
Çağın illeti, Z Kuşağı hastalığı...
Latife ÖGE AKIN
İnsan içine karışmayı seviyorum. Otobüse binmeyi, durakta beklemeyi, çarşı, pazar gezmeyi. Çünkü bir sürü insanın hayatını görüyorum. Bazen şükür edecek sebepler buluyor, bazen birilerine dua etme imkanı buluyorum. Duamda nasibi olanları arıyorum. Dün evime gitmek üzere belediye otobüsüne bindim. 13-14 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir kız çocuğu durakta otobüs beklediğim süre boyunca annesiyle bilmediğim bir sebepten tartıştı. Annesi olduğunu tahmin ediyorum çünkü başka hiç kimse bu kadar terbiyesiz ve seviyesiz bir tartışmada, bu kadar sabırlı kalamazdı. Annenin üzeri kıyafeti oldukça sade, bir manto, bir eşarp, ayakkabısı eskiye yakın… Kim bilir belki de bir yerde çay, temizlik işlerini yapıp çocuklarının rızkını kazanmaya çalışırken eskimiş ayakkabılardır, bilmiyorum…. Neticede orta hal bir aile oldukları her halinden belli bir kadıncağız. Kızı ise asla mantığını çözemediğim şu göbeği açıkta bırakan bir bluz, altında tayt, kaliteli bir spor ayakkabı… Kız çocuğu bağırdı çağırdı, uzaklaştı, tekrar geldi çekiştirdi annesini. Çenemi tutamam endişesi ile uzaklaştım. Aramızdaki mesafe sebebiyle de ne için kavga ettiklerini anlamadım.
Durakta bekleyenler birbirlerine bakıp bakıp dehşet içinde, üzülerek olanları izliyorlardı. Daha sonra benim bindiğim otobüse bindiler, otobüste de kavga devam etti. Bütün otobüs kavgalarını dinledi, hiç kimse, hiç bir şey diyemedi. İşin aslı bu tip olaylarda çok sabırsızım. Asla çenemi tutamam. Bir çok kez çok küstahça cevaplar aldım ama yine de duramam. Bu defa hiç ses çıkarmadım. İçimden dua ettim sadece. Annesine bunları yapan bana neler söylemez. Annesi utandı, sabırla kızını sakinleştirmeye çalıştı. Söyledikleri çok ağırdı. “Bıktım sizden, ya siz geberin ya ben gebereyim de kurtulun. Beni rahat bırakın. Okula da gitmeyeceğim. Artık kaç yaşına geldim bana karışmaya hakkınız yok, size mi soracağım” ben kibarlaştırdım, siz anlayın. İçim sızladı. Ciğerim acıdı.
Bu gençlere Z kuşağı etiketi yapışalı beri daha bi zıvanadan çıktılar sanki. Ne büyük biliyorlar ne de küçük. Hele bir de mezuniyet aldıkça ilkokul mezunu ailelerine üstten bakmaya başladılar mı aile için ağır imtihan başlamış oluyor. Adı ne bilmiyorum bu tavrın. Adını koyamıyorum. Küstahlık, ahlaksızlık, terbiyesizlik… Baktığımda hiç bir kelimeye sığmıyor. Çözümü ne onu da bilmiyorum. Okullarda öğretmenler çaresiz, evlerde aileler çaresiz. Nerede, kiminle ve nasıl çözülür bu durum bilmiyorum. Bu çocuklar nasıl eğitilir bilmiyorum, eksiklik ne vicdan mı, terbiye mi, edep mi bilmiyorum, nereye ne doldursak bir şeyler değişmeye başlar bilmiyorum. Sonumuz hayrola…