Mükremin Kızılca
Mükremin Kızılca

Sorkun Yaylası- 1  İzvit Kebeni

02 Eylül 2022
3 dk Okuma
2 ay önce
Sorkun Yaylası- 1  İzvit Kebeni

31 ağustos 2022 tarihinde yeğenim edebiyat öğretmeni Sayın Hilmi Kızılca ile Ermenek Yukarı Çağlar halkının çıktığı Sorkun yaylasına bir seyahatimiz oldu.

Bu yaylayı uzun yıllardır merak ediyordum, Yukarı Çağlardan akrabamız Fatma Hanımı aramış ve nohut yolma sırasında bizi de haberdar etmesini daha önce söylemiştim. Bizi söz konusu tarihte haberdar edince arabamızla Güneyyurt Çağşak yolu üzerinden Sorkuna sabah erken saatlerde ulaştık.

Bu seyahatimizde bu yaylayı yeğenim Hilmi Kızılca ile gün boyu gezdik.

İzvit kebenini, Hisar kalesini ve civarını havadan turladık. Yüzlerce resim, onlarca video çektik. Sorkun yaylası hakkında geniş bir makale hazırlıyorum, ilginç fotoğrafları ve videoları Hilmi Kızılca kamerasından yakında paylaşacağız inşallah!

Bu seyahat notlarını uzmanlarına da sora sora geliştirip üç makale hazırlıyorum. Bunlardan ilki okumakta olduğunuz İzvit Kebeni adlıyazıdır. Diğerleri de: Sorkun yaylası ve Hisar Kalesi adıyla çıkacaktır inşallah.

Keben, bir yerden bir yere geçerken sarp kayalar arasında insanlar tarafından yapılan zemini kaya geçitlerdir.

Yaylalar insanların nefes alma yerleri, serinleme mekânlarıdır.

Biz Türklerde yaylacılık bir ata geleneğidir. Oğuz töresidir. Anadolu’da yaylacılık eskiden bütün köy, ihtiyar kararıyla aynı anda çıkar aynı zamanda inilen bir olguydu. Türklerde yaşadığı coğrafya ikiye ayrılırdı: yaylaklar ve kışlaklar.

Cuma namazlarının kılınacağı mekânlar ve mescitler de bulunurdu. İmam ve muhtar beraber çıkarlardı.

Yayla deyince hep çıkmaktan bahsederiz çünkü yayla demek esas ikamet yerinden daha yüksek coğrafi yerler demektir. Denize sıfır olan sahillerden de yaylaya çıkılır, bin metre rakımlı yerlerden de yaylalara çıkılır.

Bin metre olan yerden çıkılan yaylalar 1500, 2000 ve daha yüksek yaylalardır. Sahilin yaylaları ise 700 - 1000 metreden başlayan rakımlı yükseklerdir.

Sahillerden yaylaya çıkanlar sıcaktan korunmak ve tatil amaçlı gelirken bin metre ve daha yüksek yerlerden yaylalara çıkanlar genelde üretim amaçlı olarak çıkarlar. Ancak çalışkan halkımızın sahillerde oturup yaylalara çıkanları da gittikleri yerleri imar edip üretime büyük katkılar sağlamaya başlamışlardır.

Sorkun yaylası mevki olarak; Ermenek Yukarı Çağlar köyünün tam üzeridir. Burası coğrafi olarak Ermenek ile Başyayla ilçelerinin ortasının kuzeyindeki sarp kayalıkların üstüdür.

Yukarı Çağlar rakımı 1400 metre iken Sorkun yaylası rakımı 1800 metredir. Yukarı çağlar halkı 400 metre dikine tırmandıktan sonra bu yaylaya ulaşırlar.

2010 yılına kadar Hisar Kalesi dibinden yüzde seksen dik bir kebenle buraya ulaşılıyordu. Bu keben Roma döneminde altı metre genişliğinde, sık sık dönemeçlerle taş döşenerek yapılmıştır. Halk arasında İzvit Kebeni olarak bilinen bu keben aşağıda kurulmuş olan Sbide kentine de bir ulaşım yoluydu, Sbide’nin lojistik destekleri kervanlarla buraya bu kebenle iniyordu.

Bu taş döşeme keben, beş yüz metre kadar sürdükten sonra köyün damı mesabesindeki yaylaya ulaşılırdı.

Böylece aslen 400 metre olan dik kayaların arasında yapılan bu yolda zikzaklarla atların, katırların ve diğer ev hayvanlarının yürüyebilmesi sağlanıyordu.

Ayrıca bu taş döşemeli dik yola her yıl halk tonlarca toprak dökerek ayakların kaymamasını sağlıyorlardı. Bir de bu geçidin bazen sağı bazen solu uçurum olduğundan gerekli yerlere ağaç korkuluklar yapılmıştı. Şu anda bu korkuluklardan birkaç ardıç dikme dışında bir şey yoktur.

Her şeye rağmen bu yolda karşılıklı inip çıkmak imkânsızdı. Bu nedenle köy ihtiyar heyeti kararıyla aynı anda yani aynı günde çıkılıyor aynı günlerde de inilmesi sağlanarak karşılaşmaya imkân verilmiyordu. Çünkü karşılaşıldığı halde iki eşeğin veya katırın yüklü olması nedeniyle birbirlerini uçuruma itmeleri kaçınılmaz oluyordu.

Her şeye rağmen kebende seyahat eden bir kişi aşağıdan veya yukarıdan karşısından bir gelen görürse en geniş yere hayvanını çeker beklerdi.

Bu karşılaşmanın olmasından kaçınmak halk arasında anlatılan Gelin Uçtuğu adlı bir acıklı hikâyeyle çok sıkı uygulanmasına neden olmuştur.

Yukarı Çağlar muhtarlarının 2000’li yıllardaki çabalarıyla Sbide antik kenti üzerinde Aldere’nin coştuğu güzergâhta kayalar kırılarak yıllarca süren bir mücadele ile şimdiki yol açılmıştır.

Artık İzvit Kebeni kullanılmamaktadır. Bu gezimizde ortalara yakın dev bir kaya düşerek fiziki olarak da kebeni ulaşıma kapatmış durumdadır.

Yorum Yazın