Latife ÖGE AKIN

Mahalle yanıyor…

Latife ÖGE AKIN

Mahalle yanıyor…

Yerel seçimler yaklaştıkça iddialar afaki olmaya başladı. Ancak halkın hayâlperest vaatlere artık kanmadığı çok aşikâr. Kimileri makam devşirme peşinde, kimileri bacaklarım kırılsa da şu oturduğum koltuktan kalkmasam derdinde.  Kimileri davasını unutmuş, kimileri davası uğruna aç kalmış… Kimileri dava diye dayandığının koskoca bir ihanet denizi olduğunu anlamış gururunu, haysiyetini kaybetmenin sızısını yaşıyor. Kimisi nasıl olsa yükümü tuttum, çaktırmadan sıvışıp gideyim peşinde. Yerel seçim deyip geçmemek lazım, iş fetret devrinde yaşanan taht kavgalarına döndü. Yukarılarda dertler bile lüks, havalar serin…

…..

Alt basamaklarda ise durum vahim… Diyeceğim o ki; mahalle yanıyor…

Vatandaşın derdini soran yok. Ekonomik sıkıntılar insanları bunalım noktasına getirdi. Alım gücü zayıfladı.

Eskiden maaşı ay sonuna kadar nasıl yetiştiririm diye düşünen insanlar şimdi günü kurtarabilmenin hatta öğünü kurtarabilmenin hesabını yapar oldu.

Eskilerin anlattığı tüp kuyruğu, margarin kuyruğu vardı ya hani, sürekli bizim neslin başına kalkılan. Sanki sorumlusu bizmişiz gibi. O zamanlar insanlar parası olduğu halde alamıyordu. Şimdi parası yok da alamıyor. Hangisi daha iyi, hangisi daha ağır, hangisi daha savunulası bir durum.

Benim fikrim mi?

O zamanlar daha iyiymiş, zira bana yok ama sana da yok. Ben alamıyorum ama sen de alamıyorsun. Şimdi ki gibi bazıları derya deniz yüzerken diğeri bir damla peşinde ömrünü çürütmüyormuş.

Yazılacak, söylenecek çok şey var ama ne dil varıyor, ne kelâm yetiyor.

Çiftçiye sorsan anlatacak dünya kadar derdi var. Gübresi ayrı maliyet, mazotu ayrı, tarım ilacı ayrı. Bunun yanında keşke elde ettiği mahsulün kıymeti olsa. O da yok. Çiftçi hamallık yaptığıyla kalıyor. Ve birer birer bizden bu kadar deyip çekiliyorlar kenara.

Pazarcıya sor, tarladan 10 liraya çıkan ürün, tezgaha gelene kadar 40 lira oluyor. Ne tarladan o ürünü çıkaran hak ettiği şekilde kâr ediyor, ne hâldeki esnaf ne tezgaha seren pazarcı.

Nakliyeciye sor, akaryakıt yıl sonuna kadar 60 lirayı aşacağa benziyor. Bu araçların olası bir arızada sanayiye girip çıkması mesele. Bir lastik değiştirmesi o ay ki kazancın tamamına mâl olabiliyor. Zaten binek araçlarında sanayiye selam vermesi 10 bin liradan başlıyor. Bu arada hazinenin en büyük gelir kaynaklarından biri olan kaşının üzerinde gözün var misali yazılan trafik cezalarına hiç girmeyim. Allah muhafaza…

…………..

Cömert, kendisi kazandığı kadar işçisinin de hakkını koruyan, devletin belirlediği asgari ücreti vicdanen kendi firmasında artıran, kazancına bu sayede bereket katan işverenlerimiz var elbette. Helal 10 liranın haram 20 liradan fazla ettiğini bilen nice insanımız var.

Ancak şu bir gerçek namusuyla, şerefiyle, alın teriyle çalışan kimse, sektörü ne olursa olsun hak ettiği parayı kazanamıyor. Hak ettiği gibi insanca yaşayamıyor. Çalıp çırpmadan, yolsuzluk, usulsüzlük yapmadan bunu başarmak mümkün olmuyor. 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları