Yaşar KESKİN

Son yılların modası dalkavukluk

14 Kasım 2016
3 dk Okuma
5 yıl önce
Son yılların modası dalkavukluk

Son yıllarda dalkavuklar çoğalmaya başladı.
Gözünü kör, kulağını sağır, dilini dilsiz edip haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar çoğaldı.
Dalkavuk, “kendisine çıkar ve yarar sağlayacak olan kişilere hayranlık ve saygı göstererek yararlanmak isteyen, sarayda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren, yalaka, kavuk sallayan, şahsiyetten yoksun olan, evet efendimci, çanak yalayan kişilerdir. Bulundukları ortamlar: genellikle siyasi partiler ve özel sektör.”
Dalkavukla ilgili şöyle bir meseli de aktarmadan geçemedim efendim, buyrun:

"Eskiden konaklarda dalkavuk bulundurmak adetmiş. Konağın birinde bir gün bey demiş ki:
- bir dalkavuk alacağım, filan gün imtihan var, sağa sola haber salınız. Derken o gün gelmiş, kapının önünde dalkavuk adayları sıra olmuş. Biri içeri alınmış. Bey sormuş:
- sen dalkavuk musun?
- evet efendim.
- ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- olur mu efendim? ben filan bey'in yanında şu kadar, fişmekan bey'in yanında da bu kadar sene dalkavuk olarak çalıştım.
bey: - olmadı, sen çık. demiş. derken ikinci, üçüncü... adaylar gelmiş, konuşma hep aynı, cevaplar hep aynı. bey, dalkavuğunu bulamayacağını düşünmeye başlamış ki, içeri biri girmiş. bey:
- söyle bakalım sen dalkavuk musun?
- evet efendim.
- ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- hayır, hiç benzemem efendim.
- dur bakayım, biraz da benziyorsun galiba.
- evet efendim. ben biraz da dalkavuğa benzerim.
bey hemen dışarı haber salmış:
- tamam ben dalkavuğumu buldum."
Resad Ekrem Kocu tarihimizde garip vakalar adlı kitabında dalkavuklara yapılan latifeler (Reşad Ekrem Kocu latife dese de bence bunlar düpedüz eşek sakası) ve bunların ücretleri hakkında bilgi vermektedir.
" dalkavuk vücudunu da eğlence aleti yapmış bir zavallı, bir biçaredir; hatta dalkavukluk tehlikeli meslektir. Yapılacak çeşitli eğlencelere göre dalkavuklara konulacak narh da sudur:
dalkavuğun burnuna fiske vurma (fiske basına): 20 para
basına kabak vurma: 30 para
yüzünü tokatlama (tokat basına): 30 para
oturduğu minderden aşağı yuvarlama: 180 para. (bir yeri incinir, kırılırsa tedavi ve cerrah parasını latife eden verir.)
Çıplak basına tokat atma (tokat basına): 45 para
elinde beş on kıl kalmak ve dişlerini leylek gibi çatırdatmak şartıyla sakal zelzelesi: 60 para
sakal boyamasına: 60 para (sakalın yarısı veya cümlesi arpa boyunca kırkılırsa, latifeyi yapan, dalkavuğun üç aylık nafakasını verir. Bu nafaka ayda 30 kuruştan 90 kuruştur.)
dalkavuğun kafasına iri bir yumruk indirme (yumruk basına): 40 para
ellerine ve ayaklarına domuz topu bağlama: 40 para
yüzüne mürekkep ve kömürle kara sürme: 37 para
kuyruğu dışarda kalmamak üzere bir fındık sıçanını ağzının içine kapatma: 400 para
sakız dolabına (bostan dolabı) bağlanarak su içinde bir miktar durdurulmak şartıyla bostan kuyusunda bir devrine: 600 para (bu latifeye birden fazla her devir icin ayrıca 100 para verilir. dalkavuk boğulur olursa cenaze masrafı latifeyi yapana aittir.
bir tarafının üzengisi olmayarak hasarıca bir hayvana bindirilip temaşasında hoşlanılırsa: 300 para
bir salkım uzumun sapıyla beraber yedirilmesi: 40 para
bu vesika gösteriyor ki, eski dalkavuklarla zamanımızda dalkavuk kelimesinden anladığımız mana ne kadar ayrı şeylerdir. "
keşke eski zaman dalkavukları simdi de olsa hatta bugünkü dalkavuklara yukarda sayılan maymunlukları yapabilsek. bütçeme göre bir ibişlik seçerdim aralarından. herhangi bir yerde bu yer bir devlet, bir kurum veya küçük bir şirket bile olabilir; dalkavuklar üst mevkilere geliyorsa orası acı bir çöküşe mahkumdur.
rivayet ederler ki büyük padişahlarımızdan biri bir gün:
-yav dalkavuğum, şu patlıcana bayılıyorum; çok latif bir zerzevattır.
-beli sultanım, tensip buyurdunuz; hele beğendilisi ağzınıza layık.
-yok yok, dalkavuğum canım, ot gibi, saman gibi tatsız tuzsuz bir şey
-ne güzel söylersiz sultanım efendim; ne menem bir zerzevattır ben de bilememişim. ne tadı vardır ne de tuzu. Çirkindir de
-yav, dalkavuk efendi, bir karar veresin artık. Latif bir zerzevat mıdır yoksa mundar bir şey midir, şu patlıcan?
Ben ne dersem onu söylersin peşim sıra. Senin hiç mi kendi fikrin yoktur.
-isabet buyurdunuz, sultanım efendim, yoktur. Ben patlıcanın değil efendimin dalkavuğuyum”
Evet dalkavuklukla ilgili açıklamalar böyle…
Eğer düşünün bir varlık olarak insansak bu dalkavukların ne yaptıklarını görebilir, duyabilir, söyleyebiliriz.
Bunlara gereken derslerini veririz.
Değilsek gerek yok konuşmaya…

Yorum Yazın