Ayla KAYMAZ

Şivlilik

Ayla KAYMAZ

“ Şivli şivli şişirdi, erken kalkan pişirdi 
İki çörek, bi börek bize şivlilik gerek!”

Konyalı olmayan ve ne olduğu konusunda bir fikri olmayan dostlar için şivlilik; “Her yıl Regaip Kandili’nin gündüz saatlerinde çocukların mahallelerindeki evleri dolaşarak çerez topladıkları kültürel bir etkinliktir.

Şivlilik etkinliğinin ismi çeşitli kaynaklarda doğa olayları (kuş ötüşü) ve yerel anlatılara (yağda kızaran hamur sesi); etkinliğin ortaya çıkışı ise İslam kültüründe yer alan anlatılarla ( Muhammed’in doğumu) bağlantılı yiyecek/çerez dağıtma, hediye verme geleneğine dayandırılmaktadır.

Bir önceki gece gerçekleştirilen fener alayı etkinliklerinde ateş üzerinden atlama, fener yakma ve ertesi gün çocukların mani okuyarak ev ev gezip çerez toplaması şeklinde, nesilden nesile aktarılan kültürel bir yapı olarak halen canlılığını, neşesini korumaktadır.”

Ah biz korkmadan taaa beş mahalle uzağa giderdik. Ne bileyim sadece çok yeme diye tembihlerlerdi. Yoktu şimdi ki gibi aman efendim organikmiş, değilmiş. Gofretle, mısıra burun kıvırırdık. Yalan mı? Hadi itiraf edin. Sabahtan akşama kadar mahalle mahalle devşire devşire gidince, günün ilerleyen saatlerinde bizi cezbeden paketli çikolatalar, şekerlemeler artık tükenir ev sahibesi evde ne varsa vermeye başlardı. Tane ile bisküvi, gofret, bir avuç patlamış mısır, bir elma, portakal… Eve gidip masanın üzerine dökünce günün hasılatını ah değme keyfine gitsin. Ne bileyim benim için öyle olurdu en azından.

Apartmandaki komşular bir araya gelirdi. Bu sitenin bahçesi, terası ya da bodrumu bile olabilirdi. Kocaman teknelerle hamur yoğrulur, pişiler kızarırdı. Yahu ben içime dolan o yağ kokusunun neşesini asla anlatabileceğimi sanmıyorum. Ben şimdi çocukları dizime oturtup anlatıyorum sonra gösteriyorum. O zamanlar direk yaşardık. Her kapıda her köşede. Yani ben yardımlaşma, dayanışma , paylaşmayı böyle günlerde öğrendim. 

Şimdi yalana ne hacet Noel’dir, Cadılar Bayram’ıdır, Paskalya’dır bu bir başka inanışa ait özel anların kutlanış şekillerine hayranlık duyuyorum. O özenlerine, o hazırlıklarına, o dolu dolu yaşayışlarına. Şimdi bas bas bağrınıyoruz ya Noel bizim değil, sen Konya’lısın ne Cadılar bayramı diye? Peki sen bizim özel, güzel günlerimize nasıl katkıda bulunuyorsun? Pişi kızartır mısın amaç pişi değil dayanışma, var mı komşunla dayanışman? Kandil simidi yapar mısın amaç simit değil paylaşma? Ne paylaşırsın kandillerde?  Duana almak aklına gelir mi bir gönlü kırgın ahbabını? Gel der misin evladına eğlenerek okur musun, öğretir misin bir dua? Çocuklara süsler misin Şivlilik kaseni, Üç aylar geldi diye evini, Ramazan da bir odanı mescit yapar mısın? Bunlardan hepsi hayır ama onların bu şaşaası öğk peh! 
Öncelerde imrenir bende bu bize ait olmayan bu günlerde dekor kısmından da olsa hediyeleşme faslından da olsa dahil olur , ben kutlamıyorum bu süs püs, hazırlığı seviyorum derdim. Ne zaman ki bir hadis okudum; “ Onlara benzeyen , onlardandır.” Gücüm yettiğince terk ettim. 

Ama biliyor musunuz etrafımızda cadılar bayramı süslerini görünce çocuğuma anlatıyorum. “ Başka inanışta insanlar kapı kapı gezip ; korku mu şeker mi ? diye soruyorlar, fenerlerle geceleri geziyorlar ama bizimde şivliliğimiz var . Bizim inanışımızda ki kutsal üç ayın başlangıcı. Bizde şeker topluyoruz.” diye. Ya da ağaç süslemek isteyince ; “ Biliyor musun bizde Ramazan da odamızı mescit yapacağız, balonlarla, süsleyeceğiz. “ diye. Kulağını kapa, gözünü yum günah demiyorum. Bilakis görsün, öğrensin, eğlensin ama onu içinde bir yere koymasın. Çünkü bizim de sahip çıkmamız gereken çok derin, çok manalı, çok anlamlı, çok değerli günlerimiz, aylarımız var. Ben yaşatırsam bir anlamı var, öğretirsem…

Benimle aynı inançta olan herkesin mübarek üç aylarının başlangıcı kutluyorum. 

Selametle

Yazarın Diğer Yazıları