Ahmet ÖZER
Ahmet ÖZER

Süresiz nafaka zulmüne son verilsin

21 Şubat 2022
3 dk Okuma
7 ay önce
Süresiz nafaka zulmüne son verilsin

Türkiye’de milyonlarca insanın en büyük sıkıntılarında biride süresiz nafaka zulmü zira bu zulüm yüzünden kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin de artırdığını göstermektedir.

Yoksulluk nafakası medeni kanun 175. Maddesi evli eşler arasında geçerli olan ve boşanmadan sonra karar verilen nafakadır.

Yoksulluk nafakası 1988 yılından önce bir yıl olarak uygulanmasına rağmen Türk Medeni Kanun’unda 12 Mayıs 1988 yılında yapılan değişiklikle SÜRESİZ hale getirilmiştir.

Süresiz nafaka yetmezmiş gibi birde hapis ile cezalandırma var.

Yoksulluk nafakası ile birlikte boşanma aşamasında TEDBİR NAFAKASI ve müşterek çocuklar için İŞTİRAK nafakası düzenlenmiştir. Nafaka yükümlülüklerini yerine getirmeyen nafaka borçlusu hakkında nafaka alacaklısının şikâyeti üzerine İcra ve İflas kanunu 344. m. gereğince 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilmektedir.

Süresiz yoksulluk nafakası Medeni Kanunun 175. maddesi ve ödenmemesi halinde 3 aya kadar tazyik hapsi cezası İcra İflas Kanununun 344. maddesi sebepsiz zenginleşmeye, emeksiz ücrete neden olduğu gibi yoksulluk nafakası bağlanan bir kısım kadınlar süresiz nafaka haklarının ortadan kalkmaması için kayıtdışı (sigortasız) çalışmakta, mal varlıklarını ve gelirlerini gizlemektedirler.

Süresiz nafaka almaya devam etmek amacıyla yeni resmi bir evlilikten kaçınarak evlilik dışı ilişkilerin yaşandığı örneklerle karşılaşmaktayız.

Nafaka ödeyen eş ise gelir yetersizliğinden yeni bir evlilik imkânını kaybetmektedir. Bu uygulamalar sonuç itibariyle ahlaki çöküntüye, husumet ve şiddetin artmasına sebebiyet vermektedir.

Kadına yönelik şiddeti önleme bahanesi ile çıkartılan İstanbul sözleşmesi dedikleri Türk Aile yapısına dinamit koyan o sözleşme bile kadına yönelik şiddeti önlemek yerine binlerce Ailenin dağılmasına sebep olmuştur.

Şükür Türkiye o beladan uzun bir mücadele sonucu kurtuldu. Ancak hala o yasanın maddelerinin uygulandığı görülmektedir.

Bu süresiz nafaka denen zulüm için insanların öyle yıllarca evli kalmasına gerek yoktur.

Süresiz nafakaya hükmedilirken evliliği süresinin veya mahiyetinin dikkate alınmaması bir başka sorunlu durumdur. Öyle ki, bir gün süren evliliklerde dahi süresiz nafakaya hükmedilmesi mümkündür. Hatta bu süre içerisinde fiilen evlilik birliği içerisinde yaşanması dahi gerekmemektedir.

Buda birileri bunu suiistimal edip buradan kazanç sağlayanların bile olduğu söylenmektedir.

Dünyada en katı ve keskin olarak ülkemizde uygulanan, adeta bir zulme dönüşmüş olan süresiz nafaka ve tazyik hapsinin kaldırılması elzemdir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun nafaka konusunda verdiği fetva.

Boşanma davası uzun süre sonuçlanmayan kadının aldığı nafaka helal midir?

İslam’a göre evlilik devam ettikçe ve boşama halinde iddet süresince erkek, eşinin nafakasını temin etmekle sorumludur (Bakara, 2/233; Nisâ, 4/34; Talâk, 65/7; Buhârî, “Nafakât”, 1–4; Kâsânî, Bedâi’, IV, 15-16). Dinen boşama olmadan mahkemeye boşanma davası açılmış ve kadın da evi terk etmemişse mahkeme devam ettiği sürece eşler evli hükmünde olduğundan, dava süresince de kadının nafakasını temin etme yükümlülüğü kocasına aittir.

Bu yükümlülük mahkeme boşadıktan sonra başlayan iddet süresi bitinceye kadar devam eder. Ancak dinen boşanma gerçekleşmişse süreç devam etse bile İslam hukukuna göre kocanın eşine yönelik nafaka borcu iddetin bitimiyle sona erer şeklinde fetva vermiştir.

Adalet Bakanlığı yeni düzenleme üzerinde çalışıyor.

Adalet Bakanlığı, uzun süredir çalışmaları devam eden "nafaka" düzenlemesini, 2022 yılı içinde Meclis gündemine getirmeye hazırlanıyor. Yapılan alternatifli çalışmaya göre, aile mahkemeleri boşanmış erkeğin, eski eşine evlilik süresi ya da evlilik süresinin yarısı kadar bir müddet nafaka ödemesine karar verebilecek.

Kadının nafakanın sona erdiği tarih itibarıyla gelirden yoksun olması durumunda ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üzerinden nafaka ödemesini devlet üstlenecek.

Adalet Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yeni düzenlemenin de soruna köklü bir çözüm olmayacağını göstermektedir.

Yorum Yazın