Latife ÖGE AKIN

Sezaryen Keyfiyeti

Latife ÖGE AKIN

Sezaryenin dünyada ilk uygulanışı 1500’lü yıllara dayanıyor. Ölmüş annenin bebeğini kurtarmak amacıyla yapılıyor, yani anne zaten ölü olduğu için haliyle anne sağlığı gözden çıkarılmış bir durumda uygulanıyor. Ancak 1800’lü yıllardaki uygulamalarda bile yüzde 85’i anne ölümü ile sonuçlanıyor. Çünkü kanama durdurulamıyor.

Günümüzde ise doğrudan konuya girecek olursak gerçekleşen doğumların yüzde 53’ü sezaryen. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre en çok sezaryen uygulayan ülkeyiz. 1. sıradayız yani evet. Bunun çok fazla KEYFİ sebebi var. Doktorun risk almamasından tutun da annenin normal doğumdan korkmasına kadar. Malum kapitalizm dayatması sonucu doğum takviminin öngörülebilir olması, doğumun normal yolla ve olması gereken zamandan ziyade sanki bir tiyatro sahneleyecek gibi zamanına karar verme keyfiyeti yüzünden de tercih ediliyor. Evet tercih ediliyor. Toplumsal yargı ve bu yargının sonucu olarak da ilk gebelik yaş ortalamasının yükselmesi, çok bilmiş toplumun doktordan daha iyi bildiğini iddia edip, doktoru vicdanen gerekeni yapmaktan alıkoyup risksiz bir şekilde sezaryene mecbur bırakması gibi sebepleri de var elbette.

Geçenlerde duydum prenses doğum diye bir tabir varmış. İçeriğini burada yazmaya tenezzül etmiyorum, merak eden araştırsın. Şimdi en çok hemcinslerimden linç yiyeceğim. Hatta sen anne olmadın, anlayamazsın gibi hadsiz yorumlar alacağım. Zerre kadar umurumda değil.  Allah nasip eder anne olursam bütün bunlardan herhangi birini böyle şova çevirirsem o zaman gelin karşıma. Arkadaşlar anne oluyorsunuz yahu. Ne bu şımarıklık. Ne bu aymazlık. Ne bu soytarılık.

Doğumlar bir şölene çevrildi. Cinsiyet öğrenme, baby shower, hastane odaları panayır yerine dönüyor falan. Bir sürü saçmalık. Kapitalizm diye suçluyoruz, sosyal medya dayatması diyoruz ama asıl suçun bizde olduğunu çok net biliyoruz. Bütün bu görgüsüzlükler için para verip organizasyon firmaları ile anlaşanlar var. Baya baya profesyonel ekipler var bu işlerle ilgilenen. Yahu doğum fotoğrafçılığı diye bir şey var, babayı da doğuma almak var. Doğuma ful makyaj, fönlü saç, takma kirpik ile gidenler var. Arz -talep meselesi.  Bu işten ekmek parasını kazananlara asla lafım yok. Emek veriyorlar. Asla suçlu olduklarını düşünmem. Geri kafalı olduğumu düşünmüyorum. Siz söyleyin, sizce de bu kadarı artık fazla değil mi? Bu olayı panayır havasında geçirmek için verilen özen çocukların yetiştirilmesinde, ahlaklı, inançlı ve vicdanlı olmasında gösteriliyor mu? Bir bakın bakalım sokaklara yetişen nesle. Gösterilmiş mi aynı özen sizce?

Benim kanaatim sezaryen doğumun artmasının altındaki en önemli sebep bu şımarıklıklar. Asla küçümsemiyorum. Doğum olağanüstü bir şey. Ama tam olarak olağanüstü bir şey olduğu için kutsal değil mi zaten? O doğum esnasında annenin canından can çıktığı için ayakları altına cennet serilmemiş mi? Sağlık açısından mecburiyetler olması halinde gerçekten can kurtaran bir operasyon kabul ediyorum. Anne hayatı riske giriyor, bebek ile ilgili olağanüstü durumlar gelişebiliyor. Böyle vakalarda sezaryen gerçekten çok önemli. Ama gerçekten hani halk arasında bir tabir var ya ele ayağa düşürmek diye. Doğumu da bu kadar ele ayağa düşürmeyin yahu.

Asla utanılacak bir şey değil elbette ama eskiden annelerimiz hamile olduklarını saklarmış, hem edep ve haya duygularından, hem nazardan, kötü gözden sakınmak için. Evlerinde doğum yaparlarmış, kim bilir nasıl sağlıksız koşullarda. Elbette bunları savunmuyorum. Böyle olmalı demiyorum ama onlarda can değil miydi? Onların moda tabir ile acı eşiği nerelerdeydi acaba. Neymiş hanım kızımızın acı eşiği çok düşükmüş, bu nedenle prenses doğum yapacakmış. Doğum sancısı çeken kadının o an ettiği dualar geri çevrilmezmiş ama şimdikiler doğum sancısı çekip Allah ile, canından can çıkarması duygusu ile kalması gereken anlarda odanın süslemesine, ikramlıklara, eltisinin doğum hediyesinden daha mı gösterişli doğum hediyesi hazırlanmış bunlara kafa yoruyor. Bir can dünyaya geliyor da kimse bundaki kudreti ve hikmeti düşünmüyor. Ben bu konuda daha sayfalar dolusu yazarım da lafın fazlası da ziyandır vesselam. Selametle efendim.

Yazarın Diğer Yazıları