Kerim Küçüksarı
Kerim Küçüksarı

Tarım’da neler oluyor?

01 Temmuz 2021
3 dk Okuma
1 yıl önce
Tarım’da neler oluyor?

Türkiye tarımsal üretimde kendi kendine yetebilen bir ülke konumundayken,  nüfus artışı başta olmak üzere, uygulanan yanlış politikalar, kırsal kesimde yaşayan insanların şehirlere göç etmesi ve eğitim gibi nedenlerle bu konumunu kaybetmiştir. Ülkemiz son yıllarda tarım ürünlerinde ve özellikle stratejik ürün niteliğinde olan tahıl ürünlerinde önemli ithalatçı konumundadır.

Tarım ve hayvancılık, ülkemiz insanın en temel ihtiyacı gıdaları üreten bir sektördür. Tüm zorluklarına rağmen stratejik bir sektör olduğu unutulmamalıdır. Ülke içerisinde yaşayan insanların “ekonomik olarak” gıda ürünlerine ulaşabiliyor olması önemlidir. Bir ülkede uygulanan tarım politikasının, gıda güvenliğinin sağlanmasında ve tarım sektörünün verimliliğinde önemi büyüktür. COVID 19 salgını tüm sektörleri etkilediği gibi tarım ve hayvancılık sektörünü de derinden etkiledi. Tedarik zincirinde meydana gelen kırılmalar ve arz yönünde yaşanan aksamalar, gıdaya erişecek olan tüm insanların “kaygılarını” artırmıştır. Salgının üzerine bir de kuraklık gelince, gıda fiyatları gereğinden fazla zamlandı.

Gıda güvenliği sadece gıda üretmek değildir. Üretilen gıdalara halkın uygun fiyatlarla erişebiliyor olması da gerekir. Tarım politikaları öyle sağlam olmalıdır ki, Covid ve kuruklık gibi olası olumsuz durumlarda tarladan-sofraya değer zincirinin her aşaması arz ve talep açısından ya çok az etkilenmeli ya da hiç etkilenmemelidir. Gıda güvenliği, aynı zamanda sağlıklı gıdadır. Yediğimiz içtiğimiz gıdalar vücudumuza zarar veriyor ve bizi hasta ediyorsa, memleketin her köşesi hastane olsa bile çözüm değildir. Bu sebeple çiftçilerimiz bilinçli üretim yapmalıdır, denetimler sıkı olmalıdır. Sınırlarda geri çevrilen, sağlığı tehdit eden gıdaların iç piyasaya sürülmesinin önüne geçilmelidir.

Son dönemde gübre gibi girdilere gelen yüksek zamlar, gıda ürünlerinin de zamlanmasına neden oldu. Gelen yüksek zamlar karşısında halkın “alım gücü” giderek zayıfladı ve zayıflamaya da devam etmektedir. Üretilecek doğru politikalarla bu krizler aşılabilir, zorlukların üstesinden gelinebilir.

Dünyada yaşanan olaylar dikkate alınarak tarım politikaları güncellenmelidir.

Tarımsal üretimin GSYH ve istihdam içerisindeki payı her geçen yıl azalmaktadır. Ülkemiz yem bitkileri başta olmak üzere, özellikle de stratejik öneme sahip tahıl ürünlerinde, net dışa bağımlı hale gelmiştir. Son yirmi yılda tahıl ekim alanları yaklaşık yüzde 23 azalmıştır.

Daha önemlisi ekim ve dikimle ilgili planlı bir davranış maalesef yoktur. Çiftçiler gözlemlerine göre tarlasına ne ekeceğine karar vermektedir!

Aslında olması gereken Tarım Bakanlığı koordinesinde, Tarım Kredi Kooperatifi veya ilgili çiftçi kooperatifinin,

A’dan Z’ye tüm tarım ürünlerini listelemesi,

her ürünün yıllık tüketim miktarlarının belirlenmesi,

bölgesel bazlı tüketim hesaplamaları da yapılarak, hangi bölgede ne kadar ekim dikim yapılacağının planlaması isabetli olur.

Yapılan planlama sonrasında çiftçilerin rast gele bir ürün ekmesinin önüne geçilir, planlı bir üretime geçilmiş olur.

Böylece çiftçinin,

Bağlı olduğu Bakanlığa güveni artacak, çiftçi ile ilgili tarım müdürlüğü, Tarım Kredi Kooperatifi veya çiftçi kooperatifleri arasında güçlü bir koordinasyon sağlanacaktır.

Bakanlık yönlendirmesi ile çiftçi, toprak analizleri yapmak durumunda kalacak, Çiftçinin tarlasında yapacağı toprak analizleri ile tarlada yetişebilecek en verimli ürünler tespit edilecek ve ekim dikim ona göre yapılacaktır.

Üzerine Ürünlerin satışları kooperatifler aracılığı ile yapılır, Çiftçi üreteceği ürünü satabilecek miyim? Kaygısı yaşamaz ise, nitelikli, katma değeri ve kalitesi yüksek ürünler yetiştirilir.

Planlı ekimler yapılacağı için çiftçinin elinde ürünleri kalmaz, haybiyeden depo ve nakliye ücreti ödemez. Çiftçinin parası cebinde kalır.

Planlı üretimlerle çiftçinin refah seviyesi yükseltilirse, kırsaldan şehre göçün önüne geçilir. Binlerce dönüm arazi boş kalmaz. Türkiye yeniden kendi kendine yetebilen ülkeler ligine yükselebilir.

Çiftçi ve hayvan yetiştiricilerinin Kooperatifleşmesi desteklenmelidir.

Ülkemizde kooperatif deyince ilk aklımıza gelen inşaattır. Bu kooperatifler çok fazla insanımızı mağdur ettiği için kooperatiflere mesafeli bakılmaktadır.

Lakin tarım ve hayvancılığın gelişmesi için çiftçilerimizin kooperatifleşmesi şarttır. Kooperatiflerin profesyoneller tarafından yönetilmesi ve denetlenmesi şartı ile. Çiftçiler ve hayvancıların üretmiş olduğu ürünler kooperatiflerce işlenir, katma değeri yüksek hale getirilir, paketlenir ve markalaştırılırsa aracılar değil, çiftçilerimiz kazanır. Desteklemeler de kooperatifler üzerinden yapılırsa kooperatiflerin etkinliği artar. Bunu başaran ülkeler vardır. Pekâlâ, ülkemiz insanı da başarabilir. Bizim insanımızın zekâ düzeyi, onlardan “geri” değildir. Yeter ki adalet mekanizması doğru çalışsın.

Tarım Meslek Liseleri Açılmalı ve Yaygınlaştırılmalıdır.

Çocuklarımız büyük oranda düz liseler ve imam hatiplerde okumaktadır. Lise bittiğinde veya üniversite bittiğinde çocuklarımız maalesef “nitelikli işsizdir.” Bu durum giderek karmaşık bir hal almaktadır. Nesillerimiz öz güven problemi yaşamaktadır. Mesleği olmadığı için anne ve babasından harçlık dilenmek zorunda kalmaktadır.

Ülkemize sadece “dindar imam” lazım değildir. Bize İslam’ı iyi bilen karakteri oturmuş, kanmayan, kandırmayan mühendiste lazım, astronotta lazım, ustada lazım, siyasetçide lazım, çiftçi de lazımdır. 

Siyasi irade fabrika açmak zorumda değildir, fakat halkının özgüveni ve refah seviyesinin artması için üzerine düşenleri yapmalıdır.

Mümkün olan en kısa zamanda hatta mümkünse bu gün, çocuklarımıza nitelikli eğitim verebileceğimiz, pratikle teoriyi birleştirebilecekleri meslek liseleri açılmalıdır. Tarlada usta, çiftlikte kahya iyi birer öğretmen olarak kabul edilmelidir. Böylece hem kaynak israfının önüne geçilir hem de nesillerimiz ilgi alanlarına göre, üretebileceği mesleklerle bilgi sahibi olarak hayata tutunmuş olurlar.

Nasıl ki hukuk okumadan avukatlık ofisi, diş hekimliği okumadan diş kliniği açılamıyorsa, alanında eğitim almayanlara forklift bile sürdürülmemelidir. Çiftçilik ve hayvancılık yaptırılmamalıdır. Ülkesini seven, milletinin geleceğini düşünen siyasetçilere düşen ise meslek yasalarını çıkarmaktır.

Dünyanın en iyi nükleer sığınaklarını üretmeniz veya dünyanın en iyi uzay istasyonu yapmanız bir şey değiştirmez. Açlığı sığınağa da uzaya da taşımak zorundasınız. Bu sebeptendir ki üretim şarttır.

Millet olarak tüm bu zorlukların üstesinden ancak planlama ve eğitimle gelebiliriz.

Yorum Yazın