29 Ocak 2022
3 dk Okuma
8 ay önce
Taksitli Can Bedeli

Yaşım sekseni geçti ama 21 ocak 2022 tarihli Sabah Gazetesi, 17. sayfasında verilen haberin benzerini bugüne kadar görmemiş, duymamış ve okumamıştım. Örümün sonlarında böyle bir haberi okumuş olmam ise beni yürekten yaraladı. 21 Ocak 2022 tarihli SABAH Gazetesinin 17. sayfasında verilen bu haberin başlığı şöyle idi: “iki minik canın bedeli taksitle 60 bin TL.”.

Böyle bir başlık altında verilen haber ise şöyle idi: Konya’da bir çiftlikte ‘iki minik canın bedeli taksitle 60 bin TL’.

Haberin başlığını okuyunca bana biraz tuhaf gelmişti. Fakat doğru idi. Ne var ki, bugüne kadar böyle bir haberle de karşılaşmamıştım. Okuyunca da böyle bir haberin ve olayın nasıl olduğu konusu beni meraklandırdı ve ben de haberi okudum. Haberde olay şöyle anlatılıyor: Konya’da bir çiftlikte takdim ediliyor: Okuduğum bu haberin benzerini bugüne kadar okumamıştım. Ne var ki,  haberi okuyup konuya vâkıf olunca da kendimi uzun müddet düşünmekten alamadım.

Verilen haberin konusu şöyle idi: Suriye asıllı bir ailenin iki çocuğundan biri henüz üç buçuk yaşındaki ‘Memed’ ile bir buçuk yaşındaki kardeşi ‘Selin’ bundan iki yıl önce bir çiftlikte yem karma makinesi çalışırken, onun şaftına kapılmış ve ölmüşler. Bunun üzerine esas çiftliğin sahibi asli kusurlu olarak ve diğer çalışan iki kişi ile birlikte tutuklamış ve sonra da salıverilmişler. Yürütülen dava ise geçtiğimiz günlerde sonlandırılmış. Mahkeme heyeti bu iki çalışanı kusurlu buldukları için ‘taksirle iki kişinin ölümüne neden olmakla suçlayarak bu çalışanları ikişer buçuk yıl hapis’ cezasına çarptırılmışlar.

Bundan sonra ise Mahkeme bu iki kişinin hapis cezalarını ‘onsekiz bin ikiyüzer lira’ olarak adli para cezasına çevirmiş; ne var ki, bunu da peşin ödemek yerine yirmi eşit takside bölmüş.

Çocukların ailesi ise bu duruma itiraz etmediği gibi ayrıca sorumlulardan şikâyetçi de olmamışlar.

Onların sığınmacı misafir olmaları kendilerini böyle bir mahkeme kararı karşısında itirazda bulunmalarını engellemiş olabilir. Fakat gerçekten iki çocuklarını birden kaybetmeleri ve ardından gelen suçlulara verilen cezaların kendilerini rahatlatacak vasıfta olmaması ve böyle bir felâket sonrasında rahatlatacak görünmemesi insanı düşünmeye sevk ediyor ve de düşündürüyor.

Bunlar sığınmacı olmayıp da yerli halktan birileri olsalardı, gerçekten iki çocuklarını kaybedip mağduru duruma düşmüş olsalardı acaba biz yine böyle rahat olabilir mi İdik?

Bu husus hepimizi düşündürmeli.

Yorum Yazın