Kerim Toslak
Kerim Toslak

Tarihi olayları öğrenme zorluğu ve 15 Temmuz’u çarpıtma gayretleri

23 Temmuz 2022
3 dk Okuma
2 ay önce
Tarihi olayları öğrenme zorluğu ve 15 Temmuz’u çarpıtma gayretleri

Her ne kadar tarihçi olmasam da alanım itibariyle bir hayli tarih dersi aldım. Zorunlu aldığım derslerin dışında biraz da ilgi duyduğum için ilk dönem İslam tarihinin yanında son dönem Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi ile ilgili bir hayli kitap karıştırdım. Yeri gelmişken söyleyeyim okuduklarım içinde Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın Yaveri Mehmet Arif Bey'in yazdığı '93 Moskof Harbi ve Başımıza Gelenler ' ile Çöl Kaplanı lakaplı Fahrettin Paşa'nın Yaveri Hemişehrim Naci Kaşif Kıcıman'ın Yazdığı 'Medine Müdafası' isimli eserlerin yeri başkadır. Benzerlikleri ve ortak yönleri de çoktur. Her ikisi de yaverler tarafından yıllar sonra,  olabildiğince objektif birilerine yaranma kaygısı olmaksızın yazılmış.   Bir de her ikisinin de sonunun onca çaba ve kahramanlığa rağmen hüzünle biten sonuçları yüreğimi sızlattığındandır, belki de bende iz bırakmaları.

Her neyse konumuza dönelim. Tarih okurken farklı kaynaklardan aynı tarihi olayları okuyarak objektif bir bakış açısı yakalamaya, işin aslını öğrenmeye çalıştım. Ancak işinin içine girdikçe tarihi öğrenmenin de tarihi konularda bir şeyler yazmanın da ne kadar zor olduğunu gördüm. Özellikle tarihi yazanlar ve anlatanlar kendi dini, siyasi anlayışlarına ya da durdukları yere göre yazdıkları anlattıkları için yazılmış objektif bir tarih bulup okumak oldukça zor. Mevlana'nın meşhur hikâyesindeki filin ne olduğu sorulan körlerin her birinin tuttuğu yere göre fili tanıttığı gibi, tarihi yazanların olayları kendi tuttuğu ve baktığı yere göre anlattıklarından dolayı, objektif ve doğru bilgiye ulaşmak çok zor. Yıllar önce sevdiğim tanıdığım bir Hoca Efendi (Allah rahmet eylesin oğlu da kendisi de vefat etti) ilahiyat fakültesinde okuyan oğlunun lisans tezi olarak "Kerbela Olayını" aldığını öğrenince, oğluna kızdığını ve "o bataklıkta niceleri boğuldu, sen de boğulursun, derhal aldığın tez konusunu değiştireceksin" dediğini anlatmıştı. O zaman şaşırdığım Rahmetlik Hocaya, zamanla hak verdim. Özellikle dini ve siyasi yönü olan tarihi olaylar, sonraki nesiller için bataklık gibi. Nedenini yukarıda anlattım. Olayları her siyasi ve dini grup kendine yarar sağlayacak bir anlayış ile aktardıkları için. Tarihi yazanlar kendi siyasi anlayışları, dini görüşleri ve çıkarlarına uygun gelecek doğrultuda aktarmalarından kaynaklanıyor. Tarih yazanlar tarafsız bir yargıç gibi olsalar sorun kalmayacak. Ama bu da mümkün değil. Elbette objektif ve olabildiğince tarafsız tarih ilminin haysiyetini gözeten tarihçiler de vardır. En azından objektif tarih yazmaya çalışan insanlar da olmuştur.

Benim burada bu konuyu ele almışımın temel nedeni bizzat yaşadığım ve tanık olduğum 50 yılın içerisinde yaşanan önemli olayları farklı kaynaklardan okuyunca şaşırıyor olmamdan. Elbette herkes gibi ben de tanık olduğum tarih olayların bütün yönlerini bilecek bir kabiliyete sahip değilim. Örneğin 12 Eylül askeri darbesinin en önemli gerekçesi olarak öne sürülen meşhur Konya mitinginden çok daha önce yapılması planlandığı halde, planlanan tarihten bir gün önce Kenan Evren'in hanımının felç olması nedeniyle ileri bir tarihe ertelendiğini, Rahmetli Oğuzhan Asiltürk'den dinlediğim zaman şaşırmıştım. Kendisine bu bilgiyi eski Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un verdiğini söylemişti. Ancak 12 Eylülü yapanlar meşhur Konya mitingini darbenin gerekçesi olarak ısrarla kullanmışlardı.

Şimdi asıl sözü son günlerde gündeme gelen 15 Temmuz hain darbe girişimini karartmak ve sulandırıp batıklığa dönüştürmek isteyen çarpık zihniyetli insanlara getirmek istiyorum. Milletimizin gözünün önünde cereyan eden ve yüzlerce insanın şehit olmasına ve yüzlercesinin yararlanmasına sebep olan hain darbe girişimini "kontrollü darbe" diyerek ya da "darbe senaryosu" diyerek sulandırma ve bulandırma gayreti içerisinde olanlar darbe girişiminde bulunanların sözcülüğünü yapıyorlar. Bu olayı da gelecek nesiller için anlaşılmaz, içinden çıkılmaz bir bataklık haline getirme gayretindeler. Günümüz tarihçileri 15 Temmuz darbe teşebbüsünü olabildiğince objektif, dış ve iç destekçilerini belgeleriyle ortaya koyarak, bir yerlere yaranma gayreti olmaksızın yazarlarsa tarih ilmine en büyük hizmeti yapmış olurlar. Muhalefetin iktidarı iktidarın muhalefeti FETÖ'cü olmakla suçladığı bir ortamda bu işin çok zor olduğunu biliyorum.

Keşke ülkemizdeki muhalefet FETÖ ile mücadele eden iktidarı, FETÖ'cü olmakla suçlayarak eleştirmek, darbe girişimine "senaryo" demek yerine, iktidarın darbe sonrası icraatları ve yanlışları üzerinden eleştirse. Çözüm önerileri sunsa.  Adam gibi muhalefet yapsa.. Ülkede muhalefet sorunu daha öncelikli bir sorun. Darbe girişimine "senaryo" demek saptırma ve karartmadan başka bir şey değil. Tarihi de çarpıtmak isteyenlere malzeme sunmaktır.

Yorum Yazın