Mehmet Kaçar
Mehmet Kaçar

Sevgi zehirlenmesi!

09 Mart 2022
3 dk Okuma
6 ay önce
Sevgi zehirlenmesi!

Bağlantı kurmak isteyen bir kalbimiz var. Bu kalbin kuracağı bağlantılar, iletişimler dünya işlerine ve   uhrevi işlere de kurulabilir. Uhrevi işleri bırakıp sadece dünya işlerine kurulan bağlantı ve iletişim insanı helake veya mutluluğa sürükleyebilir. Yani dünya hastalıklarının ve sevgisini içerisinde bocalar Gençlik yıllarında, gençlerin karşı cinse duyulan aşırı bağlantı kurulması ile karşılaşılır. Bunun adına ise aşırı olduğu için sevgi zehirlenmesi denilebilir. Olması gerekenin sınırını çok geçtiği için geçlere bu durum uhrevi zararlar verdiği gibi bedeni zararlarda verilir. Eğitmenler bu durumu göz önüne alarak gençleri aşırıya kaçmaktan korumalıdırlar. Bu tür davranışlar ise olması gereken kıvamın üstüne çıkarsa yahut sevgi taşması yaşanırsa, gençlerde görülen bir sevgi çeşididir ve aşırı olanı saplantı, tutku, fanatiklik hastalığına götürdüğü için tehlike arz ediyor. Özellikle gençlerin saplantı veya fanatiklik gösterdiği bir konuda futbol takımlarına olan tutkuları şeklinde görülmektedir. Bu durumda hastalıklı bir hale gelen bir genç tuttuğu takım için canını vermeyi veya bir başkasının canına kıymayı kabul ederken, ona bu canı emanet olarak vereni hiç hatırlamıyor bile.

Orta yaşı geçen bireylerde de eşyaya, makam, arabaya, mala, mülke olan kalbi bağlantılarda böyledir. Şöhrete, meşhur olmaya, tanınıp bilinmeye duyulan aşırı bağlantıda da benzer semptomlar gözlemlenmektedir.

Binaya, yapıya, makama, şöhrete bağlantı kurup, buna aşırı tutkun hale gelmek veya bağımlı olmak yani fanatiklik, aslında o bireyin kalbinin her defasında onun tatmin olamayacağı, yeni yeni şeylerin peşinden koşturacağı bir şeydir.

Bu konuda Peygamber Efendimiz(sas); kişinin gidişi(aşırı sevgisi) dünyaya, paraya, mala, mülke ve kadına veya erkeğe ise, o kişinin ameli (fiilleri/ işleri) de bu yönde olur demekle bir sevgi zehirlenmesinden bahsedip bunun sakıncalarını bizlere ta o devirde haber vermiş ve sevgi zehirlenmesinden yani tutkudan kaçınmamızı istemiştir.

İnsan yaratılırken(halk edilirken) kalbi bağlantı ve iletişimlerinin olması gerektiği şekilde itidal üzere yaratılan bir varlık olduğu için kalp bağlantısını, ifratta ve yanlış yollarda bağlarsa ve bu açlığını o yanlış yollarda doyurmaya kalkarsa ve onu bu yöne evirirse işte o zaman o birey sevgi zehirlenmesi hastalığına tutulur.

Mesela, iyisinden bir dairem olsun yani akıllısından diyerek, buna aşırı derece de o kalbini yönlendirdiğin zaman tutkuya ve daha ileri giderek fanatikliğe götürüsün ve buda aşırı sevginin bir başka modelidir. Eğer ben böyle bir daireye sahip olursam o zaman bu dünyanın en mutlu insanı haline gelirim derdine düşersin ve hayatını bu daire için yaşar hale evirdiğin için zindana çevirir ve mutluluğu hiçbir zaman yakalayamazsın. Sevgi zehirlenmesi hastalığına tutulur, hayatın tadını bir daha alamazsın. Bir daireye sahip oldun, ikincisinin peşinden koşmaya, ona da sahip oldun o da yetmez üçüncüsüne niyetlenir ve o yolda koşmaya başlarsın. Bu zincirleme böyle devam ettiği sürece yetinmeyi ve bir noktada durmayı becermezsin. Hayatın kayar gider birde bakmışsın yaşlanmış bir işe yaramaz denilen hale gelmişsin ama hala mutlu olmanın peşinden koşmak istesen de koşamazsın. Bir heyhat çekip beyhude geçen bir ömür yaşamışım der durusun…

İşte bu zaman zarfında mala karşı aşırı bir zaaf yani kalbi sapma yaşadın ve sevgi zehirlenmesi Halbuki bir  tüme varım yapmalıyız ve bir yumağı çözer gibi hızla çözerken birden frenlemeyi öğrenemedik ve iki de üçte de tesir göstermedi.

B bağlantı sayısal yani matematiksel bir hal olsa 3 ten 4 ten sonra çözülür ve sende kurtulursun ancak bu öyle bir şey değil. Bu bağlantıda sonuçlar hep böyle sürer gider ve neticede son noktayı gücün tükendiğinde veya son nefesinde koyarsın ve bitirirsin.

Halbuki akıl eden, mükellef olan ve bu aklının kendine hangi amaçlarla verildiğini bilen bir insanın, kalbinin dünya malları, şan ve şöhretle tatmin olmadığı, bir sınır koyamadığı bir süreçte de ve son noktayı koyamayacağı bir süreçte de, hem kendisinin deneyimleri hem çevresindekilerini de kullanarak, bu adamın öyle bir binası var zaten ve benim binamın benzeri. O insan nasıl bir durumda acaba? Mutlumu, hopluyor mu, zıplıyor mu, mutluluktan taklalar atıyor mu?

Hayır, ama hala gözü doymamış ve yan tarafındaki boş duran arsaya sulanıyor, gözü hep orada, kalbi bağlantıları hep o arsa üzerinde, o arsanın sahibinden gelecek bir habere kulak kabartmış beklemekte. Tüm derdi, tüm işleri o arsaya endeksli ve sahip olabilmek için kalbi yanıp tutuşmakta.

O arsayı da ele geçirebilirse çok mutlu hissedecekmiş kendisi…

Bu durum, sonrakilerin basamaklarını kullanarak benzer kalbe sahip kimselerin durumlarından da sonuç çıkarabilmemize yarayacaktır.

Buradan alacağımız bir dersle belki de, fanatiklikten, sevgi zehirlenmesinden, ifrattan ve dünyaya aşırı bir sevgi ile bağlanan kalbi hastalıklardan da kurtulmamıza vesile olabilecektir. Fi Emânillah!

Yorum Yazın