
Emekli cama ekmek bansın…
Latife ÖGE AKIN
Asgari ücrete ocak ayı itibariyle yansıyacak olan zam oranının açıklanmasının ardından binlerce memur ve emekli kendileri için belirlenecek oranı beklemeye başladı. Memurlar için beklemeye değdi demek mümkün. Ancak emekli için bu süreç hayal kırıklığının da ötesinde tam bir yıkım oldu. Şubat ayı itibariyle alınacak zamlı maaşlar daha cebimize girmeden eridi, buhar oldu.
Ak parti iktidarından yıllar sonra hatırlanacak en önemli detay “zengin olan daha zenginleşti, fakir olan daha fakirleşti” olacak hepimiz biliyoruz. Bunu kabul etmeyenler bile yıllar sonra bunu içlerinden de olsa söyleyecekler.
Ancak bu yıl bu tespit çok çok defa teyit edildi. Hele hele açıklanan zam oranlarıyla adeta vücut buldu. Alım gücü hızla düşerken, paramız pul olurken bir de neredeyse dalga konusu olacak oranlarda zam emekliyi çileden çıkardı. Hükümetin 2023 yılı için öngördüğü enflasyon rakamı yüzde 65 iken ne garip bir hikmetse enflasyon yılı 64.77 ile tamamladı. En azından yetkili abilerce oranın bu olduğu açıklandı biz de yedik. Bu orana göre belirlendiği iddia edilen maaş zammı ise yüzde 37.55 oldu. Emekli bu oran ile temmuz ayına kadar idare etmek zorunda bırakıldı. Önceki yıllar verilen zamlar için ağıza bir parmak bal çalmak deyimini kullanabilirdik ama bu defa kavanozu kapalı balı dokunmak yasak ibaresiyle ortaya koymuşlar gibi oldu. Emekli kazana değil, kazanın altındaki harlı ateşe düştü. Ölmez sağ kalırsa şansına…
Neresinden baksanız göz tırmalayan detaylardan biri de memur ve memur emeklisine yapılan yüzde 49.25’lik zam. Buna göre 2024 yılında en düşük memur maaşı 22 bin TL’den 34 bin 215 TL’ye, en düşük memur emekli maaşı ise 9 bin 876 liradan 14 bin 739 liraya yükseldi.
Peki biz sormasak bile bir gün bu oranları belirleyenlere sorulmayacak mı dersiniz? Bu ülkede geçinmek için en az 22 bin TL kazanmak gerekiyorsa 7 bin 500 TL’den 10 bin 250 TL’ye yükselen maaşı ile emekli parkta bahçede gördüğü otu mu yiyerek hayatta kalacak. Kasabın manavın önünden geçerken rahmetli Kemal Sunal gibi cama ekmek banarak mı karnını doyuracak. Eskiden emekli ikramiyesi ile ev alabilen emekli artık ikramiyesi ile borçlarını kapatıp düze çıkıp, alacağı emekli maaşı ile hayatta kalmaya çalışıyor. Yani ev bile alamayan emekli kirada oturuyor. Kiralar malumunuz. Kirasını, elektrik, su, doğalgaz mı ödesin. Mutfak masrafını mı karşılasın? Ne yapsın o parayla? Torununa bir elbise almak istese kaç ay boğazından kısması gerekecek ve neyi kısacak, mesela ekmeğin yanında 7 değil 4 zeytin yiyerek mi birikim yapacak. Ya da günlük ortalama 4 ekmek alıyorsa 2 ekmek mi alacak. Cumhuriyetin 100. Yılı sebebiyle emekliye 5 bin TL ikramiyenin çalışan emekliye verilmeyeceği duyurulmuştu. Emekli maaşı geçinmesine yetiyor mu ki çalışmasın diye sorulmadan hem de.
Ha refah payı mı? O ne ola ki? Yenilir içilir bir şey mi?
10 bin 250 TL… Bununla artık rahat rahat geçinir emekli. Pazardan sebze alırken yanında meyve bile alır, hatta margarinden tereyağına terfi eder.
Simit parasıyla geçim hesabı yapanlar herhalde simit alırken yanına bir de maazallah üçgen peynir alabileceklerini düşünüp böyle bir rakam uygun görmüş olmalılar.
Şu hitap kısmını boş bırakıyorum müsaadenizle ama “be hey” diye başlayım devamı muallak kalsın. (yoksa dilimi ısırmam da kâr etmeyecek) Madem ki 10 bin lira ile geçinilebiliyor neden bazı rakamlar 90 bin, 120 bin TL’lerde. Yok 90 bin liralarla geçiniliyor neden bazı rakamlar 10 binlerde. Bu nece bir kantar, bu nece bir topuz. Bu nece bir adalet? Bu nece bir vicdan…? Konyalıca söylemek gerekirse emekli gavur mu? O da bu ülkeye yıllarca vergi vermiş, sizin öngördüğünüz rakamlarda primlerini yatırmış bir Allah kulu değil mi?
Ben bu yazıyı burada bitireyim en iyisi. Herkesin kulaktan kulağa konuşup sesini yükseltmeye korktuğu bir dönem. Herkes biliyor da, yine herkes susuyor. E ne yapalım? Biz de çıkıntı olmamayı öğrendik vesselam. Korktuğumdan değil ha, tuzum kuru olduğundan ya da bananecilikten değil. En nefret ettiğim şey geldi bende yer buldu kendine… “Neme lazım…” Neticede boşuna söylenmemiş bir söz “hayat seçimlerinden ibarettir.” Kurunun yanında yanan yaş elbet bir mizanda hakkında alacaktır. O güne kadar selametle kalın efendim..