Latife ÖGE AKIN

Ortak paydalarımız var, yapmayın yahu…!

Latife ÖGE AKIN

Malumunuz seçim yaklaşıyor ve halihazırda gözlemlediğim kadarıyla artık kimin hangi partiyi desteklediğinden ziyade karşıt görüşü akılsız, fikirsiz olmakla suçlayıp, bağları koparmaya kadar varan durumlar.

Birçok kişi ile konuştum, kimseye oyunu kime vereceğini sormadım. Hoş bu durum aslında zaten kişinin sadece kendini ilgilendirir. Ama iş öyle bir noktaya gelmiş ki, ailelerde kavga çıkıyor, kaç yıllık dostluklar siyaset yüzünden sarsılıyor hatta bitiyor. Aynı sofraya oturup yemek yediğimiz eş, dost ve akrabalarımızla konuşamaz, görüşemez olmuşuz. Sosyal medya hesaplarından engeller, ziyareti, sohbeti kesmeler. Amaç sadece kendince büyük gördüğünün yanında itibar sahibi olmak.

E tabi, siyasiler meydanlarda bu ülkede karşı görüşü savunan vatandaşlar olduğunu bile bile ağıza alınmayacak sözlerle birbirlerini suçluyor, iftiralar atıyor, hatta bazen birbirlerinin ipliğini pazara çıkarıyorlar. Bazen seviye öylesine yerlere düşüyor ki, bu insanlar mı bizi temsil edecek/ediyor diyoruz.

Mecliste yumruk yumruğa kavga eden vekilleri biz toplum olarak eleştirmeliyiz. Benim savunduğum partinin vekili eğer karşı görüş bir parti vekiline saldırıyorsa beni temsil etmesine izin veremem. Aynı şeyi karşı görüşteki kişiden de beklerim. Çünkü balık baştan kokar hesabı vekiller bunu yaparsa, siyasiler meydanlarda bin bir çeşit küfür ve hakareti savurursa vatandaşın da böyle kutuplaşması kaçınılmaz. O kadar alıştık ki artık, zıt görüşlü olması sebebiyle bir siyasi partinin binasına zarar verilmesi, gazetenin basılıp yakılıp yıkılmasına bile şaşırmaz olduk. Oysa şunu hepimiz net bir şekilde televizyonlarda, sosyal medyada görüyoruz. Bizi kutuplaştıran bu insanlar bir araya geldiklerinde hepsi birbirinin elini sıkıyor, gülümseyerek karşılıyor, misafir edip, misafir olup, gülümseyerek uğurluyorlar. Sonra dedikoducu teyzeler gibi meydanlarda birbirleri hakkında atıp tutuyorlar. Bunu özellikle söylüyorum, hiçbirini ayırmadan hepsi için söylüyorum. Sağcısı, solcusu, ülkücüsü, milli görüşçüsü, komünisti. Hepsi bugün birbirleri hakkında atıp tutarken yarın bir bakmışsınız bir aradalar. Bu yüzden siyasilere güvenip de düşmanca kalp kırmayın. Olan size olur. Yıktığınız gönlün ahıyla kalırsınız. Siyaset çok kirli bir dünya. Yapmayın. Yarın ne olacağını, kimin çıkarları için saf değiştireceğini bilemezsiniz. Kuyruğuna basmadığınız sürece herkes iyidir. Yarın kuyruğuna basıldığında ne yapacağını bilemezsiniz. Keskin sirke küpüne zarar. Yapmayın.

İnsan diğer yaratılmışlardan aklı ve duygusu olması hasebiyle ayrılır. Bu yüzden Allah tarafından sorgulanacaktır. Bu yüzden günah ve sevap olguları sadece biz insanlar için anlam taşır. Dolayısı ile aklı, fikri olan kişinin duygu ve düşüncesi olması kaçınılmazdır. Mesele herkesin aynı düşünmemesi, herkesin aynı yerden bakmaması, bakmak zorunda olmaması. Evet seçim sonucu hepimizi ilgilendiriyor. Bu bütünün parçasıyız ama tek başımıza değiliz. Bu bütüne uyum sağlamak, saygı duymak, çoğunluk sağlandığı takdirde çirkinleşmeden medenice, olgunlukla karşılamak gerekir.

70’li yıllarda sağ sol kavgası vardı. Ne yani o yıllardan bu yıllara hiç mi vizyonumuzu geliştirmedik, hiç mi medenileşmedik? Hiç mi bir şey öğrenmedik? Er meydanı sandık başı bunu neden anlamadık?

Siyaset bu değil. Karşı görüşe keskin çizgiler çiziyoruz da şunu neden düşünmüyoruz. Geçenlerde yüzyılın felaketini yaşadık. Binlerce canımız gitti. Siyasetin amacından haberdar olmayan bir sürü insan, bir sürü insana yardım için seferber oldu. Kimse yardım ederken siyasi görüşünü sormadı. Kimse enkazın altında iken kendisine uzanan ele hangi görüşte olduğunu sormadı. Çünkü ortak paydalarımız var. Çünkü akıl, vicdan, merhamet her şeyin önünde. O deprem öncesi siyaset yüzünden birbirine selamı sabahı kesen, ertesi sabah ise o selamı esirgediğini bir beton yığını arasında bulan nice insanlar var. Bunu inkar edebilecek varsa buyursun, meydandayım. Aksini ispat etsin, ben de haklısın deyip özür dileyim.

Hain terör örgütü fetö tarafından darbe girişimi yapıldığında sokağa dökülen onca insan birbirine hangi görüşte olduğunu sormadan su ikram etti, demokrasi nöbetinde evinden aceleyle sıkıştırdığı ekmek arası peyniri yanındaki tanımadığı insanla paylaştı. Çünkü bugün senin oy verip iktidara getirdiğin partiye bunu yapanlar belki yarın benim iktidara getirdiğim partiye de aynısını yapacak korkusu vardı. Demokrasi savaşıydı. Vatandaşların birbirine sadece benim değil senin de hakkını savunuyorum kardeşim deme şekliydi bu.

Değer mi?

Bir bayrak altında toplanmaktan gurur duyan bir milletiz. İstiklal Marşı’nı her duyduğunda tüyleri diken diken olan bir milletiz. İnancımız bir, değerlerimiz bir, örfümüz, adetimiz, töremiz bir. Adem’den geldik, soyumuz bir. Kaldı ki bizim birbirimize düşmemizi bekleyen içimizde, ekmeğimizi yiyip, suyumuzu içen, toprağımızda gezen onca hain varken, yapmayın. En küçük bir sarsıntıda birbirimize sarılacağız, bunu unutmayın. Düştüğümüzde elimizden tutacak olanlarımızı siyaset yüzünden kırmayalım, kaybetmeyelim.

Şu köşedeki cürmümüz yettiğince siyasilere de daha seviyeli ve hoşgörülü olmaları noktasında çağrıda bulunuyorum. Halkı bölmeyin, kutuplaştırmayın. Siz örnek olun. Eğer bu halkı böyle böler, birliğimize ve bütünlüğümüze kast eder, bozguna uğratırsanız, kim olursanız olun bu halk o bozgunda ilk önce sizi yok eder.

Makamı cennet olası, Türk siyaset tarihinin yetiştirdiği en kıymetli insanlardan biri olan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmayı yazımın sonuna sakladım. ALLAH ona rahmet ve merhametiyle muamele eylesin.  Birazcık üzerinde düşünülmesi dileği ile paylaşıyorum. Sevgi ve hoşgörü ile kalınız efendim.

“Meclis kürsüsüne çıkıp birbirine atıp tutan, hakaret eden vekillerin, daha sonra meclis lokantasında karşılıklı güle oynaya yemek yediğini görseydiniz, tanıdıklarınızla asla siyasi tartışmalara girmezdiniz.”

Yazarın Diğer Yazıları