasında değil, yanlış davranış gösteren kimse babında ele aldım. Bu ifade içerisinde ise A ve B öğrencilerini ele alalım… A öğrencisi birinci sınıfa başladığından itibaren öğretmenleri tarafından yere çöp atmaması konusunda dikkatli ve uygun bir lisanla devamlı uyarılır. B öğrencisi ise bazen uyarılır ve bazen de uyarılmaz. Bu iki öğrenci sekizinci sınıfa geldiklerinde çok iyi okuma düzeyine sahip; ancak birisi yere çöp atan, diğeri ise çöp atmayan bireyler olarak yetişmiş olarak karşımıza çıkarlar. Netice itibari ile birisi eğitilmiş, diğeri cahil kalmıştır.
Alışkanlık ifadesini kullandım, bunun nedenini de açıklamak istiyorum… İki ülke var ve bu ülkelerden birisi teknoloji konusunda çok ileri olan A ülkesi ve diğeri de eğitim konusunda çok ileride olan B ülkesi… Bu iki ülke bir iddiaya girerler ve derler ki; biz sizden daha iyi öğrenci yetiştiririz… Tek yumurta ikizi olan ve tüm genetiksel özellikleri aynı olan iki çocuktan birisini A ülkesi, diğerini B ülkesi alır. A ülkesi teknolojik bir çalışma yapar ve bir bilgisayara doğru olan bütün davranışları yükleyerek bunları insan beynine aktarmanın yolunu bulur ve bunu kendi ülkelerinde kalan bebeğe uygular… Bildiğiniz bütün doğru davranışları o bebeğin beynine bağladıkları elektrotlar vasıtasıyla o bebeğin beynine aktarırlar. B ülkesi ise psikomotor gelişim seviyesine göre bebeği uygun yöntemlerle ve özellikle “yaparak, yaşayarak” eğitim modeline uygun biçimde yetiştirir. Çocuklar on yaşına geldiğinde ülke konseyleri bir araya gelir ve çocukları sınarlar… A ülkesinde yetişen çocuk bütün doğru davranışları sıralı bir şekilde kağıda yazar, B ülkesinde yetişen ise bir kaçını yazamaz. Konsey der ki; “tamam, teknoloji eğitimi yendi.” Tam bunları açıklayacakken A ülkesinde yetişen çocuk yediği çikolatanın kabını yere fırlatıp atar, diğer çocuk ise yerdeki kabı alır ve çöpe atar… Sizce eğitim doğru davranışları bilmek midir? Yoksa alışkanlık haline getirmek midir? Yoksa hiç olmayan davranışlarda değişiklik meydana getirmek midir?...