Latife ÖGE AKIN

Hızır değsin gönlünüze…

Latife ÖGE AKIN

Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hâkimi olduğuna inanılan İlyas'ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.

Tanımı bu.

Orta Asya, Orta Doğu ve Anadolu kültürlerinin renklerini ve yorumunu kattığı Hıdırellez, baharın gelişini kutlamak olarak bilinse de bir çok ritüelle anlamı derinleşmiş, sonuç olarak hayatlarımıza, gönlümüze güzelliklerle dokunan bir bayram oluvermiştir.

İnsanoğlu hayat boyu ümidini yeşerten, güzellikler vaad eden her türlü adet, gelenek ve göreneklere, keramet ve kehanetlere inanmaya meyillidir. Üstelik çoğu zaman bunun bidat ya da hurafe olmasını önemsemez. Bunun dini boyutu hakkında fetva vermek haddim değil ama ben ne olursa olsun insan kalbine dokunan her şeyin Allah tarafından affedilebilir olduğunu umuyor ve inanıyorum.

Doğum günü kutlamak, bizim dinimizde yeri olmayan bir şey olsa da örneğin bir çocuğa doğum gününde pasta ve hediyeler alıp, onu, o gün mutlu etmenin asla kötü sonuçlar doğuracağına inanmıyorum. Anneler günü, sevgililer günü, doğum günü, evlilik yıl dönümü bunların hepsi bir çok insan için anlamsız ve büyütülmemesi gereken günler olabilir ama ben kalp fethetme şansı veren her günün değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu günlerin insanlar arasındaki bağı güçlendirmek için fırsata çevirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Hıdırellez de bu günlerden biri benim için. Ritüeller, gül ağacına asılan dilekler, kağıtlara çizilen hayaller, mutfak kapısına asılan bakla taneleri, cüzdana konulan bereket parası, Hızır değsin de bereketlensin umulan ağzı açık bırakılan bakliyatlar. Bunların dinde karşılığı olmayabilir ama dinde bir gerçek vardır ki niyet, amelin ruhu, kalbin kastıdır.  Bu islam dışındaki görüşe sahip kişilerin de buluştuğu ortak noktadır.

Düşüncelerine dikkat et, kelimelerin olurlar. Kelimelerine dikkat et, eylemlerin olurlar. Eylemlerine dikkat et, alışkanlıkların olurlar. Alışkanlıklarına dikkat et, karakterin olurlar. Karakterine dikkat et, kaderin olur !

(Mahatma Gandhı)

Son günlerde herkesin mutlaka bir yerlerde duyduğu biyoenerji, metafizik gibi kavramlar da aslında temel olarak duygu dünyasına dayanır. Duygu dünyasını canlı tutan, olumlu düşünerek ya da hayatımıza yeni giren tabirlerden biri olarak olumlama ile, hayatındaki kötü enerji ve olayları uzaklaştırmak, güzel ve iyi olan şeyleri hayatına çekmek, yok sayılamaz bir gerçek olarak kabul edilmiştir.

 Dolayısıyla Hıdırellezde günün anlamına ithafen yapılan her şey öyle ya da böyle bize güzellikler olarak geri dönecektir. Umut etmek insanı canlı tutar. Umudu olmayan birinin kaybedecek hiç bir şeyi olmadığını biliyoruz, bundan umutlu olmanın önemini anlayabiliriz. Bu nedenle umudumuzu yeşerten, bize hayal kurdurabilen her şey güzeldir. Ümit etmenin dinimizdeki boyutu ise  Resulullah’ın  şu hadisi ile sabittir. “Müminler, Allah'ın azabının miktarını bilselerdi, hiçbiri cennete girmeyi ümit etmezdi. Kâfirler de Allah'ın rahmetinin ne kadar çok olduğunu bilselerdi hiçbiri O’nun rahmetinden ümit kesmezdi.”

 Yani mümin ümit ve korku arasında doğru bir denge kurarsa hem günaha girmemesi, hem de günahlarından dolayı affedilip cennete girmeyi ümit etmesi umulur.

Hayallerimizin gerçek olduğu, umduklarımızın nasibimiz olduğu, nasiplerimizin şükür sebebi olduğu günler diliyorum. Yüreğinize ve hayallerinize Hızır bereketi değsin efendim. Huzurla kalın…

Yazarın Diğer Yazıları