Dilek Bülbül
Dilek Bülbül

Osmanlı’da: Ehli Hiref Teşkilatı

19 Temmuz 2018
3 dk Okuma
4 yıl önce
Osmanlı’da: Ehli Hiref Teşkilatı

Arapça kökenli ehil ve hiref kelimelerinin birleşmesinden oluşan “Ehl-i Hiref” terimindeki “ehil” sözcüğü sahip, malik, maharetli gibi anlamlara sahipken; “hiref” sözcüğü sanatlar, meslekler gibi anlamlar taşımaktadır. Bu durumda “Ehl-i Hiref” terimi sanat sahibi kişiler şeklinde ifade edilebilmektedir. Bu kavram Osmanlı döneminde saray içerisinde yer alan, küçük el sanatları ile uğraşan sanatkâr ve zanaatkârları tanımlamak için kullanmıştır. Bu teşkilat birçok meslek dalını içermektedir. Ustalar ise çoğunlukla devşirme kökenlidir. Yani; fethedilen bölgelerden yetenekli olan kişiler seçilmekteydi. Zaman zaman da ordu içine nakilleri yapılmaktaydı ve görevlerini ordu içerisinde yürütmekteydiler. 
Topkapı Sarayı içerisinde yer alan bu teşkilatın işleyişi şu şekildedir: Çalışanlar maaşlarını (mevaciblerini) her 3 ayda bir alırdı. Yıl dörde bölünürdü: Muharrem, Safer, Rebi’ülevvel: MASAR;  Rebi’ülâhir, Cemâziyelevvel, Cemâziyelâhir: RECEC; Recep, Şaban, Ramazan: REŞEN; Şevvâl, Zilka’de, Zilhicce: LEZEZ şeklinde  her üç ayın isimlerinin bazen ilk bazen de son harflerinin oluşturduğu o aylarda mevaciblerini alırlardı. Böylece oluşturulan kelimeler ödeme yapılan dönemin isimlendirilmesinde ve kayıt edilmesinde kullanılmıştır. Üçer aylık ücretler dağıtılırken sanatçının kendisi varsa “bizzat” yoksa “bilvâsıta” (aracı yoluyla) verilirdi. Dağıtılan bu ücretler ise mevacib defterlerine kaydedilirdi.  Ehli Hiref mensubu sanatçıların yevmiyeleri de yetenekleri ve kıdemlerine göreydi. Örneğin; 1526 tarihli teftiş defterinde en yüksek yevmiyenin 26 akçe ile zerger yani; kuyumcu Hoca Mercan Tebrizî’ye ait olduğu yazılıdır. Genelde usta sanatçıların maaşı bu tarihlerde 20 akçe olduğu şakirdlerin (çırakların) ise 6-1 akçe arasında değiştiği dikkati çeker. 
Kanuni Sultan Süleyman zamanında bu teşkilat daha da gelişmiş nakkaş ve zergerler cemaat-i rum ve cemaat-i acem olmak üzere ikiye ayrılmışlardır. Kanuni döneminde sadece siyasi ve askeri başarılar sağlanmamış, sanatta da dönemin nakkaşları ile yeni ekoller yaratılmıştır. Bu isimlerin başında Şah Kulu ve öğrencisi Kara Memi gelmektedir. 1520-1556 yılları arasında faaliyet gösteren Şah Kulu Osmanlı süsleme sanatında kitap bezemesinden kumaşa, çiniden kuyumculuğa kadar yaygınlaşan “Saz Yolu” adı verilen özgün bir üslubu oluşturmuştur. Kara Memi ise Osmanlı süsleme sanatının gelmiş geçmiş en önemli sanatçılarından biri olarak dikkati çeker. Aslında müzehhip olan Kara Memi kitap sanatında klasik kuralların dışına çıkan, yeni motiflerle o güne kadar görülmemiş bir üslubun yaratıcısı olmuştur. 

Yorum Yazın