Kerim Toslak
Kerim Toslak

Ticaret Ahlâkımız

08 Temmuz 2022
3 dk Okuma
2 ay önce
Ticaret Ahlâkımız

Resûlullah (sav) Medine pazarını dolaşıp denetlerken bir buğday satıcısına uğradı. Elini buğday yığınının içine daldırdı, parmakları ıslandı. Bunun üzerine satıcıya:

- "Ey zâhîreci! Bu ıslaklık nedir?" diye sorunca. Adam:

- Ey Allah'ın Resûlü! Yağmur ıslattı, dedi. Resûl-i Ekrem:

- "İnsanların görüp aldanmaması için o ıslak kısmı buğdayın üstüne çıkarsaydın ya! Kim bizi aldatırsa, bizden deği.ldir" buyurdu. (Müslim)  

Peygamberimiz'i (sav) rehber olarak kabul eden biz Müslümanların ticaret ahlâkını yukarıda Peygamberimizin (sav) 'aldatan bizden değildir'  ifadesi oluşturması gerekir. Maalesef günümüzde kapitalist ticaret anlayışı aldatma üzere kurulmuştur. Günümüzde biz müslümanların da ticaret anlayışını ve ahlâkını Peygamberimizin (sav) işaret ettiği  'yanıltıp aldatmama' ilkesinden çok, kapitalist anlayışın empoze ettiği, çoğunlukla yanıltma ve aldatma ilkesi üzerine kurulu, adına 'satış ve pazarlama teknikleri' denilen ilkeler belirlemektedir. Güzel bir ambalaj, malın kalitelisi ve güzel olanı görünecek şekilde kasanın üzerine veya tezgahın önüne konulması, kötü ve ayıplı olanın alta ve arkaya konularak gizlenmesi, fiyatlarda alıcıyı yanıltacak algı hilelerine başvurulması bu ticaret tekniklerindendir. Bu işle ilgili eğitim veren okulların da öğrettiği pazarlama teknikleri böyledir.  Kapitalist ticaretin mantığının ahlâki ilkesi yoktur.  Temel amaç ne olursa olsun elimizdeki malı kârlı bir şekilde alıcıya satabilme ve parasını alabilme becerisi, en büyük başarı kabul edilir.

Halbuki biz tarih boyunca ecdadımızın efsaneleşmiş ticaret ahlâkını övünerek  anlatırız. Örneğin kılık değiştirerek İstanbul çarşısının esnafını ziyaret eden Fatih Sultan Mehmet'in hikayesini çok dinlemişizdir. Hani bir gün kılık değiştiren Fatih, bir esnaftan birkaç elbiselik kumaş almak istediğinde 2. elbiselik kumaşı satmayan tüccar, onu da karşı komşusundan almasını söyler.

-"Fatih niçin vermiyorsun? Para vereceğim, kumaş alacağım" diye çıkışır.

Bunun üzerine esnaf;

"Elhamdülillah ben bugün siftah yaptım, ancak diğer kumaşı da karşı komşumdan alın da o da siftah yapsın" diyerek niçin karşı komşusuna gönderdiğinin sebebini açıklar. Bunun üzerine Fatih; "böyle bir ticaret ahlakına sahip olan esnafın olduğu bir ülkede, Rabbim bize daha nice fetihler nasip eder" diyerek Allah'a hamd eder.

Böylesine diğergam bir ticari ahlâka ve anlayışa sahip bir esnaf yapısının, kendi çıkarını her şeyin önünde gören yanıltma ve aldatma üzerine kurulu bir ticari anlayışa  dönüşmüş olması düşündürücüdür. Bir çok alanda olduğu gibi  ticari ilişkilerimizde de kendi geleneksel değerlerimiz yerine batılı değerleri benimseyip ikame etmişiz.

Konu tek yönlü değil. Toplumumuzun tümüyle ilgili. Sadece satıcı açısından değil alıcı açısından da aynı. Malın değerini vermeyen, seçmece alınan pazarlarda bir kg üzüm veya domates için satıcının menfaatini düşünmeden, insafsızca kasayı alt üst edip on kg malı ıskarçaya çıkaran adamın  da ahlâki değerlere sahip olduğunu ifade edemeyiz.

Bugün semt pazarında alış-veriş için dolaşırken Peygamberimizin  (sav)  yukarıdaki hadis-i şerifini hatırladım.  Müslüman bir toplum olarak iş ve ticaret ahlâkımızın ne halde olduğunu gözlemledim ve üzüldüm. Allah var, pazar esnafımız kapitalizmin satış ve pazarlama tekniklerini çok iyi öğrenip uygulama becerisini gösteriyor(!)  Bir karpuz satıcısı pazar girişinde karpuz yüklü kamyonu  uzunlamasına koymuş, Pazara giren herkesin gözüne sokarcasına, nerdeyse 30 cm puntolarla karpuz kg.3tl yazıyor.  bir karpuz seçip tarttırıyorsun.  8 kg. 25 TL uzatıyorsun. 1 TL para üstü beklerken adam eksik verdiniz 15 TL daha vereceksiniz deyince şaşkın şaşkın soruyorsun.

-"3 TL değil mi karpuz?"

Pişkince karpuz yığınını ortasına sotelediği  İki santimlik puntolarla karpuz kg 4.95 TL yazdığı A4 kağıdının yarısı büyüklüğündeki karton parçasını gösteriyor ve suçlayarak;

-" Siz yanlış görmüşsünüz." 

Kendisinin seni yanıltmak için baş vurduğu hilenin başarıya ulaştığının özgüveniyle,  evet "siz yanlış görmüşsünüz."

Siz saf saf;

- "Burada 3 TL yazıyor" derseniz, oradaki kocaman yazıların üç tane çöpe atılacak ıskarça karpuz için yazıldığını anlıyorsunuz.

Ya arınıza boğulup 15 TL daha verip aptal yerine konulmuş olmanın ezikliğiyle karpuzu alıp uzaklaşacaksınız, ya da yüzsüzlük yapıp kalsın deyip uzaklaşacaksınız.

Az ilerde bir başka satıcının tezgahının önünde duruyorsunuz.  Bu defa benzer bir tongaya düşmemek için dikkat ediyorsun. Kiraz veya biber tezgahı, fark etmiyor.  Evet, evet tek etiket var. 1 kg biber alıyorsun.  10 TL uzatıyorsun.  Satıcı 10 daha diyor. Yine saşırıyorsun. Sen yine 10 TL yazıyor diyecekken deve dişi gibi kg yazısının önüne gizlenmiş zar zor görünen büyüteçle okunabilecek kadar minicik "yarım" yazısını görünce gerçekten aptallaşıyorsun. 10 TL daha uzatıyorsun. Sınırlı pazar bütçende daha iki hamlede açık vermeye başlayınca pazar işini umulandan daha kısa sürede hallediyorsun.

Sahi ne demişti Resulullah (sav). "Aldatan bizden değildir."

Her alanda kaynağını dini inançlarımızdan alan örfümüzü ve ahlâkî değerlerimizi kaybedersek içine düştüğümüz ahlâkî yozlaşma ve çürüme en önemli bekâ sorunumuzdur. Fatih Sultan Mehmet esnafının ahlâkını nice fetihlerin habercisi görüp Allah'a hamd ediyorsa, elbette ahlâkî çürüme ve yozlaşmayı da toplum için bir bekâ sorunu olarak görüp kafa yorulmalıyız.  Baştan ayağa dürüst ve ahlaklı bir toplum oluşturmalıyız geleceğimiz için. 'Nasıl olacak' diyenlere de her zaman söylüyorum. Bu iş ailede başlar. Aile sağlam temeller üzerinde olacak. Toplumun temeli aile İnancın da ahlâkın da temeli ailede atılır. Sonrası o temelin üzeri eğitimle gelir. Vesselam.

Selçuklu/ Konya

Yorum Yazın