Mustafa ÇAMLI

OFF SHORE OFFFFF……

02 Aralık 2011
3 dk Okuma
10 yıl önce
OFF SHORE OFFFFF……

Bu yazının başlığı belki de “Ekonomiye Yargıtay Darbesi” olmalıydı. Hemen belirtelim ki hukukçu değiliz ve hukuki bir mütalaada da bulunacak değiliz. Ama konunun hukuki olmaktan ziyade ekonomik olduğunu ve bu davada ekonominin kural ve kavramlarının dikkate alınması gerekirken maalesef bunun dikkate alınmadığını düşünüyoruz.

Off-shore bankacılıkla ilgili Yargıtay kararından söz ediyoruz. Yargıtay 11.Hukuk dairesi, batan Yurtbank’ın off shore  bankası  olan Yurt Security Off-Shore’da hesabı olan bir mudinin uğradığı zararın  faizi ile birlikte ödenmesi yönündeki yerel mahkeme kararını onayladı. Üstelik Yargıtay bu kararı  bu konuda daha önce verdiği   tam ters yönde kararlara rağmen verdi.

 Bu karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda da bozulmazsa benzer durumdaki yaklaşık 20.000 kişi için emsal teşkil edecek.  Ortaya çıkacak faturanın ise üç milyar dolara yaklaşacağı tahmin edilmektedir.

İsterseniz önce kısaca off shore bankacılığın ne demek olduğuna ve neden tercih edildiğine  bir bakalım. Böylece kararı anlamak ve neden “ekonomiye darbe” olarak nitelediğimizi anlatmak  daha kolay olacaktır.

Türk bankacılık literatürüne “kıyı bankacılığı” olarak giren,“0ff shore Bankacılığı”, müdahale, denetim ve vergilemenin asgari düzeyde tutulduğu serbest bölgelerde faaliyet gösteren ve ulusal bankacılık sisteminin dışında muafiyetler tanınan bir uluslar üstü bankacılık türüdür.

Genellikle serbest bölgelerde faaliyette bulunurlar. Kıyı finans merkezleri, uluslararası mali işlemlerin liberal bir şekilde yürütüldüğü yerlerdir. Bu merkezlerin en ünlüleri, Bahama Adalan, Hong Kong, Panama, Lüksemburg, İsviçre, Bermuda, Liechtenstein, Cayman Adaları ve Bahreyn’dir.  Listeye KKTC’yi de eklemek gerek.

Yazıyı uzatmamak için diğer özelliklerini bir kenara bırakarak söylemek gerekirse Off Shore bankacılığın en temel iki farklılığı şunlardır.

1-      Off Shore bankalar, yurtiçi bankaların tabi olduğu sınırlama ve kontrollerin çoğundan muaf tutulurlar.

2-      Off Shore bankacılık merkezinde çok sıkı bir biçimde sır saklama ilkesi uygulanır.

 

Buradan da anlaşılacağı gibi OFF shore bankacılık öncelikle yüksek getirisi için tercih edilir, sonrasında da bu hesaplar hakkında bilgi almak mümkün olmadığından çoğunlukla vergi dışı bırakılan kazançlar elde edilir.

Bu açıklamalar ışığında mevcut durumu ve kararı değerlendirecek olursak ;

1-Bu hesap sahipleri, getirisi yüksek olduğu ve vergi dışı kalabildiği için bu hesap türünü özellikle tercih etmişlerdir.

2-Türkiye’deki muhabir bankadan Off Shore bankaya para aktarılabilmesi için hesap sahiplerinin onay ve imzaları gerekir, onların izni olmadan bunun yapılması mümkün değildir.

3-Yurt dışında kurulu bir bankadaki mevduat olma özelliğinden dolayı mevduat güvencesi dışında kaldıklarını da bu bankalarda hesap açtıranlar gayet iyi bilmektedirler.

Yargıtay kararına konu olan olayda da 1999 yılında 205.000 TL’sini off shore hesaba yatıran bir mudiden söz ediyoruz. Bu vatandaşımızın bilmeden bu işi yapmış olduğu iddia ediliyorsa buna kargalar bile güler. Hem yüksek kazanç olsun, hem vergisiz olsun, hem de işler ters giderse devlet ödesin, başka bir arzunuz var mıydı efendim?

Siz de kusura bakmayın sayın Yargıtay üyeleri ben bu parayı ödemek istemiyorum. Üç milyar dolardan ailemin payına düşen yaklaşık üç yüz doları bir zahmet siz ödeyiverin.

 

 

 

 

Yorum Yazın