Veyis ERSÖZ

'Zulm İle Abad Olanın Ahiri Berbad Olur'

06 Temmuz 2015
3 dk Okuma
7 yıl önce
'Zulm İle Abad Olanın Ahiri Berbad Olur'

Herhangi bir yetkili, yüksek makam ve mevki sahibi, hasbelkader çok önemli bir göreve, bir işin başına getirilmiş olan fert veya zümre; konumunu devam ettirebilmek, makamını koruyabilmek için çok yönlü zulüm ve işkence metoduna tevessül edenler olmuştur tarih sahnesinde.
Onun için her devirde, her asırda ve yer kürenin her coğrafyasında ve her ülkesinde geçerli olan: “Zum ile abâd olanın ahirli-sonu, geleceği berbad olur!” ifadesi yeri geldikçe kullanılır. Yani, zulümden fayda beklenmez. Zulüm yapan, halkına türlü şekillerde işkenceyi reva göre her zalimin her zulüm erbabının sonu genelde hüsran ile ve berbad bir şekilde noktalanmıştır. İnsanlık tarihinde ve ibreti alem için bunun çeşitli örnekleriyle karşılaşıyoruz!

Mısır’da yaşanan bir Firar’ın zulmünü düşünün. Dünyaya gözlerini yeni açan erkek çocuklarını bile öldürmekten, “ Ben yerlerin tanrısıyım, bu topraklar, bu akar sular benim değil mi” diyerek halkına son derece baskı ve zulüm rejimi uygulayan Firavun’un akıbeti Kızıl Deniz’in sularında boğulup-giderken: “Musa’nın ve Harun’un Rabbi’ine bende inandım!” demişse de yas halindeki böyle bir iman asla muteber ve kabul edilir cinsten sayılmaz.
Biraz daha yakınlarımıza ve geride bırakmış olduğumuz asırda yaşanan zalimlere bakacak, onların hayatını ve ölümlerini gözlerimizin önüne getirecek olursak çok ve çeşitli ibret levhalarıyla karşılaşırız. Bir Adolf Hitler ile bir Mussalinin hem halklarına, hem de dünya milletlerine karşı gereksiz bir savaş nedeniyle-yapmış oldukları zulüm ve milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaş barbarlığı; hem Alman, hem de İtalyan liderlerinin sonları pek çok acıklı olmuş, savaş suçlusu olarak her iki isim de kendi halkları tarafından linç edilmiş ve cesetleri sokaklarda, caddelerde ve meydanlarda sürütülmüştür.
Son yıllarda Irak’ta ve elan Suriye’de yaşanan kendi milletine, kendi halkına reva görülen zulümler ve işkenceler; onları yapanlara en ufak yollu menfaat sağlamaz. Mısır’da son otuz yıl ülkenin idaresini elinde bulunduran ve Müslümanlara karşı son derece baskı, zulüm ve işkence metodları uygulamakla bilinen Hüsnü Mübarek bugün tekerlekli sandalyede yaptıklarının hesabını vermektedir.
Dünya devletlerinin bazılarında ülkenin yönetimini elinde bulunduran bazı idareciler tarihten hiç ders almadan, zulüm erbabının sonunun ne olduğunu, nasıl noktalandığını hiç düşünmeden zulüm yaptıklarına, halkına bin bir işkenceyi reva gördüklerine ya bizzat günlük olayları takip ederek, yahutta kitapları okuyarak muttali olıyoruz!
Şu bir gerçektir ki; dünyada hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz. Zulüm yaparak, işkence metodları uygulayarak rahatıma bakar ve halkı istediğim gibi, köle gibi kullanırım diyenlerin sonları hep hüsran olmuş, ahir-son-ömürleri rezil bir şekilde noktalanmış ve yaptıklarının cezasını misliyle çekmiş ve rezillik içinde hayatları noktalanmıştır. İşte bunun için: “Ne oldum dememeli, ne olacağım demelidir. Ve asla unutulmamalıdır ki: “ Zulm ile abad olanın ahiri berbad olur!”

Yorum Yazın