Veyis ERSÖZ

Oruç Tutanlara Saygılı Olmak

29 Haziran 2015
3 dk Okuma
7 yıl önce
Oruç Tutanlara Saygılı Olmak

Bir aylık Ramazan orucu, şartları yerinde olan her Müslüman için farz-ı ayndır. İslam dininin beş şartından olan, akıl, baliğ olmuş, hür, mukim erkek-kadın her Müslüman’ın bu ibadeti yerine getirmesi gerekli ve çok önemli ibadettir.
Seferi, yani yolcu olanlar, oturduğu yerleşim biriminden 90 km ve daha uzak yere yolculuk yapanlar ve orada 15 günden daha az kalanlar ile oruca tahammül edemeyecek derecede hasta olanlar, özel halleri dolasıyla kadınlar, yeni doğum yapmış veya küçük çocuk sahibi anneler ve çok yaşlanmış ihtiyar faniler oruçtan muaf tutulmuşlardır. Yolculuğu sona erenler, özel halleri bitenler ile kendilerine geçici olarak izin verilenler sonunda gününe gün, yani yediği gün sayısı oruçlarını tutarlar. Çok yaşlılar ile hazik doktorun “oruç tutamazsın” dediği hastalar yedikleri her gün için fakir Müslümanlara fidye verirler.
Bunların dışında kalan her Müslüman Ramazan orucunu tutmakla mükelleftir. Bile bile Ramazan orucunu tutmayanlar eğer inkar ederse küfre girer, yani kafir olur. İnkar etmeyecek olursa o zaman büyük günah işlemiş ve vebale girmiş olur. Herhangi bir sebeple oruç tutamayanlar veya meşru mazeretine binaen oruç yiyenler, oruçlu olan Müslümanlara karşı saygılı olmalı, herkesin göreceği yerlerde birşeyler yiyip-içmekten sakınmalıdır. Sahurdan iftara kadar ibadet içinde sayılan oruçlu Müslümanlara karşı edep ve saygı sınırlarını aşmamaya, onu ihlal etmemeye özen göstermelidir.
Oruç; mideyi dinlendirmek, rejim yaparak kilo vermek, bir diyeti yerine getirmek için değil, Yaratanımız yüce Mevla’mızın kesin emri olduğu için tutulur. Müslümanlar her gün Ramazan orucuna niyet ederken Allah’ın kesin emrini yerine getirirken orucun sayısız faydalarından da istifade etmiş olurlar. Amma velakin asıl gaye ve yegane maksadın kulluk görevi olduğu şuurunu idrak etmektir.
Oruçlu olan her Müslüman namaz başta olmak üzere her türlü ibadetlerini de yerine getirmeli, dedikodudan, başkalarını çekip-çekiştirmekten, faydasız konuşmalardan, birilerinin aleyhine sözlerden mutlaka uzak durmalı, yalnızca midesine değil, Müslümanla vücudunun bütün organlarına da oruç tutturmalıdır. Gözleri harama bakmaktan, kulakları yasak şeyleri dinlemekten, ayakları harama bakmaktan, kulakları yasak şeyleri dinlemekten, ayakları harama yürümekten, kalbi, dili ve beyni İslam dışı şeyleri düşünmekten arındırmalıdır. Dörtbaşı mamur bir orucum olsun diyenler bunlara mutlaka riayet etmeli, tam ve eksiksiz bir şekilde orucun sevabına nail olmaya son derece dikkat ve riayet etmelidir.
Bir aylık süre çok çabuk şekilde gelip-geçer. Oruç tutmayanlar için Ramazan ayı oldukça zor ve sıkıntı içinde geçer.
Oruç; tutanlar için bir kalkan olup insanı her türlü kötülüklerden, haramlardan, yasaklardan ve günahlardan korur. Ramazan-ı Şerif orucunu hakkıyla tutanlar cennetin kapılarından biri olan Reyyan isimli kapıdan içeri alınacağı müjdesi vardır. Bunlarla beraber her ibadetin bir karşılığı, bir mükafatı olduğu halde Cenab-ı Allah(cc): “ Oruç tutanların mükafatını ben vereceğim!” buyurarak oruca ayrı bir özellik tanımıştır. Bu kadar önemli olan Ramazan orucunu ihmal etmek, gündüzlerin uzun, havaların sıcak olmasını bahane ederek oruç tutmamak İslami bir anlayış olamaz.
Allah’ın ve Rasulü’nün rızasına nail olmak, cenneti ve Cemallullah’ı kazanmak elbette kolay değildir. Çekilen her türlü zorlukların ve sıkıntıların ecri vardır elbette. Şu uzun ve sıcak yaz mevsiminde hakkıyla oruç tutmanın yanında her türlü ibadetleri de yerine getirmiş olmanın çok daha büyük ve daha farklı bir karşılığı olacaktır. Yaratanımızın emri olduğu için oruç tutan Müslümanlar ayni zamanda sağlık bulur. Elimize geçmiş olan Ramazan ayı boşa değil dolu dolu geçirmeye gayret etmelidir.
Herhangi meşru bir sebepten dolayı bile olsa açıktan yiyip-içmek gibi oruç tutanlara karşı saygısız tutum sergilemekten kaçınmalıdır.
 

Yorum Yazın