Veyis ERSÖZ

Tarih Akış İçinde İnsanlık Ve Yönetim

17 Ağustos 2015
3 dk Okuma
7 yıl önce
Tarih Akış İçinde İnsanlık Ve Yönetim

İlk insan ilk peygamber olarak yaratılmış olan Hz. Adem (s.a ) ile başlayan tarihi ve islami akış içinde insanlık pek çok badireler, bazen olumlu ise olumsuz hadiseler yaşamıştır.Hakkı temsil eden, iman örneği sergileyen Hz. Musa’nın karşısına küfür ve inkarın temsilcisi olarak Firavun; Hz İbrahim’in onurlu yoluna karşı koyan Nemrut’un safında yer alan, Hz Muhammed (s.a.v)’in dünya ve iharet için saadet ve cennet yolu dururken, asrın Firavunlarının, Şeddatlarının, Nemrutların ve Ebu Cehillerin aldatıcı sözlerine, inkar inkar kokan ve sonunda cehenneme götürecek olan ifadelerine itibar etmek, onlara inanmak en büyük hamakattır.

Her insanda kendi yumruğu büyüklüğünde bir organ vardır. Kalp adı verilen bu et parçası ya imanın, ya da küfrün karargahı olur. Henüz iman ile tanışmamış, istikrar sağlanmamış kalplerde iman ile inkar sürekli mücadele halindedir. Şu gerçek gayet açık ve berrak bir şekilde bilinmeli ve kabul edilmelidir ki; her insan hem Hz Musa’yı hem de Firavun’u veya hem Hz. Muhammed(s.a.v)’i hem de Ebu cehil fikriyatında olanları kendi içinde, kendi gönlünde ve benliğinde yaşatmaktadır.
Nesli Adem; öyle asırlar öyle yönetimler ve yöneticiler görmüş, ortalık güllük gülistanlık olmuş, kurtla¬_kuzu yan yana yaşar duruma gelmiş, idare edenlerle edilenler arasında çözümsüz hiçbir sorun kalmamıştır. Akıp giden zaman tüneli içinde başka asırlar, başka yönetimler ve yöneticiler de gelmiştir ki; basit adi ve çaresiz bir kul olduklarını unutarak insanlara yaptıkları aşırı derecede baskı ve zulümle, küfür ve ilhakla tanrılık davası güdecek kadar alçaklıkla, diri diri insanları yakmakla ve karşılarında da şarap içmekle küçüldükçe küçülmüşler, alçaklıkla da alçalmışlardır.
İnsana yücelik payesi veren, onu eşrefi mahlukat seviyesi ile en ulu makam sahibi yapan; mükevvenatın sahibi ve yegane Rabbi olan Cenabı Allah’tır (c.c). Yaratanımızın ve İslam dininin bu kadar önem ve değer verdiği insan; Hak ve hakikat yolunun yolcusu olursa yücelerin yücesine, manevi makamların en üst derecesine erişir. Bunun aksi ve zıddı olarak küfür ve inkar yolunu seçen, Hak çizgisinden sapan insan da esfeli safiline hızla yol alır. Tarihin akışı içinde insanların bazısı şerefli ve yüceliği, bazısı da alçaklığı ve cehennemin en alt tabakasını kendi ameliyle hak etmiş olur.
İslam dini ve bu dinin gerçek emirleri, halifeleri ve kumandanları; başında bulunmuş, yönetimlerini üstlenmiş oldukları topluma hadim, yani hizmet ehli olmayı ön planda tutmuşlar, karşılıklı sevecen bir anlayış içinde saygı ve sevgi ortamı gerçekleştirmişlerdir. Hadim olmayı ön planda tutmayıp hakimiyete ağırlık verenler ise İslami emrin dışına çıkmış olurlar. Onun için; yöneticilikte hadimiyet, yani topluma hizmet ilk sırada yer alırsa onun arkasından hakimiyet kolaylıkla gelir.
Dünya ve ahiret için her türlü fiillerimizde ve icraatlarımızda H.z Musa’nın fiilleri ortada iken, Firavun yolunu, izini takip etmek; Hz İbrahim’in onurlu yaşantısı yerine Nemrudi bir eylemi benimsemek, hele hele Hz Muhammed (s.av)’in dünya ve ahiret için selamet yolu, saadet yolu güneş gibi en açık şekilde dururken asrın Şeddatlarının, Firavunlarının, cehalet babalarının aldatıcı sözlerine kanmak ve itibar etmek en büyük hamakattır.
Allah’tan (c.c) ve onun resulünden (s.a.v) gelen hükümleri baş tacı ve hayat akışı kabul eden Müslümanların ilk halifesi ilk hutbesinde;“ Eğer doğru gidersem bana uyunuz, saparsam düşürünüz! Diyen Hz Ebubekir (r.a) ve ikinci halife Hz Ömer (r.a)’da,“ İçinizden biri doğruluktan ayrıldığımı gördüğü zaman hemen davransın’’ diyen Emiril Mümine de ; “Allah adına söylüyorum ki, eğer sende bir sapma görürsek kılıçlarımızla düzeltiriz’’ diye devlet başkanına karşı yıldız cemaatin huzurunda hiç fütür etmeden, en ufak hissine kapılmadan cesaret örneği sergileyen sahabeler çıkmıştır. “Eğrilirsen seni kılıçlarımızla düzeltiriz diyen’’ diyen sahabenin bu sözlerine karşı Halife Hz Ömer’in cevabı da enteresandır:“ Muhammed ümmeti içerisinde, Ömer’i kılıçla düzeltecek kimseler kılan Allah’a şükürler olsun .’’İşte idare edenler, işte idare edilenler. İşte budur gerçek demokrasi, işte budur gerçek manada yönetenle yönetilenler arasında hadimiyet ve hakimiyet anlayışı.
Zorba idareler, zalim yöneticiler, imandan, İslam’dan uzaklaşıp, inkar ve küfür yolunu seçenler kendi haklarıyla, kendi toplumlarıyla ve kendi milletleriyle belli ölçüde manevi bir bağ kurmazlar; gönül bağı oluşturmazlar, daima hakim ve baskıcı kural uygularlar. Bunun adına da demokrasi derler. Böyle kafa yapısına sahip olanlar İslam dininde yer alan o özgür ve buram buram hürriyet ve demokrasi kokan sistemden belki de hiç haberleri bile yoktur. Çünkü İslam’dan uzak kalmayı hüner sayanlar, halbuki İslam’dan uzaklaşmak en büyük zillet ve ciddi meskenettir.
 

Yorum Yazın