Veyis ERSÖZ

Ölümü de, Hayatı da Yaratan Allah’tır Ancak

11 Mayıs 2015
3 dk Okuma
7 yıl önce
Ölümü de, Hayatı da Yaratan Allah’tır Ancak

Bizlerin bilip-bilmediği canlı ve cansız bütün varlıklar ile yer ve gök âlemini yaratan, denizlerin içinde, dünya yuvarlağının üstünde, toprak altında ve gökyüzünde yaşamlarını devam ettiren bütün canlıları besleyip-büyüten ve zamanı gelince de öldüren Allah’ın (cc) şanı ve gücü eşsizdir.
Bizim görebildiğimiz canlılar içinde ve “eşrefi mahlûkat” denilen insanlar dünya hayatında yaptıklarından hesaba çekileceklerdir. Bu hususta ayeti kerime en bariz şekilde vurgu yaprak şöyle buyrulmaktadır: “O (Allah) hanginizin daha iyi amelde bulunacağını imtihan etmek için, ölümü ve hayatı yarattı. O (Allah) güçlüdür, bağışlayandır.” –Mülk suresi, ayet:2- Her imtihanda olduğundan çok daha fazlası ciddi şekilde dünya imtihanını kazanmak için çalışmayı gerekli kılar. İman edenler ve onun gereklerini yerine getirenler kazanmış, inkar ederek, küfrü; hayat arkadaşı edinenler ise bu büyük imtihanı kaybetmiş ve zillete duçar olmuş olurlar.
Ahiret âleminde yapılacak o ilahi hesap günü imtihanı kaybedenlerin pişmanlık duyacağı Mülk suresinin 10. ayeti kerimesinde şöyle buyrulmaktadır: “Ve kulak verip dinleseydik veya düşünebilseydik bu alevli cehennem ashabı içinde olmazdık derler.” Pek tabiî ki fırsat elden gittikten sonraki pişmanlıklar hiç fayda vermez. Bu meseleyi ancak can tende, fırsatta elden gittikten sonraki pişmanlıklar hiç fayda vermez. Bu meseleyi ancak can tende, fırsatta elde iken değerlendirmek lazımdır. Dünyadaki hataları ve günahların alemde itiraf etmenin hiçbir şekilde en ufak faydası olamaz.
İman nuru; insanın yüzünü, gözünü, gönlünü ve kalbini nasıl nurlandırır nasıl maddi ve manevi açıdan paklandırır ise küfrün zulmeti sahibinin kalbini, yüzünü, gözünü ve mana alemini zifiri şekilde karartır. Bunları düşünen ve en ince şekilde hesap eden herkes; hem hayatı, hem ölümü, hem de ölümden sonra hesaba çekilmek üzere yeniden diriltecek olanın Allah (cc) olduğunu bilmeli ve dünya hayat çizgisini bu doğrultu üzere sürdürmelidir.
Müddesir Suresi’nde yer alan 38-39-40-41-42-43-44-45 ve 47. ayetlerin meallerinde şöyle emri ferman buyrulur: “Her nefis yaptıklarından sorumludur; Ancak, kitabı sağından verilenler başka, Onlar cennetlerdedir, araştırıp sorarlar. Günahkârlardan; sizi sekara (o ateşe) sokan şey nedir? Onlarda biz namaz kılanlardan değildik ve fukaraya yemek yedirmezdik. Batıla dalanlarla birlikte dalar giderdik ve ceza gününü yalanlıyorduk, ta ki ölüm bize gelinceye kadar diyecekler” çok kısa kısa açıklanan bu on ayet bütün insanlığa çok önemli mesajlar sunmaktadır. Mesajlar arasında yer alan hassas noktalar ve ince çizgiler çok iyi ayırt edilip, gerekleri de yerine getirilmelidir.
Şimdide Kıyamet Suresinde yer alan şu ayetlere dikkatle göz atalım: “İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor?” -Ayet: 36- “O ana rahmine atılan bir damla tohum değil miydi?” –Ayet:37- “Sonra yapışkan bir madde oldu, sonra da Allah onu yaratıp bir düzen içinde şekil verdi.” –Ayet: 38- “Ondan da erkek ve dişi olarak iki cins yarattı” –Ayet: 39- Bunları yapanın, ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?” Arka arkaya gelen bu ayeti kerimeler bütün beşeriyeti derin derin düşünmeye ve gerçek bir dünya hayatı yaşamaya davet ediyor. Ayetin yüksek mealinde buyrulduğu üzere hiçbir insan ne başıboş yaratılmış, ne de kendi haline bırakılacak değildir.
İnsan evvel emirde kendi yaratılışını nasıl ve ne halden ne hale geldiğini ve sonunda başına nelerin geleceğini enine-boyuna düşünmeli, dünya hayatında kendisine tevhidi edilen vazifeleri hakkıyla yerine getirmeli, ilahi hesap gününe hazırlıklı olmalıdır. Abese Suresinde yer alan ve arka arkaya gelen ayetlerde şöyle buyrulur: “ Yaratan (Allah) onu hangi şeyden yarattı” -ayet:18- Bir damla tohumdan yarattı da, onu halden hale geçirerek en güzel biçime koydu. –Ayet: 19- Sonra ona doğru yolunu kolaylaştırdı. –Ayet: 20- Sonra öldürdü de kabre gömdürdü. –Ayet:21- Sonra dilediği vakit ona yeniden hayat verecek” –Ayet: 21- Sonra dilediği vakit ona yeniden hayat verecek!” –Ayet: 22- Ayeti kerimelerinde ilk önce insan yaradılışına ve halden hale çevrilişine dikkat çekiliyor. Belli bir süre dünya hayatında yaşatıldıktan sonra öldürüldüğü ve toprağa gömüldüğü açıklanıyor ve sonunda da dilediği vakit Hak Teala hazretleri; hesaba çekilmek üzere herkese yeniden hayat verecektir. Allah’ın (cc) kanunu böyle tecelli edecektir. Bu güne hazır mıyız?
“İşte bugün (yani cennetliklerin ve cehennemliklerin ayrıldığı o gün) de iman edenler kâfirlere gülecekler.” O gün cennetliklerden ve gülenlerden olmak için dünya hayatını İslami ve imani bir şekilde değerlendirmeye tabi tutmalıdır. Şu hakikat kesinlikle bilinmeli ve kabul edilmelidir ki; ölüm yok olup- gitmek demek değil, yepyeni, değişik ve sonsuz bir hayatın başlamış olması demektir. Dünya hayatı ile ölümü birbirinden ayıran o ince çizgi hakkında yeterli derecede İslami bilgiye sahip miyiz? Bundan gafil ve uzak bir yaşantı içinde olmamak için çok düşünmeli ve çok çalışma içinde olmalıyız.
 

Yorum Yazın