
Çok kötü zamana denk geldik
Latife ÖGE AKIN
Bir kadıncağızın haberini aldım, tertemiz, ailesine bağlı, evinde mutlu, elişi yapar satarmış hatta. 4 gün evvel iş teslim etmeye gitmiş ancak geri dönmemiş. Dün bir inşaatın Bodrum katında cansız bedeni bulundu. Henüz bir kızını evlendirmiş, oğullarını evlendirecekmiş. Ailesini gördüm, perişan hallerini. Bu kadının başına neden böyle bir şey geldiği hakkında kimsenin bir fikri yok. Tertemiz bir kadıncağızmış.
Misafirliğe gittiğim bir yerde ev sahibinin komşusu olarak anlattılar. Fotoğrafını gördüm, yüzünden belli tertemiz bir hanımefendi olduğu. Anlattılar.
İçime oturdu tanımadığım o hanımefendinin acısı. Neden? Daha 50 yaşında bile değilmiş.
Nasıl bir zamana denk geldik böyle. Bir kadın, bir anne neden öldürülüp bir inşaatın bodrum katına atılmayı hak eder? Nasıl bir vicdandır? Nasıl bir insanlıktır?
Çarşıya pazara giderken korkar olduk. Biri iyi niyetle bir şey sorsa yanlış anlayacak kadar tedirgin edildik. Paranoyak olduk. Nerede, başımıza nasıl bir felaket geleceği belli değil. Nerede, hangi kendini bilmezin saldırısına, bıçak darbesine ya da namlusundan çıkacak kurşuna maruz kalacağımız belli değil.
Ölen neden öldüğünü bilmiyor, öldüren neden öldürdüğünü bilmiyor. Duyup üzüldüğümüz bir olayı dakikalar içinde unutup hayata dalıyoruz. Normalleşti, normalleştirdiler. Toplum olarak cinnet halindeyiz, toplum olarak her an bir saldırı tehlikesi ile karşı karşıyayız. En acısı toplum olarak sanki bir ormanda yaşıyoruz gibi her türlü vahşeti hemen kabulleniyoruz. Kanıksadık.
Bir hayvanın başka bir hayvanı avlayıp, parçalayıp yemesi gibi normal gelir oldu yaşanılanlar. Hayatımız televizyonlarda izlerken içimizin çekildiği belgeseller gibi bir hale geldi.
Orman kanunları işliyor. Kıydığı canın bedeli şöyle dursun caydırıcı olması açısından bile hüküm verilmiyor canilere. Vahşetin türü, boyutu her geçen gün değişik değişik karşımıza dikiliyor.
Haberlerde izlediğimiz, bir dakika sonra kanal değiştirip dizimize devam ettiğimiz olayları yanı başımızda görünce anlıyoruz. Sonumuz hayrolsun demek istiyorum ama ne yalan söyleyim içimde zerre kadar umut yok.
Ne Allah’tan korkan kaldı, ne kuldan utanan ne de vicdanı sızlayan. Ölen öldüğüyle kalıyor, geride kalanlar hesap soracak muhatap bile bulamıyor. Bulanlar çaresizce adaletin tecelli etmesini beklerken, çoğu zaman elini bağrına vurup geri dönüyor. Sonra içine sindiremeyen kendi adaletini sağlamaya kalkıyor.
Biz yine de hayrolsun diyelim. Elden ne gelir başka.
Yukarıda bahsettiğim hanımefendiye Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum.