Mevlüt KARABAYIR

Olmayalım Demirperde İnsanı Gibi

05 Ağustos 2013
3 dk Okuma
9 yıl önce
Olmayalım Demirperde İnsanı Gibi

Bütün dünyayı, en başta da ABD ve Avrupa ülkelerini seksenli yılların sonunda şaşkına çeviren bir olay yaşanır. İki kutuplu dünyada, Doğu Bloku ülkeleri, başta da lider konumundaki SSCB (Eski Sovyetler Birliği Ülkeleri), büyük bir kaos ve dağılım sürecine girmiş.
Özellikle batılı ülkeler, daha önce öngöremedikleri bu olay karşısında hayrete düşerler ve nasıl olduğunu anlamaya çalışırlar.
İstihbarat faaliyetlerine milyarlarca dolar harcadıkları halde, nasıl olur da bu süreç onların dahi öngöremedikleri bir sonuç doğurdu.
Özellikle Rus vatandaşları komşu ülkelere geçiş yapıp, devlet depolarında, hatta bazen de evlerinde buldukları akla gelen her türlü şeyi satarak paraya çevirmeye çalışıyordu.
Ülkelerinde akademik kariyer yapmış, bilim adamı ve öğretim görevlisi gibi akil kişiler ise, batılı ülkeler tarafından üniversitelerine davet edilip 3-5 bin dolar karşılığında, ihtisas alanlarına göre konuşmalar yapıyor, bilgi birikimlerini dinleyicilere aktarıyordu. Moskova Üniversitesi'nden bir ekonomi profesörü de Londra'ya davet edilir. Ülkesinin ekonomik sistemine ilişkin konuşmasını tamamladıktan sonra dinleyici sorularını almaya başlar. Söz dönüp dolaşıp can alıcı soruya gelir.
"Ülkenizi kaosa sürükleyen dağılım sürecine ait bu gelişmelerin nedeni nedir?"
Profesör tek kelimeyle özetler:
“Mış gibi yaptık.”
Devlet bize para veriyormuş gibi yaptı. Aslında vermedi. Biz de çalışıyormuş gibi yaptık. Esasta çalışmadık.
Dünyanın en büyük ekonomilerinden birinin çökmesine ve ülkenin dağılmasına sebep olan bu olayı tefekkür ettiğimizde biz de benzer davranışlar içerisinde miyiz acaba?
Bizi hayal kırıklığına uğratan istenmeyen başarısız sonuçların sebebi de; “ mış. Gibi” davranışlar mıdır?
Yıllarca süren kardeşlik ve dostane halimizin; kişisel çıkar ve menfaatlerimiz söz konusu olunca buharlaşması.
Maket üzerinden konut satan markalaşmış bazı inşaat şirketlerinin, yakın zaman önce iflas istemiyle gündeme gelmesi.
Kanun ve yönetmeliklerin çıkmış olmasına rağmen iş kazaları ve meslek hastalıklarında dünya ve Avrupa’da ön sıralarda olmamız.
Özellikle bayram tatillerinde; kontrol ve denetimlerin artırılmasına rağmen, Trafik kazalarının sebep olduğu maddi ve manevi kayıplarımızın büyüklüğü,
Web sayfalarına yerleştirilen vizyon ve misyon gibi yönetim ilkelerinden; çalışanlarının bihaber olması.
Şirket faaliyet raporlarında yazılı “İnsan kaynakları politikalarını” okuyan çalışanların yaşadıkları ikilem ve şaşkınlıklar.
İnandığımız değerlerden uzaklaşarak, her geçen gün; yaşadığımız gibi inanmaya başlamamız,
Ekonomide ne zaman uçuşa kalksak; çoğunluğun oy vererek iktidara taşıdığı muhafazakâr hükümetlere karşı:
En son gezi parkı olaylarında olduğu gibi; yapılan ya da yapılmaya çalışılan darbe ve girişimlerde ciddi destekler sağlayan bankanın ATM makinalarını, şirket kuruluş ilkelerine hiç de yakışmayacak şekilde ticaret merkezlerine hatta işletmelerinin içine kadar girmesine izin veren davranışlar.
Tüm Müslümanlar kardeştir derken; menfaatler ve çıkarlar kardeşliğin de önüne geçince, İslam ülkelerinde akan kanlar,
“Mış gibi“ olan yaklaşımların bir sonucu mudur? Yoksa diğer bir ifade ile riyakârlığımız mıdır?
Mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir bayram geçirmeniz dileklerimle.
Bayramınız kutlu ve mübarek olsun.
 

Yorum Yazın