Latife ÖGE AKIN

Sesli istila

Latife ÖGE AKIN

Bugün yine mültecilerle ilgili yazacağım. Bu konuyu bıkmadan usanmadan anlatacağım. Bir kişi okuyacak bile olsa yazacağım. Gümbür gümbür gelen istilayı anlatacağım.

Hafta sonunda annem ve babamla Kültürpark’ta dolaşmaya çıktık. Herkes sakin sakin oturuyor. Kimisi çimenlerin üzerine yayılmış kitabını eline almış, kimisi çoluk çocuk oturmuşlar bir şeyler yiyorlar.

Derken bir gürültü koptu. Bağırışlar feryat figan. 5-6 kişilik bir grup kendi içlerinde kavga ediyor. Konuşmalardan anlaşıldığı kadarıyla bir taraf Türk, diğer taraf Suriyeli. Ne için kavga ettiklerini bilmiyoruz. Derken boğuşmaya başladılar. Ama çevredeki insanları bile hırpalayacak bir boğuşma. Önlerine kim geçtiyse diğerinin üzerine fırlatarak. Kendi halinde yürüyen insanlar bile bir anda kavganın muhatabı oldular.

Çoluk çocuğunu kapan kaçtı. Delirmiş gibi bağırıyorlar, küfür ediyorlardı.

Çok geçmeden polis ekipleri geldi. Ama tabi tahmin edileceği üzere bir anda her şey süt liman kesildi. Çok affedersiniz, mümkün olduğunca üslubumu korumaya çalışacağım. Bu züppeler bir kenara geçip oturdular, hiçbir şeyden haberleri yokmuşçasına. Ama beni dehşete düşüren şey şu oldu; polislerle neredeyse aynı zamanda bir sürü Suriyeli çakal daha o grubun yanına geldi. Ne ara haberleşip, toplandılar, benimle birlikte oradaki herkes şaşkınlık içinde onları izledi. Banklarda iki tane genç kız oturmuş, ellerindeki kitaplara bakıyorlardı. O gruptan biri, bu kızlara sarkıntılık etti, hatta eliyle genç kızlardan birinin başına vurdu.

Aynı aymazlıkla bağıra çağıra, aşırı rahatsız edici hareketlerle orada oturmaya devam ettiler. Biz rahatsız olup kalktık ama içimden bir his oradan kalkarken sanki vatanımı bu köpek sürüsüne bırakıyormuşum gibi vicdanımı sızlattı. Kalıp kavgaya karışsam başıma ne geleceğini kestirmem mümkün değil. Bir de üstelik toplum içinde nifak çıkarmak, nefret söylemi ile bölücülük yapmak vs suçlamaları var malumunuz. Yani baş etmeye ederiz ama devletimiz bizim arkamızda durur mu, güvenemediğimiz için efendi efendi kalktık.

O grubun taşkınlıklarını gören her göz yazık dedi bu vatana. O an orada olup, olaya şahitlik eden her vatandaş bir kez daha nefret etti bu üzerimize çöreklenen illetten.

Bu görmezden gelme nereye kadar devam edecek. Bu yok sayma nereye kadar devam edecek. Büyüklerimizin çizdiği pembe tablo, din kardeşiyiz safsatası, polyannacılık nereye kadar devam edecek. Biz gaflet uykusundan ne zaman uyanacağız.

Ekonomi bozuk evet, düzelir… Ne darboğazlardan geçti bu millet…

Eğitim sistemi korkunç… Düzelir….

Hukuk sistemi Allah versin… Düzelir…

Ama bu istila bizi bitirecek…. Bunun asla tamiri olmayacak…. Bu gidiş hayra alamet değil… Asla kan döküp aldığımız topraklarımızı onlara açtık diye bize minnet duymayacaklar…

Kendi vatanını satmış bu zındıklar bize asla hayır getirmeyecekler.  Neden bunu kimse görmüyor? Çocuklarınız, torunlarınız için hiç endişelenmiyor musunuz? Bunları içimize getirenlerin çocukları, torunları asla bu soysuzlarla bir arada yaşamayacak… Onlar Amerika’da bilmem ne aromalı lattelerini yudumlarken bizim çocuklarımız, torunlarımız bunların aymazlıklarıyla, ahlaksızlıklarıyla, çakmak taşır gibi taşıdıkları silahlarıyla muhatap olacak. 

YAZIK DİYE DİYE OLAN BİZE OLACAK… Sessiz istila söylemi rafa kalktı, adamlar sessiz olma gereği bile duymadan umarsızca geliyorlar… Biz ne zaman uyanacağız…

Sonumuz hayrola…

Yazarın Diğer Yazıları