
Emeklilerin yılı 2024
Latife ÖGE AKIN
Uyanık ve pinti bir adam eşeğine her gün yem vermekten rahatsızmış. Ama eşeği her işe sürüyor, gücünü kullanabilmesi için eşeğin tok olması lazım. Ölçmüş biçmiş ve sonunda bir gün eşeği satmaya karar vermiş ve o günden sonra nasıl olsa satacağım gözüyle eşeğin yemini yarı yarıya kesmiş. Eşek yaşıyor, bu arada çalışmaya da devam ediyor. Derken bir müddet sonra bir deneyim bakalım diye zaten yarım verdiği yemin de yarısını kesmiş. Eşek biraz güçten düşse de çalışmaya devam ediyor. Adam tabi sevinçli. Çeyrek yeme eşeği yine çalıştırıyor. Eşeği satmaktan vazgeçmiş. Adamdaki hırs ve cimrilik öyle gözünü döndürmüş ki eşeğe verdiği çeyrek yemin de yarısını vermeye başlamış, eşek iyice güçten düşmüş, birkaç gün daha adamın işini yapmaya devam etmiş. Adam tabi halinden memnun. Bir sabah uyanıp bir baksa ki eşek ölmüş. Adam başına diz çöküp ağlamaya başlamış. “Neden öldün ben sana daha aç kalmayı öğretecektim.” Altına üstüne bir yorum yapmaya gerek yok diye düşünüyorum.
Ne acılar yaşadı bu memleket
Birkaç gündür sosyal medyada, televizyonlarda yıl dönümü olması hasebiyle geçen yıl yaşadığımız yüz yılın felaketi ile anılıyor. Acılar hala taze. Yaralar hala açık. İnsanlar hala dört duvar bir çatı edinememiş. Giden canların yangını zaten bir damla eksilmemiş.
Zaman geçtikçe ne hikayeler çıkıyor gün yüzüne. İnsan hangi birine üzüleceğini, hangi birine sabır dileyeceğini şaşırıyor. İnsanlar hala deprem korkusu ile alt üst olmuş psikolojilerini tamir etmeye çalışıyor. Kimliği belirsiz mezarların olduğu görüntüler insanın kaburgalarını birer birer ciğerine batırıyor sanki. Hala kayıp vatandaşlar var. Hala yakınlarının soğuk yüzünü göremedikleri için acıları köze dönmeyen insanlar var. Nasıl soğutacaklar yüreklerini? Nasıl avutacaklar kendilerini? Bir avuç toprağı avuçladığı, bir mezar taşına sarılabildiği için şanslı sayılanlar var. Allah’ım bu nasıl bir acı?
Allah bu millete bir daha böyle bir acı yaşatmasın. Hepimizin duası bu. Ama dua etmek yetmiyor. Göz yumulan imar ihlalleri, kural tanımaz müteahhitler, denetleme yaparken cebini doldurma pahasına ihmallere göz yuman büyük abiler, ihmali olanları yargılamayan daha büyük abiler. Kolon kesen, harçta deniz kumu kullanan, çimentodan çalan, demiri sembolik miktarda serpen onca katil hala aramızda. Biz yuva yapılıyor zannederken başımıza çoraplar örmeye devam ediyorlar. Türkiye şartlarında insanlar ömürleri boyunca bir tek evim olsun diye dişinden, tırnağından, boğazından artırıp varını yoğunu ortaya koyarken bu ümidi onlara azrail yapanlar hala aramızda. Allah en çok da bizi bu katillerden uzak eylesin. Büyük depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalanlara ve yüce gönüllü milletimize baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.