Latife ÖGE AKIN

Şeb-i Arus'un ardından

Latife ÖGE AKIN

Hz. Mevlânâ’nın Allah’a kavuşmasını düğün gecesi olarak kabul ettiği ve tam 750 yıldır vuslat gecesi olarak anılan Şeb-i Arus törenleri 7 Aralık’ta sessiz sedasız başladı. 17 Aralık’ta ise nihayet son buldu. Nihayet dememin sebebini açıklıyorum şimdi. Bu yıl sema gösterilerini gölgede bırakıp, odak değiştiren gösterilere şahit olduk. Bunca yıldır bu törenler yapılır. Bunca yıldır dünyanın dört bir yanından Şeb-i Arus için binlerce turist ağırlarız. Özellikle Mevlânâ türbesi çevresindeki esnafın tabiri yerinde ise harmanı olur tören süreci. Bedesten ve Mevlânâ civarı yenilendi biliyorsunuz. Çok da güzel oldu. Şehrin merkezi olarak hak ettiği özenli görüntüye kavuştu. Ancak otopark sorunu sebebiyle mi yoksa başka bir şey mi bilinmez, turistlerin güzergahı Mevlânâ Müzesi ile Mevlânâ Kültür Merkezi arasında sıkıştığı için esnaf gerektiği gibi turist ağırlayamaz oldu. Törenler her anlamda sönük geçti.

Ama diğer yıllardan farklı olarak bu yıl acayip soytarılıklara şahitlik ettik. Tüm tören süresince her şeyi geride bırakan Mevlânâ Meydanı’nda çeşitli ırk ve milletten turistler kendilerince aşka gelip âyin yaptı. Türlü rezillikleri izledik. Konyalı olarak izlemekle kalmadık bir güzel prim verip hemen cep telefonları aracılığıyla sosyal medyada paylaştık. Yetmedi onların bizim dinimizde, örfümüzde, adet, gelenek, göreneklerimizde asla yeri olmayan dansvâri gösterilerine eşlik ettik. Mevlânâ’nın kemiklerini sızlattık.

Hoşgörüsü ile tüm dünyaya nam salmış bir âlimin uçsuz bucaksız hoşgörü sınırlarını bile zorlayacak şeylere dur demek şöyle kalsın bir de pohpohladık. Kendilerini yerlere atan kadınlar, zikir desen değil, semâ desen değil hareketlerle kepazelik yapanlar, bağırıp, çağıranlar. Anlam veremedi kimse ama kimse de çıkıp yahu siz ne yapıyorsunuz demedi.

Kâbe-i Şerif’te kimse orada yapılması gerekenlerin dışına çıkıp rezillik çıkarabilir mi? Bağırıp, çağırıp, kendini yerlere atabilir mi? Aynı şekilde herhangi kilisede böyle bir soytarılık yapılabilir mi? Derdim kesinlikle Mevlânâ’yı hâşâ ne Kâbe-i Şerif ile yarıştırmak ne de kilise ile. Ne başka dinle kıyaslamak, ne İslam ile Mevleviliği yarıştırmak değil. Ama yakışmadı. Yakışık almadı. Çok çirkindi. Rezaletti, kepazelikti, soytarılıktı, hem Konya’ya hem Mevlânâ’ya saygısızlıktı. Bizim mülki amiriyle, memuruyla, vatandaşıyla, idarecisiyle koca bir şehir olarak dur demeyişimiz ayrıca rezaletti. Seneye olacakları tahayyül edebilen varsa buyursun.

Yazarın Diğer Yazıları