Serdar USMAN
Serdar USMAN

Yakın geçmişin toz tutmamış raflarına yolculuk!

17 Kasım 2020
3 dk Okuma
1 yıl önce
Yakın geçmişin toz tutmamış raflarına yolculuk!

İnternette gezinirken okuduğum bir yazı beni yakın geçmişime götürerek anılarımı canlandırıverdi. Geçmişin tatlı anılarını yeniden yaşatan bu yazıdan pasajları sizlerle birazdan paylaşacağım. Vural Kaya kardeşimizin kaleme aldığı bu yazı beni öylesine etkiledi ki iç çeke çeke yazıyı baştan sona okudum.

Çocukluğum, çoğunuz gibi tatlı hatıralarla doludur. Buna vesile olan saygıdeğer babacığım ve anacığımın ellerinden hürmetle öpüyor, rabbimden uzun ve sağlıklı ömürler niyaz ediyorum. Okurken sizde kendinizi yazıda bulacaksınız. Buyurun…

Kapu Camii : Konya’da Kapu Camiinde hatimle teravih namazı kılmak Konya’nın ve Konyalıların en eskimez geleneğidir. Yüzlerce hafız cemaati vardır teravihte. Hele Ünver Hocanın davudî sesinden Kur’an tilaveti ile teravih namazında bu camide saf tutmak daha bir başkadır. Teravih namazı sonrası Esnaf Çay Ocağında tavşan kanı çaylar yudumlanır. Esnaf, tüccar ve aydın kesimden oldukça iyi bir müşterisi var.

Sultan Selim Camii ve Mevlana Türbesi : Mevlana Türbesi Ramazan ayında normal zamanlara nazaran misliyle ziyaret akınına uğrar. Selim Sultan Camii Mevlana Türbesi ziyaretçilerinden en çok nasiplenen camidir.  

Beyhekim Camii : İmamı entelektüel bir zattır. Hafız İbrahim Öztürk Hoca, mukabelesini bitirmiş, namazını cemaatiyle eda etmiş ve müezzin odasına çekilmiştir. Ve sıkı bir felsefi metinle boğuşmaktadır. Bu muhakkak…

TYB Konya Şubesi : Cumartesi günleri teravih namazı sonrası umur görmüş adamlar Konya’da eski Ramazanları anlatmaktadırlar.

Belediyeler : Artık eskisi gibi belediyeler Ramazan ayına yönelik program falan yapmaz oldular. Hiçbir Konyalı da belediye öncülüğündeki o eski Ramazanlar nerede demiyor? İftar çadırları acziyet çadırı mı görülüyor dersiniz?

Kadınlar Pazarı  Civarı: Taze sebze ve meyve ve dahi kuru yemişin en yerli mekanıdır. İkindi sonrası alışverişten çok bu eskil çarşı pazarı gezmek kimilerinin geleneksel işidir. 

Ali Küçük Hoca : Besairul Kur’an isimli tefsir kitabının yazarı Ali Küçük hoca mütemadiyen tefsir anlatıyordur. Günün belli aralıklarında belli yerlerde. Cemaat, grup, bireyselciler fark etmez. Yeter ki siz davet edin. Farklı bir şehirde ya da yurtdışında bir tefsir sohbeti yoksa tabii.

Not : Ali Küçük Hocamla Ribat Eğitim Vakfına bağlı mekanlarda sohbet etme fırsatım oldu. Özellikle de Dolunay Kasetçilik’te AQbdülkadir Boran abinin yanında çokça muhabbetim olmuştu. 

Bakırcı  Hocalar : (Mehmet ve Saffet Bakırcı Hocalar) İki kardeş iki farklı adam. Ramazan ayında özel bir gayretleri yoktur. Bütün ayları Ramazan ayı gibidir zaten. Günlük en az yirmi yerde tefsir ve hadis dersleri vardır muhakkak. Bu iki alimin en belirgin özelliği, yani alamet-i farikaları bisikletli olmaları ve eski yeni bütün öğrencilerini Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar tek tek ziyaret etmeleri… İlahiyat Fakültesinde uzun yıllar öğretim görevliliğinde bulunmuşlar ve fakat bir gün bir bozuk zihniyet aynı anda iki kardeşin sözleşmelerini iptal edivermiştir. Yani genç yaşta tekaüde ayrılmaları uygun görülmüştür. Ama Bakırcı Hocalar aynı tempoyla derslerine devam ettiler. Üniversitede odasına kapanıp titr’in rehavetiyle tekaüde ayrılanlar Bakırcı Hocaları hala tekaüde ayıramadılar ne hikmetse.

Abdullah Büyük : Ribat’ın çalışmalarını idare etmekte ve bu meyanda vaaz ve nasihatlerine devam etmektedir.

Not:Abdullah Büyük Hocamla yıllar önce Abdülkadir Boran abinin dükkanında karşılaşmıştım. Hafta sonu sevdiğim bir kardeşimin düğününde elim kınalanmıştı. Abdulllah Hoca kınayı görünce elimi tuttu. Bana ne olduğunu sordu. Kına olduğunu belirtince hiç ses etmedi. Küçük bir kağıda not alarak kimseye belli etmeden elime tutuşturdu. O kağıtta kınanın erkeklere mekruh olduğunu ifade eden yazısını okuduğumu hatırlıyorum.

 

İbrahim Demirci : Halep’in yorgunluğunu Ramazan ayının şelale gibi akıp giden mübarekliğiyle üzerinden attı. Ailesiyle ve muhtemelen çeviri ve yazılarıyla geçirdi. Az görünürdü. Az konuşurdu daha da az konuşmaya başladı sanırım. 

 

Ramazan Sönmez: Öğrencileriyle ve özellikle de Konevi Vakfıyla ilgilenmektedir. Ayrıca mutat tefsir hadis sohbetlerine devam etmektedir. 

Hasan Hüseyin Varol Hoca : Hayra Hizmet Vakfı’nda başkanlık odasında boynunda meşhur şalıyla oturmuş Kur’an okuyordur. Makamlı ve yüksek sesle. Tabii kıraat talim dersi yoksa o anda.

Not : H.Hüseyin Varol Hocam’dan ders almak üzere daha çok küçükken gittiğim Hayra Hizmet Vakfında tanışmıştım. Fakat biraz sertçe üslubundan olsa gerek devam edememiştim. Akabinde bana katkılarını asla inkar edemeyeceğim Toptancılar Camii imam hatibi aynı zamanda hattat Fikret Çiçek Hocamdan ders almaya başlamıştım. Fikret Hocam benim üzerimde unutulmaz etkiler yaratan ve birçok konuda bilgilerinden istifade ettiğim bir hocamdı. Halen İstanbul’da yaşamaktadır. 

Ahmet Çalışır : İftar ve sahurlarda güzel sesinden Kur’an tilavetleri  ve mersiyeler dinledik. Hoş sedaları sadrımıza işlemiştir. Kendisi İHL’de öğrenciyken üst sınıflardan bir ağabeyimizdi. Birlikte Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmasına katılmıştık. 

O raflar benim için hiç tozlanmadı. Aynı temizliğini ve berraklığını koruyor.

Yorum Yazın