
Allah gözünüzü doyursun
Latife ÖGE AKIN
Mübarek üç aylar geldi, şivlilik, kandiller derken nihayet on bir ayın sultanı Ramazan’a kavuşmamıza sayılı gün kaldı.
Ramazan ayında tutulan oruç insanların nefislerini terbiye etmeleri için, aç olanın, ihtiyaç sahiplerinin durumlarını anlayıp, hem şükrümüzü hem de sadaka, fitre, zekat gibi hayati önemi olan toplumsal dayanışmanın en güzel yolu adetleri ve emirleri ile Allah tarafından emir kılındı.
Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) çoğu zaman orucunu hurma ile açar, sahurda çoğu zaman yalnızca hurma ve su tüketir diye günümüze kadar ulaşmış sahip hadisler vardır. Peygamberimiz Ramazan ayını daha çok toplumsal yardımlaşma, ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesi, bütünleşmeyi, birlik ve beraberliği sağlayacak iyiliklerle süslemiş, müslümanlara da bunu öğütlemiştir.
Ramazan ne aç kalma ayı, ne aç kalacağız endişesiyle aç gözlülük etme ayı değildir. Aç kalma endişesi olan müslümanda tevekkül yoktur ki tevekkül en büyük iman alametidir.
Malumunuz 9 aylık bir kızım var. Bizim küçük hanım pazar günü itibariyle bağımsızlığını ilan edip emeklemeye başladı. Zaten maşallah hareketli bir bebekti, emeklemeye başlayınca beni ufaktan bir endişedir aldı. Hali hazırda zor baş ettiğim ev işi, yemek rutinime bir de Hilal hanımın emeklemesi ile nasıl baş edeceğim diye hayıflanmaya başladım. Şikayetim yok yanlış anlaşılmasın. Sadece işe güce dalıp onu koruyamamaktan korkuyorum. Kendine zarar verecek bir şey yapması, yeterince alakadar olamayacağım endişesi.
Hal böyle olunca ben de şöylesine bir araştırma yapayım, Ramazan için buzluğa bir şeyler yapıp atayım dedim. Aman Allah’ım, araştırdıkça dehşete düştüm, dehşete düştükçe daha çok araştırdım, gerilim filmi gibi beni içine çekti de çekti gördüklerim.
İnsanlar çıldırmış olmalı dedim. Bu nasıl Ramazan hazırlığı, bu nasıl Müslümanlık, bu nasıl oruç ahlakı? Bu nasıl bir aç gözlülük…?
Çeşit çeşit etler, köfteler, sarmalar, dolmalar, börekler, pastalar, tatlısı, tuzlusu, ekşisi… Ramazan değil de kıtlık geliyor sanki. Bir daha yiyecek bulamayacak, kuru ekmeğe kalacak gibi…
Yanlış anlamasın kimse, çalışırken iftara yarım saat kala eve giren tanıdıklarım var, bu insanın hazırlık yapmasını anlayabiliyorum.
Ama bunun da bir ayarı olması gerekmiyor mu?
Aç olanın halini mükellef iftar sofralarında mı anlayacağız?
Aç gözlülükle hazırladığımız sofradan israf akarken o oruçtan sevap mı bekleyeceğiz?
Sonunda işkembemizi çöp bidonuna çevirecek kadar yiyeceğimizi bildiğimiz oruçla nasıl empati yapabileceğiz? Nefsimizi nasıl terbiye edeceğiz?
Şu konuya da değinmeden geçemeyeceğim. Zira şeytan işi gücü bırakmış, ellerini hayretle bir dizlerine vuruyor, bir yüzünü kapatıyor şaşkınlıktan…
Daha Ramazan gelmeden hayli katlanan gıda fiyatlarına bakıyorum bu kazancı elde edecek olan ahlaksız, fırsatçı ticaret erbabı akşama kadar aç durunca cennette yer mi edinecek yani? Buna inanıyor muyuz sahiden?
Eşeği ahıra bağla, sahur vakti yemini suyunu ver, iftara kadar başka bir şey verme. Böğürsün dursun, iftar da yesin… O da oruç tutmuş olur mu? Valla şöyle düşününce bu eşeğin açlığı bir çok müslümanın orucundan evladır diye düşünüyorum…
Diyeceğim o ki; Allah bu dini en çok müslüman gibi görünen münafıklardan ve cahillerden korusun.
Tek korkusu Allah olan, tek isteği Allah rızası olan, tek umudu Allah olan müminlere şimdiden hayırlı Ramazanlar olsun. Geri kalanı mı, Allah gözlerini doyursun…