
Dahiler ve Dehalar
Lütfi Şahin
“Çocukların hayal güçlerinin gelişmesi, mantıklarının gelişmesinden daha çok önemlidir.” (Lütfi ŞAHİN)
Okuluna giden bir öğrenci ile öğretmeni arasında geçen konuşmalar, bize bazı fikirler konusunda sahip olduğumuz yargıları ortaya koymaktadır.
Öğretmen:
-Çocuğum ben sana hidrojen atom modelini karton üzerine çizmeni istemiştim.
-Hocam, hep nükleer enerji veren maddeleri merak ediyordum, bu nedenden dolayı toryumun atom modelini yaptım.
-Peki neden böyle yaptın?
-Hocam mıknatısları ve metalleri kullanarak bu modelin daha güzel yapılacağını düşündüm, bundan dolayı.
Belli mantık çerçevesi içerisinde büyümüş olan bu öğretmen, sabit fikirler içerisinde basit bir ödev vermiş ve kurallar koymuştur: kartona ve hidrojen atomu…
Hayal gücüne sahip olan çocuklarımız, mantık dediğimiz ve neye dayandırılarak doğru olduğu belli olmayan ifadeler içerisinde sıkıştırılmışlardır. Tokalaşma işlemi bizim toplumumuzda mantıklıdır, ama Avustralya’da tokalaşma yerine uzaktan el sallama tercih edilmiştir. Hakeza artık bizlerde domuz gribinden korunmak için uzaktan el sallamayı tercih ediyoruz ya, bunu Avustralyalılar hep yapıyorlardı.
Yıllar içerisinde sabit mantığın öneminden bahseden bilginler ve eğitimciler; Gardner gibi bilginlerin çalışmaları ve nöroloji uzmanlarının beynin sadece mantık fonksiyonlarından oluşmadığını ifade etmeleri sonucu; çoklu zeka ve empati ifadelerinden bahsedilmeye başlanmıştır. Sadece sol lobdan oluşmayan beyin ve fonksiyonları aynı zamanda sağ loba da sahip olduğunu nörologlara göstermiştir.
Fizikte kuramlar üreten Einstein bir dahidir, beyninin sol lobunu ustaca ve hızlı bir şekilde kullanmaktadır. Mantık verilerini kapsamlı bir şekilde birleştirmeyi başaran Einstein, aynı zamanda bir dehadır. Dahi olması onun kapsamlı düşünce yapısına sahip olmasını sağlamıştır. Normal bir birey bir alfabeye baktığı zaman A-D aralığını düşlerken, Einstein A ile Z aralığındaki tüm harfler arasında bağlantı kurabilmektedir. Normal birey çocukluğundan itibaren belirli mantık çerçevesi içerisine sokulmaya çalışılmış ve sonuçta başarılı olunmuştur; A-D arasındaki harfler arasında işlem yapmaktadır. Einstein ise kendisine geri zekalı diyen öğretmenlerine karşılık sıra dışı olmuş ve A-Z aralığındaki tüm harfler üzerinde işlem yapabilecek yetiye ulaşmıştır. Evet, Einstein’e yıllarca öğretmenleri ve arkadaşları geri zekalı demişlerdir. Sıra dışı düşünmenin karşılığında bunu göz önüne almış olan Einstein, genel ve özel relativite kuramları ile beraber zekasının üstünlüğünü ispatlamıştır. Normal bir birey aynı zamanda A-D aralığındaki bilgilerin sentezini yapmış ve kendisinde bu bilgileri toplamış iken Einstein A-Z aralığındaki bilgilerin sentezini yapmış ve bu bilgileri kendisinde toplamıştır; bu nedenden dolayı Einstein deha olarak da anılmıştır.
Sol lobu gelişmiş olan Einstein için durum böyle, ama sağ lobu gelişmiş olan Mozart için durum… Evet yine aynı. Sol lobun mantığı gelişmiş olan Einstein’e karşın sağ lobu gelişmiş olan Mozart’ı verebiliriz. Normal bir bireyde Do-Mi arasındaki sentez ve görme olayı varken Mozart’ta Do-Si arasındaki notaların sentezi ve görmesi olayından bahsedebiliriz.
Sizler ukala ya da geri zekalı sözlerine tahammül eder misiniz? Bunu bilemiyeceğim, ancak sıra dışı düşünen bu zeki insanlar, kendilerini bir kalıba sokmamışlardır. Yukarıdaki öğrenci örneğinde olduğu gibi, farklı ve hayal edebilen insanlar, bir çok veriyi farklı şekillerde sentez edebilir ve bu da yaratıcı mucitlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Sizlerin başarılı ve sıradışı düşünmenizi ümit ederim…
Lütfi ŞAHİN