Veyis ERSÖZ

Toplumu Saran Ahlaki Kirlilik

21 Mayıs 2015
3 dk Okuma
7 yıl önce
Toplumu Saran Ahlaki Kirlilik

Ailede başlayan ve sırayla çevreyi, ardından da toplumu ve bir milleti saran insan,hayatı ile ahlaki hamideye ters düşen alışkanlıklar ve yaşantılar, manevi kirliliğe sebep olan filler ve eylemlerdir.
Ahlaki hamide, yani güzel ve örnek ahlak hem bireyleri, hem aileleri ve hem de toplumu her bakımdan sahili selamete çıkarır. insan, maddesiyle ve manasıyla bir bütünlük arz eder. insan denilen bu varlığa şeref ve üstünlük veren, diğer bütün yaratılmışları insanın emrine musahhar kılan Cenabı Hak hazretleri bu şerefli varlığı dünya hayatında şaşmaz, değişmez ve
ciddi bir imtihana tabi tutacağını beyan buyurmuştur.
Bu imtihanın en başında; bizlere hem kitapla, hem de peygamberle bildirmiş olduğu ahlaki kurallara uyma ile ilahi emirlere ve yasaklara riayet etme gelir. Eğer bir cemiyetin, bir toplumun içinde ahlaki kurallar tefessüh etmiş, yani çürüme, bozulma ve kokuşma aşamasına gelmiş ise artık öyle toplumlar ve öyle milletler ahlaki kirliliğin içinde bocalar dururlar.
İtirazsız olarak kabul etmek lazımdır ki; şehirlerde başlayan ve zamanla toplumun bütün katmanlarını yavaş yavaş içine alan çok yönlü hırsızlık olayları soygunlar, türlü şekillerde kendini gösteren şekavet örnekleri, zina ve fuhuşta yaşanan artışlar, alkollü içeceklerde fahiş tüketimler, gençleri saran ve insan hayatını zehir eden alışkanlıklar, sebepsiz yere yapılan kavgalar, yaralamalar ve adı bile konmayan çeşit çeşit cinayetler; hemen hemen toplumların ve milletlerin çoğunda olduğu gibi maalesef bizim toplumumuzda ve bizim milletimizde de
yaşanmaktadır. Bu acıklı manzara aklı başında olanları üzmektedir.
Çoğu zaman topla, tüfekle ve toplu öldürücü silahlarla yıkılamayan toplumları yasaklara, haramlara yöneliş mahvı perişan bir duruma getirir.
Asaleti belli, mazisi ve tarihi şanlı, Selçuklu ve Osmanlı gibi tertemiz bir geçmişi olan Müslüman- Türk Milleti'nin hiçbir ferdi ne ahlaki kirlilik, İslam dışı yaşayış ve ilahi emirlerin ve nehiylerin hilafına bir yaşantı kesinlikle yaraşmaz ve asla yakışmaz. Fakat buna rağmen Müslüman- Türk toplumunun, özellikle de gençlerinin önemli bir kısmı ahlaki kurallardan ve İslami yaşantılardan çok uzaklaşmıştır. Yaşanan çok yönlü ahlaki kirlilikler; toplumu perişan eder, onulmaz ve tedavisi güç hastalıklara sebebiyet verir.
Kardeşlik bağını koparan, biz yerine ben demeyi öne çıkaran, diyalog ve barış iklimine ters düşen, bunların yerine kavgadan yana, yasaklardan ve haramlardan yana olan, ahlak kurallarını hiç tanımayan fert ve toplumlar hem maddi, hem de manevi açıdan korkunç bir yıkımla karşı karşıya gelmiş olurlar.
Kendi inanç kültürünü terk eden milletler yavaş yavaş başka milletlerin kültürünü ve yaşantısını benimsemeye başlamış olur. işte o zaman öyle bireylerde, öyle toplumlarda ve öyle milletlerde önce ahlak ve maneviyat kültürü, ardından da dini inanca dayalı yapılması ve yapılmaması istenen vazifeler hem büyük yara almış, hem de bazı kirli yaşantılar baş tacı durumuna getirilmiş olur.
Kötülüklerin, zararlıların, hataların ve yanlış yaşantıların evveli ve ilk öncesi ahlaki kirlilikle başlar. Ahlaki hamidesi kirlenen bir insan sıra ile kötülüklere, yasaklara ve haramlara alışır, onlardan kendini kurtarma cesareti de gösteremez bir türlü, Sigaraya, sonra alkole alışmak, bunların hemen ardından ise beyni ve tümüyle de bünyeyi tahrip eden uyuşturucularla tanışmak, ahlaki kirliliğin en önemli sebepleri arasında yer alır.
Zaman içinde ahlak kirliliğine bulaşan insan artık kavgadan, küfürden, yalandan, iftiradan, hatta hırsızlıktan bile zevk almaya başlar. Bütün bu kötülüklerin sebebi ahlakın bozulması ile islami emir ve yasaklardan uzaklaşmaktır. Onun için ahlakımızı kirletecek olan her türlü tutum ve icraatlardan mümkün mertebe uzak kalmanın savaşını vermeliyiz. Kişinin, kendi enesi ve nefsi emaresi ile mücadele ederek onları yenmesi en büyük savaştır ve en önemli de bir cihattır. Bu cihadı başaran başta gençler olmak üzere herkesi en samimi duygularla kutluyor, canı gönülden de tebrik ediyoruz.
 

Yorum Yazın