Latife ÖGE AKIN

İtle dalaşmaktansa, çalıyı dolaş-MAM…!

Latife ÖGE AKIN

Bir konuda anlaşalım sonra yazıya başlayacağım. Tamam biz Osmanlı torunuyuz. Dünyanın 3 kıtasına 6 yüz yıldan fazla hükümdarlık etmişiz. Kimse karşımızda duramamış. Bu güç bize biraz kibir de katmış. Genlerimize yerleşmiş. Biz hep öncüyüz. Hep en önde olmak zorundayız. Bir iş yapılacaksa önce bizim işimiz görülmeli. İlk biz yapmalıyız, ilk biz girmeliyiz, ilk biz, ilk biz… Koskoca Osmanlı’dan öyle zannediyorum ki sağ bıraktığımız tek meziyet bu hal.

Ama bir uyansak mı artık? Zahmet olmazsa bir kendimize gelsek mi? kaçıncı yüzyılda hala ne görgüsüzlük ve cehaletlerle uğraştığımızı bir idrak mı etsek?

Hastaneye git, efendi efendi sıranı beklemeye başla. Biri harala gürele gelsin, bostana girer gibi dalsın, çoocuğuumm ölüyooeerr! Kucağındaki çocuk şaşkın şaşkın etrafına bakıyor. SIRA MI O DA NE DEMEK? BENİM ÇOCUĞUM HASTAAA!

(Kötü kelime kullanmamak için çok zorlandığımı bilin lütfen!)

Orada sırada bekleyenler şezlong için oradalar çünkü. Bir tek senin mi çocuğun hasta arkadaş. Sıradaki hastalarla takış, yetmesin iki de doktor hemşire yumrukla. Çünkü sen mağara adamısın.

İşe gelmek için tramvay kullanıyorum bu ara. Tramvaya binerken ayrı hengame, inerken ayrı. Durakta bekleyenler tramvaydan inene asla ama asla yol vermez. Tramvaylarda sürekli anons geçer ki bence gelişmiş ve aklı başında bir toplum için bu uyarı bile utanç vericidir. Zira aptala anlatır gibi anlatır anons, lütfen inen yolculara öncelik verelim diye. Ama yok. Hadi tramvay kaçarsa, hadi adamın tepesine çıkacak gibi gelen yolcu dışarıda kalırsa. Olmaz, parselli bile olsa tepemize çıkmak vazifesi.

Her gün çemkiririm ama Allah biliyor. Yoksa akşama kadar içim içimi yer benim. Ne çektiysem bu dilimin belası diye söylediğimi beni tanıyıp da duymayan bir Allah kulu kalmamıştır zaten.

Neyse güç bela indik tramvaydan, e bir de simit poğaça almak için girerim bir yere, alacağımı almak için zaten bir sıramı almak isteyenlere fırsat vermeyim çabası içine girerim, bir de parasını ödemek için girdiğim sırada gerilirim. Al sana sabah sabah bir cinnet sebebi.

Çünkü bir tek o arkamdaki züppe işe yetişecek. Çünkü bir tek onun anası onu akıllı doğurmuş, diğerleri hep gerizekalı.

Markete girerim, aynı patırtı gürültü. Hastanede aynı. Çarşı, pazarda aynı. Biz ne zaman ehlileşeceğiz. Aranızda bir tarih öngören var mı?

Kaldırımda yürümeyi bile beceremeyen bir milletiz. İnsan hele de hafta sonu ise çarşıya çıkmaya korkuyor. Trafikte zaten Allah korusun içimizden cehennem zebanisine tur bindirecek bir yaratık çıkıyor.

Sırayı kapan sanki ülke fethetmiş gibi mağrur. Arsızlık eden yaptığını ahlaksızlık olarak görmeye tenezzül etmiyor. Kimisi susuyor. Babaannem rahmetli derdi ki; “Kızım itle dalaşmaktansa çalıyı dolaş.” Allah kendimden razı olsun hiç dolaşmadım o çalıyı. Başım beladan kurtulmaz ama olsun, kimsenin hakkını yemem ama hakkımı da yedirmem. O itle dalaşırım, yoksa uyku uyuyamam. O çalıyı da boynuna dolarım. Çirkeflikmiş… Ahlaksız olmaktansa çirkef olayım. 

Bence bu sorunun da başka türlü çözümü olmaz. Herkes kendi hakkını savunduğu kadar başkasının da hakkını savunsa kimse ahlaksızlığa cesaret edemez. Nolur itle dalaşın, çalıyı birlikte dolayalım boyunlarına.

Yazarın Diğer Yazıları