Veyis ERSÖZ

Yardım Yaparken İnsan Onuru Zedelenmemeli

18 Haziran 2015
3 dk Okuma
7 yıl önce
Yardım Yaparken İnsan Onuru Zedelenmemeli

Her mübarek ramazanı şerif ayında olduğu gibi içinde bulunduğumuz ve birlikte yaşamakta olduğumuz bu ramazan ayında da zenginler zekât ve fitreleriyle hem cömertliklerini, hemde Allah’a karşı borçlarını göstermiş ve ödemiş olurlar.
En başta zekât olmak üzere, ramazan ayına mahsus fitre ile yardımlaşmaya ait çeşitli sosyal etkinlikler zengin Müslümanlar ile fakir ve ihtiyaç içinde kıvranan Müslümanlar arasında çok önemli manevi bir köprü oluşturur.
Zekâtını ve fitresi en başta olmak üzere yardım yapacak her Müslüman çok dikkatli olmalı, borcunu öderken fakirlerin onurunu zedelememeye, yani siyasetini incitmeye çok dikkat etmelidir. Onun için Müslümanların inancında: “sağ elin verdiğini sol el bilmemeli” gerçeği vardır. Şu benim sana zekâtım, şu da fitrem” diyerek fakirleri aşağılamak, onların nazik gönüllerini kırmak, hele hele bunu başkalarının ve toplumun içinde yapmak hem çok yanlış hem de kalp kırıcı olur.
Bu işi ya bir güvenilir kurum veya kuruluş tarafından, ya da bir aracı vasıtasıyla yerine getirmek çok daha iyi ve İslam’a uygun olur. Bu özelliğe ve bu hassasiyete riayet edilmelidir.
Her toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da zengin olanlarda vardır, fakir olanlarda. Bir Müslüman toplumda fakirler ve ihtiyaç sahibi kimseler olmasa zenginler, yani zekât ve fitre borçluları olan Müslümanlar bu manevi ve maddi borçtan kendilerini nasıl kurtarabileceklerdi? Öyle hallerde zekâtlarını vermek, farz olan borçtan kurtulabilmek için başka şehirlerde, hatta başka ülkelerde fakir Müslümanları arayıp bulması gerekecektir.
Onun için her hangi şekilde olursa olsun bir garibe bir fakire, bir muhtaca, bir darda ve zorda kalmışa zekâtımızı, fitremizi verirken, maddi bir yardım yaparken karşımızdaki kimselerin, yani Müslüman fakirlerinde insan olduğu hakikatini unutmadan, onları incitici bir görüntü sergilemeden yardımlar yapılmalı, farz ve vacip olan zekât ile fitre borçlarından kurtulmalıdır.
Zekat vermekler mükellef olan her Müslüman çok hassas olan bu konuda gerekli dikkati ve özeni göstermesi lazımdır. Her hangi şekilde fakir bir kimseye yardım yapılırken, zekat borcundan kurtulma girişimlerinde ve eylemlerinde bulunurken karşıdaki insanında onur ve haysiyet sahibi olduğu göz ardı edilmemeli ve zekatını verdiği o kişiden, o fakirden karşılık olarak az veya çok küçük veya büyük bir hizmet beklemiş olmamalıdır.
Dinimizin getirmiş olduğu her kural insanların onuruna, kişiliğine ve haysiyetine çok ve önemli ölçüde değer verir. Bu üstün ve yalnız İslam dinine mahsus olan bu hassasiyet ihlal ve ihmal edilmemeli, gerekli ve lüzumlu olan şartlar mutlaka yerine getirilmelidir.
Bir manevi borçtan kurtulurken gönül kırıcı, kalp yıkıcı başta bir borcu, bir kul hakkını üzerlerimize geçirmek gibi bir fiilin, bir eylemin içinde bulunmamaya çok dikkat etmeli, bu hususta gerekli duyarlılığı göstermelidir. Her yerde ve her ortamda olduğu gibi, hatta daha fazlası ramazan ayında insan onuruna dikkati gerektirir.
Hangi vesileyle olursa olsun zedelenen onuru ve kırılan kalbi düzeltmek ve tamir etmek zannedilmiş olduğu kadar kolay bir iş değildir. Öyle ise hiç kimsenin onur ve haysiyetiyle oynama ve kabini kırma küçüklüğüne düşmemelidir.
Tamiri en zor, düzeltilmesi oldukça müşkül olan onur veya kalp kırma hadiseleri bazı insanlar arasında maalesef sıradan bir iş haline gelmiş gibidir. Gönül alma, insani ve İslami ilişkiler içinde olma her kişinin değil ancak ve ancak er kişilerin harcıdır. Ne mutlu öyle gönül erlerine!
 

Yorum Yazın